BURSA’DA İPEKÇİLİK


“Hikmetullah şehrinin bir tanesi, oğlunun karnında yatar annesi”

Prof. Dr. Cafer ÇİFTÇİ

Orhan Bey zamanında Osmanlı Devleti’nin başkenti olması ile birlikte Bursa; kısa bir süre sonra ipek ticaretinin Anadolu’daki merkezi haline gelmiş, İranlı ipek tâcirleri ile İtalyan ticâret erbâbı arasında ticarî ilişkilerin gerçekleştirildiği önemli bir merkez olmuştur. 15. yüzyılın sonlarında Bursa’da 1000 kadar ipekli dokuma tezgâhı vardır ve Bursa yüksek kalitede ipekli üretimin yapıldığı sanayii merkezidir. 1487 tarihli Hudâvendigâr Sancağı tahrir defterinde, Bursa mîzânı mukataasının yılda 2.587.000 akçalık geliri olduğunun kaydedilmesi, şehirdeki ipek ve kumaş ticâretinin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Ayrıca Türk dokumacılığında Bursa’nın ne kadar ileri olduğu, 1502 tarihli Bursa İhtisâb Kanûnnâmesinde belirtilen kumaşların atkısı ve çözgüsü, boya miktarı, bükümleri ve kumaşlarda kullanılması gereken teller ile ilgili esaslardan anlaşılmaktadır.

19. yüzyılın başlarına kadar Bursa’da ham ipeğin üretimi evlerde ve mahallelerde geleneksel yöntemlerle ve tepme mancınıklar vasıtasıyla yapılmış, üretilen kumaşlar ise iyi örgütlenmiş esnaf teşkilatları aracılığıyla imâl edilmiştir. Ancak 19. yüzyıla gelindiğinde birçok alanda görüldüğü gibi, sektörde de değişimi başlatacak yenileşme sürecine girilmiştir. Bu yenileşme süreci Avrupa’da yaşanan gelişmelere paralel bir şekilde ortaya çıkmıştır. Buharla ipek çekimi yapan ilk fabrikalar 1805 yılında Fransa’da ve 1815 yılında İtalya’nın Lombardiya bölgesinde kuruldular. 1824 senesinde ise Fransa’nın Lyon şehrinde buhar gücü ile çalışan ve kozadan ipek tellerini çeken makineler kullanılmaya başlandı. Bu sayede kozaların sıcak suda tutularak içindeki böceklerin öldürülmesi ve buhar sayesinde koza tellerinin yumuşatılması ile ipek tellerinin çekimi işi hızlandırılmış oldu. Buhar gücü ile çalışarak ipek teli çeken ve ipek ipliği üreten filatür fabrikaları, Avrupa finans kapitalinin ülkeye girişi ile kısa süre sonra Osmanlı Devleti’nin ipek üretim merkezi olan Bursa’da da oluşturulmaya başlanmıştır. 19. yüzyılın ortalarında bu fabrikalar, başta Lyon kenti olmak üzere Avrupa’nın çeşitli şehirlerindeki dokuma tezgâhlarında kullanılmak üzere ipek ipliği üretmektedirler.

1837 yılında Bursa’da açılan ilk ipek fabrikasının kurucusu Fransız Glaizal ailesidir. Ancak bu fabrika buharla çekim yapmamaktadır. Glaizal ailesinden sonra bir başka girişimci olarak Falkeisen, 1838 tarihinde Bursa’da bir ipek çekim fabrikası kurdu veya Glaizal ailesinden devraldı. Ortağı olarak Bursa’nın yerlisi Ermeni Taşçıyan Efendi’yi ve bir Fransız ipek çekimciyi aldı. Ancak bu fabrika bir sene sonra yandı. 1845 yılında Avrupa gezisinden dönen Falkeisen, 20 mancınıklı buhar gücü ile ipek çekimi yapan yeni bir fabrika kurdu. Zürih’te İsviçreli MM Henry et Daniel Muralt fils et Cie adlı bir firmayı ortak olarak aldı. Bir Fransız ipek üreticisi olan Goudard’ın yardımıyla yeterli sayıda işçiyi ipek eğirme konusunda eğittiler ve elde edilen ipeği ilk üretim mevsiminin sonunda Fransa’ya gönderdiler. Ertesi yıl 60 mancınıkla ve iki sene sonra da 120 mancınıkla çekim işini büyüttüler. Bu dönemde ipek fabrikalarında ailelerin kızlarının çalışmalarına izin vermeleri aşılması gereken önemli bir sorundu. Para kazanmak için evden ayrılmak ve buharla dolu odalarda günün erken saatlerinden akşam karanlığına kadar saatler geçirmek alışılmış günlük yaşamın dışına çıkmak demekti. Halkla iletişim kurmak konusunda yenilikçi ancak yerel geleneklere de hassasiyet gösteren bir yaklaşımla meseleye bir çözüm getirildi. M. Falkeisen, bu durumun çözümü için Bursa piskoposunun devreye girerek, yeni çekim faaliyetinin takdis edilmesi ve kız işçilerin ailelerinin ikna edilmesi husûslarında desteğini aldı. 1852’de Muradiye semtinde Çınardibi (Çınarönü) adlı mevkide 78 mancınıklı devlete ait büyük bir fabrika daha kurulmuştur. Fabrikada Paulaki’nin hidrolik sistemi ile buhar enerjisinin kombine edildiği bir sistem kullanılmıştır. Osmanlı sarayının ipek halı ve kumaş ihtiyacını sağlamak amacıyla Hereke’de kurulmuş olan dokuma fabrikasına ipek ipliği temin etmek üzere kurulmuş bu fabrika, Bursa Harîr Fabrika-i Hümâyûnu adıyla anılmaktadır.

 

İpek Fabrikası

Adet

Mancınık

Adet

Bursa merkezi 44 2364
Timurtaş Karyesi 1 70
Gemlik 1 80
Selöz 2 120
Pazarköy (Orhangazi) 1 60
Çengiler 4 150
Mudanya 6 338
İnegöl 1 60
Yeniceköy 2 60
Cerrah 7 321
Bilecik 11 710
Küplü 10 562
Aşağıköy 2 120
Pelidözü 2 112
Vezirhân 1 60
Lefke 3 152
Söğüd 4 192
Bandırma 1 60
Yekûn 103 5591

1906 yılı itibariyle Hüdâvendigâr Vilâyeti’nde mevcut ipek fabrikalarının ve mancınıkların sayısı

 

İpekböceği Hastalıklarının Ortaya Çıkışı

1850’li yıllarda Fransa’da, İtalya’da ve diğer Avrupa ülkelerinde ipekböceklerinde görülen Pébrine (Karataban) hastalığı, koza üreticilerini ve ipekçilik sektörünü perişan eden bir süreci başlatmıştır. Hastalık sebebiyle 1853-1856 yılları arasında Fransa’da yapılan koza üretim miktarı 26 milyon kilogramdan 8 milyon kilograma düşmüştür. Sektörde yaşanan bu sıkıntı tohum, koza ve ipek fiyatlarında inanılmaz bir artışa sebep olmuştur. İpekböceği hastalığının Osmanlı sahasında görülmesine yönelik ilk işaretler 1857 yılında ortaya çıkmıştır. 1858 tarihinde Hudâvendigâr meclisinden Meclis-i Vâlâ’ya havale olunan mazbatada, Bursa’da bulunan ipekböceklerinin geçen sene (1857 yılı) olduğu gibi bu senede bir hastalığa yakalandığı, az koza üretilebildiği, bu sebepten koza üreticileri ve fabrikalarda çalışan halkın mağdur olduğu, özellikle harîr mîzânı ve gümrüğünün gelirlerinin düştüğü belirtilmektedir. Bu durum sonrasında Bursa’da bu konu ilgililer tarafından değerlendirilmeye alınmış ve mevcut tohumların sadece ülke içindeki ihtiyacı karşılayacak miktarda olabileceği tespit edildiğinden tohumların dışarıya satılmaması kararı alınmıştır. Osmanlı Hükümeti sektörü ayakta tutmak için, Hudâvendigâr Vilâyeti’nde üç yıl boyunca yeni kurulan dut bahçelerinin sahiplerini öşür vergisinden muaf tutan ve ipekböceği yetiştirme faaliyetlerinde başarı gösterenlere ödül verilmesi husûslarını içeren 1862 tarihli Muâfiyet Nizâmnâmesi’ni ilan etmiştir. Muâfiyet Nizâmnâmesi’ne göre özetle; dut fidanlarının dikildiklerinin dördüncü senesinden itibaren üç sene müddet her dönüm dutluk için 40 kıyye yaş koza veyahut 4 kıyye ham harîr, öşürden muaf tutulmuştur. Saban girmemiş ve işlenmemiş olan sahipsiz arazide 50 dönüm dutluk yetiştirenlere mezkûr muâfiyetten başka; bakır madalya, yüz dönüm yetiştirenlere gümüş madalya ve beş yüz dönüm yetiştirenlere altın madalya verilecektir.

Yeniden dutluk yetiştirenlerin istifâde eyleyecekleri zaman muâfiyete ve hâm arâzîde dutluk ihdâs edeceklere muâfiyetden başka madalyalar i‘tâ kılınacağına dâir ba‘zı mukarrerâtı hâvî evrak (3 Muharrem 1311)

1881 sonrası Düyûn-ı Umûmiyye İdâresi’nin rüsûm-ı sitte içerisinde yer alan ipek öşrü gelirlerini toplama hakkını üzerine alması ve bu gelirleri maksimum düzeye çıkarma arzusu, Avrupa’daki gelişmelerle birlikte ipekböcekçiliği ve Bursa için yeni bir dönemin başlamasında etkili olmuştur. Fransa’daki Montpellier Zirâat Okulu’nda tahsilde bulunmuş olan ve böcekçilik sanatında dahi ihtisası bulunan Kevork Torkomyan Efendi, Bursa’da ipekçiliğin modern usullerle yapılması işine görevlendirilmiştir. 14 Nisan 1888 tarihinde Bursa’da Harîr Dâruttalîmi adlı okul açılmıştır. Şehreküsdü Mahallesinde Kazzaz Muhtar Ahmed Efendi’nin hânesi kiralanarak, bu binada hizmet vermeye başlayan Bursa Harîr Dâruttalîmi’nin müdürlüğüne Kevork Torkomyan Efendi getirilmiştir. Okul açıldığında müracaat eden 12 talebe okula kabul edilmiş ve ipekböcekçiliği ve tohumculuk fenleri tedrisine başlanmıştır. Bir sene zarfında kiralanan hânenin ihtiyaca yeterli olmayacağı anlaşılıp ertesi sene dâruttalîm, Bursa’nın Sedbaşı cihetinde Kara Ağaç Mahallesinde Burdurîzâde Osman Fevzi Efendi’nin sahip olduğu geniş bir hâneye nakledilmiş ve 1894 yılına kadar bu hânede eğitime devam edilmiştir.

Bursa Harîr Dâruttalîmi

Harîr Dâruttalîmi veya Séricicole Institut adıyla anılan okulun mâlî açıdan desteğini Düyûn-ı Umûmiyye İdâresi sağlamıştır. Okulun iki türlü eğitim programı bulunmaktadır. Birincisi, bir imtihanla seçilerek okula alınan tam zamanlı öğrencilere verilen iki yıllık eğitim programıdır. İkinci program ise Pasteur usûlüyle ipekböcekçiliği yapanlara Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim aylarında iki aylık programlarla yarım zamanlı eğitimle sertifika veren programdır. İki yıllık tam zamanlı eğitim alanlara şehâdetnâme, iki aylık eğitim alanlara ise tasdiknâme verilmektedir. İki yıllık eğitimle mezun veren her sınıfın en iyi iki öğrencisine, mezuniyet töreninde mikroskop ödülü verilmektedir. Torkomyan Efendi 1922 yılına kadar 35 sene bu enstitünün müdürlüğünü ve muallimliğini yapmış, bu süreçte 2032 diplomalı böcekçi yetiştirmiş, ipek mahsûlü 18 milyon kiloyu bulmuş ve Düyûn-ı Umûmiyye İdâresi’nin koza öşründen aldığı gelir 198.000 Osmanlı Lirasını geçmiştir. Torkomyan Efendi okulun müdürlüğünü yaparken birkaç defa Fransa’ya giderek ipekböcekçiliği alanındaki gelişmeleri takip etmiştir.

Bursa’da bir ipek çekim fabrikasının içi ve çalışan bayanlar

(J. D. S. Papazyan, 1890)

19. yüzyılın ortalarında Bursa’nın ipek ticâretinin ilerletilmesi husûsunda ortaya çıkan talepler, yeni ulaşım ağı oluşturma kararlarının alınmasında etkili olmuştur. Bursa’da üretilerek Fransa fabrikalarına ulaştırılmaya çalışılan harîr balyaları için, Mudanya-Bursa arasında bir demiryolu ağı oluşturuldu. 1873-1874 yıllarında hükümet tarafından inşa edilen, ancak o zamanki mâlî sıkıntılardan dolayı işletilmeyerek uzun yıllar terk edilen Mudanya-Bursa Demiryolu’nun, 18 Haziran 1892 tarihinde bir törenle tekrar açılması, bu demiryolu için oluşturulmuş yeni bir iskelenin de Mudanya’da kullanılmaya başlanmasını sağlamıştır. Mudanya demiryolu Bursa-Lyon arasında gerçekleşen ipek ipliği ticâreti açısından oldukça önem taşımakta idi. Zira her iki şehir de, bu ticâret için yakınındaki limanlarını yani Mudanya ve Marsilya limanlarını kullanmakta idi. 19. yüzyılın sonlarında bu sayede Mudanya Marsilya arasında tarifeli vapur seferleri başlamıştı.

 

1909 senesinde Bursa’da altmıştan fazla ipek çekim fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikalarda günde 14 saatten fazla çalışan ve günlük 3 kuruş yevmiye alan kadınlar, sağlıklarının bozulmaya başlaması sebebiyle padişaha bir şikâyette bulunmuşlardır. 3 Eylül 1909 tarihli şikâyet yazısı, Bursa fabrikalarında müstahdem toplam 1200 kız nâmına bir grup bayan tarafından yapılmıştır. En büyüğünün 25 yaşında olduğunun belirtildiği bu yazıda; günde 16 saat çalıştırıldıkları, sabah karanlığında işe gidip akşam karanlığında evlerine döndüklerinden kötü niyetli ve sarhoş kişilerin sataşmalarına maruz kaldıkları, kadın başlarına kış günlerinde karlar içinde soğuk sokaklarda az bir ücret kazanmak için gidip geldikleri, bu konuları dile getiren konferanslar ve nutuklar verildiği ve makaleler yazıldığı halde zengin fabrika sahiplerinin kendi menfaatlerini düşünmekten başka bir davranış sergilemedikleri dile getirilmiştir. Ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen bir mesafe kat edilememiştir. Sonunda 16 Ağustos 1910 tarihinde ipek fabrikası çalışanları bir dilekçe ile vilâyet yönetimine başvururlar. Bu başvuruda, fabrikatörlerin 3 kuruş ilâ en fazla 5 kuruş arasında yevmiye vererek günde 16 saat işçi çalıştırdıklarını, bu nedenle çalışanların sağlıklarının bozulduğunu ve bu şartların iyileştirilmesine kadar ta‘tîl-i eşgāle (grev) karar verdiklerini bildirirler. Grev üzerine Bursa Ticâret Odası Yönetim Kurulu 20 Ağustos 1910 tarihinde toplanarak konunun çözümü için çalışmalara başlar. Bu çalışmalar sonucunda fabrikatörler ve greve giden işçilerin önayak olanları bir araya getirilerek, aralarındaki soğukluk ortadan kaldırılır ve tarafların şimdilik uzlaşması sağlanır.

 

Cumhuriyet Döneminde Bursa’da İpekçilik

Cumhuriyetin ilanı öncesi ve hemen sonrasından itibaren merkezî yönetim, tüm ülke genelinde olduğu gibi, Bursa’da da savaş öncesi ekonomisini canlandırmaya yönelik adımlar atmış; bu süreçte Bursa ekonomisinde önemli yere sahip olan ipek üretimindeki kayıpların en kısa sürede giderilmesi ve tedbirler alınması önem kazanmıştır. İşgalden kurtarılmış bölgelerde, Yunan ordusu ile birlikte çekilen Rum ve Ermenilerin geride bıraktıkları ipekböceği tohumlarının satılmak üzere İktisat Vekâleti’ne devredilmesi, bu tohumların vekâletçe zirâatçılara dağıtılması, Bursa ve Dersaâdet’ten getirilecek ipekböceği tohumlarından gümrük vergisi alınmaması, bu tedbirler arasında yer almıştır.

 

Cumhuriyetin ilk yıllarında ipekböcekçiliği alanında önemli bir gelişme de, 1926 yılında Düyûn-ı Umûmiyye İdâresi’nin kaldırılmasıyla sağlanmıştır. Böylece, ipekböcekçiliği işlerinin idâresi Zirâat Vekâleti’ne geçmiştir. Zirâat Vekâleti’nin bu alandaki ilk önemli yasal düzenlemesi, 26.05.1926 tarih ve 859 sayılı kanunun çıkarılması olmuştur. 19.06.1926 tarihinde resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren bu kanunla, Türkiye’de ipekböceği ve tohumu yetiştirilmesi, muayenesi ve satılması hakkında temel esaslar belirlenmiş ve ipekböcekçiliği ilk kez devlet tarım politikasında bağımsız olarak yer almıştır.

 

Savaş yılları ve sonrasında azınlık ve yabancı sermaye temsilcilerinin Bursa’dan ayrılması ve ulusal devlet kuruluş sürecinde “milli iktisat” siyâsetinin etkisiyle, Cumhuriyet döneminde Bursa’da filatür fabrika sahiplerinin millileşme süreci hız kazanmış; Türk işveren girişimleriyle filatür ve dokuma fabrikaları sayısında artış meydana gelmiştir. Bu dönemde sektörde ortaya çıkan boşluğun doldurulmasında, milli mücadelede yararlık gösteren emekli subaylar ve yeni rejimin yönetici kadrosuna yakın kimselerin önemli rol oynadığı görülmektedir. Atatürk’ün yakın arkadaşlarından Kolsuz Faik, bu dönemde ipek tekstil sanayine atılmış, Bursa ipekçilik sektörüne damgasını vurmuştur.

 

Cumhuriyet yönetiminin 1923-1929 dönemi liberal ekonomik politikalarının Bursa ipekçilik sektöründeki en önemli temsilcisi İpekiş olmuştur. Bursa’da koza üretimi ve ipekböcekçiliğinin teşviki amacıyla faaliyete geçirilen İpekiş’in geçmişi, II. Meşrûtiyet yıllarında kurulan “Bursa Dokumacılık ve Trikotaj TAŞ”a dayanmaktadır. Şirketin Cumhuriyet dönemindeki gelişimi, 1927 yılında İş Bankası’nın etkin katılımıyla yeniden düzenlenmesi ve İpekiş adını alması ile sağlanmıştır. İdare merkezi İstanbul olan şirketin kurucuları, İş Bankası Bursa Şube Müdürü Saffet Bey, Monsieur Antoin Pios, Tüccar Hüsnü ve Hafız Halit beylerdir. Merkezi İstanbul olmak üzere 50 sene müddet ve 400.000 Türk Lirası sermaye ile teşkiline başlanan Bursa Dokumacılık ve Trikotaj Türk Anonim Şirketi’nin, kuruluş tarihinde sermayesinin % 10’unun tedarik olunduğu, banka mektubu ile gösterilerek icrâ vekilleri heyetinin 3 Eylül 1930 tarihli toplantısında mukavelenâmesi tasdik edilmiştir. Böylece İpekiş, Bursa’nın ilk düzenli anonim şirketinin uzantısı olarak Bursa ve ülke ekonomisindeki yerini almıştır.

 

Gemlik Sunî İpek Fabrikası’nın kurulması, 1940’lı yıllarda dokuma sanayinde kullanılan iplik hammaddesinde değişim açısından önemli bir aşama teşkil etmiştir. Bu değişim, ipekböceği kozasından çekilen ipek ipliğine bağlı üretim yerine, selülozdan üretilen ve “floş” olarak bilinen sunî ipek ipliği üretimine geçiş şeklinde kendini göstermiştir. İpekçilik sektörü, selülozdan elde edilen ve “floş” adı verilen sunî ipeğin yaygınlaşmasıyla, 1929 Ekonomik Krizi’nden sonra ikinci darbeyi yemiştir. Sunî ipek yapma ihtiyacı, daha ucuza tedarik edilebilmesi itibariyle, doğal ipeğe göre alternatif dokuma maddesi olarak önem kazanmıştır. Gemlik’te açılan sunî ipek fabrikası, bu gelişmelerin ve devletçilik uygulamalarının sonucu olarak faaliyete geçirilmiştir. 28 Kasım 1935 tarihinde dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından Gemlik’te temeli atılan fabrika, 1 Şubat 1938 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk tarafından işletmeye açılmıştır. Gemlik Sunî İpek Fabrikası bünyesinde, ipekböceği kozasından çekilen ipek ipliğine bağlı üretim yerine, selülozdan üretilen floş olarak bilinen sunî ipek ipliği üretimine geçilmiştir. Sunî ipek üretiminde çoğunlukla viskoz ipeği, daha kolay ve ekonomik olması itibariyle uygulanmıştır. Özellikle Bursa’da küçük dokuma sanayinin önemli hammadde girdisi olan floş, 1970’li yılların sonuna kadar egemenliğini sürdürmüştür.

 

1940’lı yılların başında, Bursa ipekçilik sektörü açısından önemli bir gelişme de, ipek kozası üreticilerinin, Koza Üreticileri Kooperatifi çatısı altında örgütlendirilmesi olmuştur. Savaş koşullarında tohum ve koza üretimini arttırmak, üretilen kozaların değerlendirilmesi, pazarlanması ve üreticinin korunması için ilk yerel kooperatiflerden biri bu dönemde Bursa’da kurulmuştur. 1 Mayıs 1940’ta Bursa, Bilecik ve Adapazarı’nda kurulan kooperatifler birleşmek suretiyle, Kozabirlik diye anılan Bursa Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’ni kurmuşlardır. Küçük üreticiyi korumak ve sektörde devletin vergi kontrolünü sağlamak için İktisat Bakanı Celal Bayar birliğin kurulmasına öncülük etmiştir. İpekböceği tohumu üretici kuruluşu olarak Koza Tarım Satış Kooperatifler Birliği, merkezi Bursa’da bulunan ve yumurta üretiminden ipeğe kadar tüm aşamaları bünyesinde barındıran örgütlü bir kurum olarak sektörde önemli yere sahip olmuştur. Kozabirlik 1963 yılından itibaren yüksek verimli ve kaliteli polihibrid ipekböceği tohumunun ülkede kullanılmaya başlanılması ve üretilmesini; 1980 yılından itibaren modern teknoloji ile ipek çekimi ve bükümü yapılmasını başlatmıştır. Türkiye’de üretilen kozaların önemli bir kısmı Kozabirlik tarafından üreticiden satın alınmakta ve yaş kozalar Kozabirlik depolarında kurutulma işlemine tâbi tutularak işlenmeye hazır hale getirilmektedir. Devlet tarafından belirlenen bir destek fiyatı üzerine, Kozabirlik de bir alım fiyatı açıklamakta ve üreticiye bu fiyat üzerinden ödeme yapılmaktadır. Böylece aracı kârı tasfiye edilmiş, hammadde üreticiden doğrudan alınmaya başlanmıştır.

 

1963 yılında kurulan Tohum Üretim İşletmesinde Japonlarla işbirliğine gidilerek, verimi yüksek ve hastalıklara karşı dayanıklı olan polihibrid ipekböceği tohumunun üretimi sağlanmıştır. 1980 yılında Japon teknolojisi ile kurulan İpek Filatür ve Bükme Fabrikasında dünya standartlarına uygun ham ve bükümlü ipeğin üretimi gerçekleştirilmiş, ancak 1990 sonrası yaşanan ekonomik kriz ve yüksek maliyetler nedeniyle fabrikaları 1995 yılında kapatılmıştır. 1984 yılında; İpeker, Batıca, Yılmaz İpek gibi birkaç fabrika toplu olarak üretimi bırakmıştır. Böylece 1980’lerden sonra ipekçilik fabrikalarda bitmiş ve ipek üretimi halıcılık sektörü için kısmen küçük işletmelerle devam ettirilmiştir. 1984’ten sonra Koza Han’da borsa kurulması 1990’lara kadar devam ettiyse de, bu süreçte koza ve ipek alımı yapanlar daha ziyade kumaşçılar değil, halıcılar olmuştur. Ancak son yıllarda ipek halı sektörü, ihtiyaç duyduğu ham ipeği yurt içindeki üretimden karşılayamadığından, Çin, Brezilya, Özbekistan ve Kırgızistan gibi başka ülkelerden ham ipek ithâlâtına yönelmiştir.

11

El Dokuma Bursa İpek Halısı (Çeşn-i Bülbül, %100 Bursa İpeği, 335.807 ilmek)

  • Uludağ Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Başkanı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>