Bursa’da Bir Gazze’li; Gazzîzâde Abdüllatîf Efendi


Prof. Dr. Mustafa Kara

Öyle bir sâhib-fazîleddir ki ol Abdüllatîf
İlm u irfân çeşmesinden yıkanup olmuş nazîf
Hüseyin Vassâf

1644 yılında Gazze’de doğan Ahmed Gazzî, tahsilini Gazze ve Kahire’de tamamladıktan sonra 1675’de İstanbul’a gelmiş, Ayasofya Camii’nde Hadis dersleri vermiştir. Daha sonra Bursa’ya gelen Gazzî, Niyazî-i
Mısrî ile karşılaşıncaya kadar tasavvuf dünyasına pek ilgi duymamıştır. Mısriyye’nin pirini bu şehirde tanıdıktan sonra kanaatleri değişmiş ve onun müridi olmuştur. Tasavvufî eğitimini 1692 tarihinde tamamlamış ve kendi adıyla anılan Mısrî dergâhını, bugünkü Süleyman Çelebi Lisesi’nin bulunduğu mekânda kurmuştur. (Geniş bilgi için bk. Mustafa Kara Bursa’da Tarikatlar ve Tekkeler)

1150/1738’de vefat eden Gazzî için düşürülen tarihlerden biri de şudur:

Bâm-ı cevher çıkdı üç er dediler tarihini Kutb-i Bursa Şeyh Ahmed azm-i ukba eyledi: 1150

Bu yazı ile size tanıtmak istediğim zât söz konusu dergâhın üçüncü şeyhi ve Ahmed Gazzî’nin torunu Gazzîzâde Abdüllatif Efendi’dir. O da bu şehrin tarihini aydınlatan eserler kaleme almış, kültür tarihiyle meşgul olanların işini kolaylaştırmıştır.

Gazzîzâde 1776 yılında doğmuş 1832’de vefat etmiştir. Anne tarafından dedesi olan tekkenin ikinci şeyhi Mustafa Nesîb Efendi’nin yanında yetişmekle birlikte o yıllarda farklı tarikatlara mensub Bursa’nın gönül
adamlarından azâmî derecede istifade etmiştir. Celvetiye’ye mensub Üftadezâde Mustafa Efendi, Nakşibendî şeyhi Mehmed Emin Bursevî/Kerkukî bunların başında sayılmalıdır.

Tekkesini farklı tarikatların zikir meclislerine açan Abdüllatîf Efendi’nin en meşhur yönlerinden birisi de velûd oluşu yani çok eser kaleme almış olmasıdır. Bursa kültürüne eser tahsis etme konusunda altın madalya
Şemseddin Mısrî’ye ait ise gümüş madalya da Abdüllatıf Mısrî’ye aittir. Kültürümüze hizmet eden birçok insan gibi onun da mezar taşına sahip değiliz. Bu ve benzeri insanlar için şehrimizin uygun yerlerinde makam mezar
yapılsa hatıra taşı dikilse iyi olmaz mı? Bir kültür merkezine adı verilse kötü mü olur?

Bizim kültür tarihimizde Vefeyât adıyla bilinen bir kitap türü vardır. Vefat kelimesinin çoğulu olan Vefeyât, bir çeşit biyografi kitaplarının adıdır. Yazarlar kendinden önce ve kendi asrında yaşayan meşhur kişileri alfabetik, kronolojik veya başka bir düzenleme ile tanıtırlar. Daha sonra gelenler onların bıraktığı yerden başlayarak devam ederler Bu eserlere zeylek adı verilir. Silsile böyle devam eder.

Bu açıdan Bursa şanslı şehirlerden biridir. Çünkü Baldırzâde’nin XVII. yüzyılda kaleme aldığı Ravza-i Evliyâ’yı İsmail Beliğ Efendi’nin Güldeste-i Riyâz-ı İrfân’ı takib etmiş, Eşrefzâde Ahmed Ziyâuddin’in Gülzâr-ı Sulehâsından sonra Gazzîzâde nöbeti devralmış ve bu zincir asrımıza kadar devam etmiştir.

Bu eserlerde sultanlar, paşalar, vezirler, sadrazamlar, şeyhler, dervişler, müderrisler, şairler, bestekârlar, imamlar, müezzinler, kadılar, müftüler hattatlar, ziraatçiler ele alınıp bazen kısaca bazen geniş bir şekilde
tanıtılmıştır. Vefeyât silsilesini yeni harflere aktarma işinde mesûliyet kime/kimlere aittir?

Onun hayranlarından biri de Sefine-i Evliya yazarı Hüseyin Vassaf’tır. “Bursa’ya her azimetimde behemahal hangâh-ı irfan-penahlarına rûmal olurum. Tevhidhane ve müştemilatını ehl-i din muhibb-i erbâb-ı yakîn Reşîd Bey isminde bir zât, esbâbını temin ederek yeniden inşaya muvaffak olmuşlardır. Türbe-i Şerifeleri tevhidhâneye muttasıldır ve fevkânîdir. 1318/1900 senesinde istediği manzumeyi levha halinde türbelerine takdim eylemişdim”.

Manzumenin bir beyti şöyledir:

Arz-ı tazimât ile Vassâf zâir ol hemân
Hazret-i Abdüllatif’in kabrini ol kâm-yâb

Gazzîzâde, dinî-tasavvufî hayatın farklı konularında Arapça, Farsça, Türkçe irili ufaklı 40 kadar eser kaleme almıştır. Bunlar Kur’ân-ı Kerim’in bazı ayetlerinin tefsirinden cihadla ilgili hadislere, dilbilgisinden hac ibadetine, kadınların tarikata giriş usûlünden velilerin kerametlerine kadar pek çok konuya tahsis edilmiştir. Eserlerinden özellikle Bursa’yı ilgilendiren beş tanesini biraz daha yakından tanıyalım.

1.Ravzatü’l-müflihûn

Kurtuluşa erenlerin bahçesi anlamına gelen bu Türkçe eserde Bursa’da yaşayan dinî ilmî siyasî hayatın meşhur şahsiyetleri hakkında bilgi vermiştir. 54 tekke şeyhi, 57 derviş, 44 müderris, 7 vezir, 3 vâizden başka şairlere,
kadılara, imamlara, müezzinlere yer veren yazar “avâm-ı kiram” başlığıyla genel halk kitlesinden bazı kimseleri tanıtmayı da ihmal etmemiştir. Eserin bir özelliği de mürşidi Mehmed Emin Efendi’nin tavsiyesi üzerine kaleme alınmış olmasıdır. Yeni harflerle henüz neşredilmemiştir.

2.Hulâsatü’l-vefeyât

Ravzatü’l-müflihûn’un bir çeşit özetidir. Adeta bir şehir rehberi olan kitap birer ikişer cümle ile pek çok konu ve kişi hakkındaki bilgiyi bir araya getirmiştir: 6 padişah, 28 şehzâde, 16 vezir-i azam, 238 mutasavvıf, 8 salatin camii, 36 mesire yer, 41 su, 3 kuyu, 11 kaplıca, 36 tekke, 10 metrûk tekke. İki neşri vardır: Mustafa Demirel, Hulâsatü’l-Vefeyât, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa, 2014. Ayşe Nur Sır Dündar, Hulâsatü’l-Vefeyât (Giriş, İnceleme, Metin, Tıpkıbasım) 2 cilt, Kesit Yayınları, İstanbul, 2015.

3.Menâkıb-ı Ahmed Gazzî

Biyografi yazma konusunda kendisini yetiştiren Gazzîzâde, büyük dedesini müstakil bir eserle tanıtmıştır. Hayatının detaylarını verirken özellikle Niyazî-i Mısrî ile ilk karşılaşması ve ona intisabı hakkında geniş
bilgi vermiştir. Şeyhi bulunduğu dergâhın kuruluşu ile ilgili birinci elden bilgiler veren müellif, dedesi Mustafa Nesib Efendi’den duyduklarının bir kısmını da aktarmıştır. Abdüllatîf Efendi kitabın sonunda kendi eserlerinin dökümünü vermeyi de ihmal etmemiştir. Abdüürrahim Koçin tarafından neşredilmiştir. Ankara 2012.

4. Vakâyi-i Baba Paşa

İkbal devrinden sonra sürgün olarak bulunduğu Bursa’da idbar devrini yaşayan Gâzi Seyyid İbrahim Paşa’nın bir nevi hatıraları olan bu eser kültür hayatımızın bir başka alanına ışık tutmaktadır. Halk arasında Baba Paşa diye bilinen İbrahim Paşa’nın görev yaptığı yıllarda, devletin iç emniyetini sağlamak için verdiği mücadele bütün detaylarıyla anlatılmaktadır. 1819 tarihinde kaleme alınan eser Salih Erol tarafından yeni harflere aktarılmış ve 2013’de Türk Tarih Kurumu’nca basılmıştır.

5.Vâkı’ât

Bir kişinin konuşmasını aynı anda bir başkasının kaleme almasıyla meydana gelen kitaplara Vâkı’ât denir. Bunun en meşhur örneği Aziz Mahmûd Hüdâyî tarafından kaleme alınan Hz. Üftade’nin sohbetleridir. Bursa’daki ikinci örnek Gazzîzâde’nin bu kitabıdır. Mürşidi Mehmed Emin Kerkükî’nin on üç yıl boyunca Eminiyye dergâhında yaptığı sohbetleri kaleme alan müellif, bize çok değerli bir armağan bırakmıştır. Çünkü
Mehmed Emin Kerkükî/Bursevî’nin başka bir eseri yoktur. Bu eser de olmasaydı onun fikirleri hakkında bilgimiz çok yetersiz kalacaktı. Eserde kendi cümleleriyle mürşidinin ifadelerinin karışmaması için özel
gayret gösteren yazar, sohbetlerin Arapça bir özetini yapmayı da ihmal etmemiştir.

Ahmed Gazzî ve Gazzîzâde üzerinde geniş araştırmaları olan Hamdi Tekeli bu eseri yeni harflere aktararak neşretmiştir: Gazzîzâde Abdüllatif’in Hayatı Eserleri ve Vâkı’ât’ı, Uludağ Yayınları, Bursa, 2016.

Bu yıl Eminiyye dergâhı (Veled-i Habîb Camii) ile ilgili olarak gerçekleşen bir güzellik de şudur. Mehmed Emin Efendi’nin torunu olan Gökçen ailesi bu dergâhı onarmakla kalmamış, bitişiğinde yaptırdığı Huzurevi’ni kamunun hizmetine sunmakla “hayırlı evlat” zümresine dahil olmuştur.

Hamdi Tekeli’nin tesbitlerine göre Abdüllatif Efendi’nin kaleme aldığı eserlerin isimleri şöyledir:

1. Esrâr-ı Fâtihati’l-Kitâb
2. Tefsîrü’l-Fâtiha Müsemmâ bi Fütühât-ı Kenzü’l-Kur’ân
3. Tenkıh-u Zübdeti’l-Beyân fî Tefsîri’l- Kur’ân
4. Tefsîru’l-Kur’ân
5. Risâletü’l-Aktâb
6. Risâle
7. Menâsiku’l-Hac
8. Risâle Âdâb-ı Esmâ-i İsnâ Aşer
9. Tafsîl-i Ahvâl-i Etvâr-ı Esmâ-i İsnâ Aşer
10. Âdâb-ı Biat-ı Nisvan
11. Risâle fî Cevaz-ı Deverân-ı Meşâyıh-ı Sûfîye
12. Ahvâl-i Esmâ-ı Seb‘a Maa Devâirihim
13. Temhîd-i Mukaddimât
14. Risâle-i Rûhu’l-Kuds
15. Risâle-i Zeyniyye fî Meslek-i ‘Aliyye
16. Risâletü’l-Vâkı‘ât
17. Vâkı‘ât
18. Risâle-i Andelib-i Uşşâk
19. Risâle fi’l-Fıkh ve’t-Ta’bîr
20. Risâle fî Kerâmâti’l-Evliyâ
21. Makâlât-ı ‘Aliyye fî İrşâd-ı Ehli’s-Sülûk
22. Risâle-i Beyân es-Semâ Mültekâ min İhyâi’l-Ulûm
23. Mecmûati’l-Fevâid
24. Mecmûati’l-Hutab
25. el-Mecâlis fî Fedâil-i Sıyâmi’l-Eyyâm Sitte-i Şevval ve Savm-ı Receb vs
26. Mecmûatü’l-Hutbe
27. Mecmûatü Mevâiz-i Müteferrika
28. Tercüme-i Zahira
29. Hulâsatü’l-Vefeyât (Zübdetü’l-Vefeyât)
30. Ravzatü’l-Muflihûn
31. Menâkıb-ı Ahmed el-Gazzî
32. Vakâyî-i Baba Paşa fi’t-Târîh
33. Hâzihi Dürreti’l-Beyzâ fî Şerefi Mevlidi’l- Mustafa
34. Mecmûa
35. Mecmâu’l-Furuk
36. Muhtasar fi’l-Furuk
37. el-Muntehâb Mesheri’l-Lugati’l-‘Arabî
38. Şerefü’l-Âfâk
39. Mergûbu’s-Sâlikîn
40. ed-Daavât ve Âdâbuhû ve Fedâilü’l-Ezkâr
41. el-Mecâlisü’l-Gazâ
42. Risâletü’l-Ehâdis ve’l-Ahbâr fî Hakkı’l- Gazâ
43. Risâle Ma’nâhü’l-Gazâ
44. Der Ziyâret-i Kubûr

Vefatına düşürdüğümüz tarih şöyledir:

Dedesi Ahmed Gazzî, Gazzî dergâhın kurdu Sonra Nesîb Efendi bu makamda oturdu Torunun rihletine bir er geldi târih çun “DERGEH-İ GAZZΔ sözü doğrusu cuk oturdu: 1247




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>