KAZANAN YİNE BURSA OLDU


Engin ÇAKIR

İkincisini düzenlediğimiz Bursa Fotoğraf Yarışması, Türkiye’nin amatör ve profesyonel fotoğrafçılarını bir araya getirdi. 17 farklı ilden 318 fotoğrafçı 1615 fotoğrafı ile katıldı ve bu bir Türkiye rekoruydu…

Adı yarışma ama kendisi bir fayda projesi Bursa Fotoğraf Yarışması’nın… Hem Bursa’nın marka değerine, hem fotoğraf sanatçılarına, hem de fotoğraf sanatına çok büyük bir fayda… Toplamda 16 bin TL değerinde ödülün fotoğrafçılara ulaştığı bu organizasyonda esas amaç, gündeme fotoğrafı ve Bursa’yı birlikte taşıyabilmekti. Bunun için şehrin dinamiklerini hayata geçirmek gerekiyordu, biz de onu yaptık. İnsanların sıkça uğradığı her alana afişler astık, yerel medyada kendimizi tanıtabilmek için her türlü çabayı sergiledik, sosyal medya ve anlaşmalı web sitelerimizi güncel ve etkin bir şekilde kullandık. Destekçi kuruluşlarımızdan Bursa Büyükşehir Belediye’mizin katkılarıyla yer aldığımız billboardlardan şehrimize seslenme şansı yakaladık. Fotoğrafla ilintili tüm kişi, kurum, topluluk, atölye, kafe ya da dernek varsa; onlara kendimizi hatırlattık. Fotoğraf sitelerine, sayfalarına ve onların üyelerine yarışmamızla ilgili bilgilendirmeler, görseller ve bültenler gönderdik. Kısaca fotoğrafçılar tüm bu çabaları gördü ve yarışmamıza katılarak bize cevap verdi.

SEÇİCİ KURUL ÇOK ZORLANDI

Tabi ki yarışmanın duyurum dönemini hemen ardından yarışmanın şeffaf ve güvenilir bir değerlendirme ile son bulması gerekiyordu. Bu konuda büyük bir özveri ile çalışan bir seçici kurul iş başındaydı. Erdal Kınacı, Demet Argun, Fatih Özenbaş, Özgür Çakır, Aykut Güngör ve bendenizden oluşan kurul seçim yaparken ve değerlendirirken kelimenin tam anlamıyla çok zorlandı. Öncelikle sistem, yarışmaya katılan tüm fotoğraflara sayılardan oluşan bir kod atadı ve tüm fotoğrafları tek bir havuzda topladı. Bu şu demekti, yarışmaya katılan fotoğrafçılar isimleri ile değil, fotoğrafları ile oradaydı. Ardından şartnameye uymayan 123 eser elemelere alınmadı. İlk elemede 450, ikinci elemede ise 530 fotoğraf elendi. “İki kalsın” oyu alan eserlerden geriye kalan 332 fotoğraf tekrar değerlendirmeye alındı ve sayısı 103’e düşürüldü. Bunlar arasından 77 adet fotoğraf ise finale kalma başarısı sergiledi. Ardından “kompozisyon”, “teknik”, “yaratıcılık/anlatım” ve “konuya uygunluk”tan oluşan ve her biri 25 puan olan kriterlerle seçici kurulun puanlandırmasına sunuldu. Tüm kuruldan gelen oylar toplandı ve fotoğraflar sıralandı. Finale kalan 77 fotoğrafın 49 tanesi sergilemeye hak kazandı. Bu fotoğrafların 10 tanesi mansiyon ödülüne, 6 tanesi de ödüle layık görüldü.

ÖDÜLLER…

Bursa Fotoğraf Yarışması’nın birincisi Ümmü Kandilcioğlu oldu. Kandilcioğlu, Uluabat Gölü fotoğrafıyla 2.000,00 TL para ödülü ile birlikte Sony A6300LB aynasız fotoğraf makinesi ve 16-50 mm f 3.5-5.6 lens kazandı. İpekböceği fotoğrafıyla ikincilik ödülü alan ve Alaçatı’da tatil hakkı kazanan isim İsmail Şeker oldu. İznik Gölü’nden bir kare ile katıldığı yarışmada üçüncülüğe layık görülerek Foça’da tatil kazanan isim ise Ali Osman Ak’tı. Yarışmanın özel ödülleri ise; Mustafa Serdar Taşkın, Serkan Özkan ve Aytül Akbaş’ın oldu.

Dereceye giren ilk 16 fotoğrafçının ödüllendirildiği yarışmada Melek Kaya, Cengiz Çırpan, Adnan Dönmez, Oğuz Korkmaz, Veysel Kaya, Emre Koşak ve Özgür Konur da mansiyon ödüllerinin sahibi oldu. Yarışmada derece alan ilk 50 fotoğraftan oluşan ve kentin önemli noktalarında, alışveriş ve kültür merkezilerinde sergilenecek olan “Odak Noktası Bursa” isimli fotoğraf sergisinin açılışının da yapıldığı gece yaklaşık 500 kişinin katılımı ile gerçekleşti. Bursa fotoğraf camiasını buluşturan, kentin amatör ve profesyonel fotoğrafçılarını, fotoğraf severlerini bir araya getiren ve Odak Noktası Bursa olan fotoğrafların sahiplerinin ödüllerine kavuştuğu organizasyonda jüri üyelerinin 16’şar fotoğrafla hazırladığı sunumlar geceye renk kattı. Gece boyunca gündem fotoğraf ve Bursa değerleriydi. Zaten amaç da buydu.

BURSA IŞIKLARININ PEŞİNDE…

“Odak noktası Bursa” olarak belirlenen yarışmanın konusu ise şu şekildeydi: “Peşine düştüğümüz Bursa’nın ışıkları… O kadar çok aktörümüz var ki, şanslıyız. Zaten farkında değiliz, bize göre ışık saçan her şey Bursa’nın ta kendisi… Akşamüstü Tophane’de manzara izleyelim ya da Bakacak’tan bakalım şehre. Lunapark’a gidelim. Gece Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda alalım soluğu. Gecenin geç saatlerine kadar ışığın peşinde koşalım. Sabahın ilk ışıklarında 700 yıllık Cumalıkızık’ta olalım. Güneş her yeri sarmış olsun. Akşamüstü Uluabat misafir etsin bizi. Gölyazı’daki eşsiz günbatımında, Ağlayan Çınar’ın kucağında günü uğurlayalım. Leyleklerin memleketi Eski Karaağaç da olabilir rotamızda. Leylekleri takip eder tarihi Tirilye’de bir yorgunluk kahvesi içeriz. Bir pazar sabahı İnkaya Çınarı, altı asırlık kucağını açsın bize, ulu dallarının gölgesinde kahvaltı yapalım. Bir akşamüstü Kapalı Çarşı’ya gitsek ya. Kozahan’da dinlenir, çay içeriz akşamüstü serinliğinde. Yeşil Türbe’yi ziyaret edip, bir çay da Yeşil’de içeriz. Ulu Cami’deki ilahi ışığı görme şansımız da var. Kayhan’da pideli köfte mi yemeli yoksa Bursa Kebabı mı gün son bulurken?

Ulu Cami’nin minberindeki samanyolunu keşfetmeyen var mı hala aramızda? Mudanya iskelesinden bir tekneyle ayrılıp ışıltılı bir denize doğru hareket etmeyen? Karabaş-i Veli Kültür Merkezi’nde ışık saçan semazenleri izlemeyen? Teleferik ile Uludağ’a doğru çıkmayan? İznik Çinisi bir tabakta yemek yemeyen? Yenişehir’in saat kulesinden saatini ayarlamayan? Oylat Mağarası’nı görmeyen? Arap Şükrü Sokağı’nda çalgı ekibini dinleyip birkaç tek atmayan? Ters ışıklı sahnesinin ardından “hayali”siyle bizi güldüren Karagöz’ü duymayan, bilmeyen?

Botanik Park’ta çiçek kokusuna doyalım bu hafta sonu. Yoksa günün ilk saatlerinde Kent Ormanı’na mı gitmeli? Uludağ’a, Milli Park’a da gidebiliriz piknik yapmaya. Güneşin eşliğinde küçük bir yürüyüş de yaparız ormana doğru. Nefesimiz yeterse büyük zirveye kadar çıkabiliriz kim bilir. Şansımız varsa bir ihtimal Apollo Kelebeği’ni görüp, nesli tükenen bir “Bursa güzelini” tanıma şansı yakalarız… Ama en güzeli havadan görmek olabilir bu şehri. Güneşin yakıcı ve göz alıcı ışıklarının arasında, bulutların üzerinde yamaç paraşütü yapabiliriz Gürsu’da. Sukaypark’ta sukayağı mı denesek ki?

Mustafakemalpaşa’da suyun uçtuğu dev şelalenin serin suları altına girip rehavetimizi üzerimizden atabiliriz. Hepsi bekleyebilir, denize gidelim. Martıları izleyelim güneş suya vururken Mudanya’da. Sahi ya en son ne zaman gündoğumu izledik biz? Mudanya’da gündoğumu Nemrut Dağı’ndaki kadar güzel olmasa da hiç fena değil diyorlar…

Işık; Bursa sokaklarına, tarihi Hisar’a, İznik Surları’na, Ulu Cami’nin minarelerine, Hanlar Bölgesi’ndeki tarihi noktalara veya Atatürk Köşkü’ne hiç yansımış mıdır? Hünkar Köşkü’nün bahçesinden şehre bakınca, gözümüze ilişen sadece şehrin ışıkları mıdır? Mütareke binası çok mu beyaz ki, gözümüzü alıyor? Uludağ’da herkesin başını döndüren karlar mıdır, yoksa yüzlerce yıldır  Olimpos’un üzerinde yansıyan ışıklar mı?”

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>