Bursa’dan Bosna’ya Barış Yürüyüşü


Feridun BAYKARA

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonu ile gitmiş olduğumuz Bosna’da yoğun duygular içerisinde dolu dolu günler geçirdik. Aslında 1995 yılında Srebrenica’da yaşanan soykırımı yani insanlığın öldüğü, insanlıktan nasibini almamışların seyirci kaldığı hatta teşvik ettiği bir trajediyi en azından günümüzde ders alınması utanılması için insanlığa hatırlatmak gayesi ile yapılan faaliyete katılmak için Kalite Şehri Bursamız’dan Bosna’ya gittik.

1995 yılında Sırplar tarafından gerçekleştirilen katliamlarda Boşnak kadın, kız, çocuk, ihtiyar kardeşlerimizin sığınacak, canlarını emanet edecek güvenli bir yer arayışları neticesinde dağ, bayır, dere demeden yalınayak, çaresiz bir şekilde yaklaşık 100 kilometre yürüyerek Birleşmiş Milletler’in güvenli bölge olarak ilan ettiği Srebrenica’ya ulaşmak için çabaladıkları fakat kat ettikleri yollarda haince öldürüldükleri yolu bizlerle birlikte dünyanın birçok yerinden sorumluluk sahibi insanlarla dünyaya, insana saygı ve kardeşliğin inşası mesajı vermek maksadı ile üç gün boyunca yürüdük.

Yol boyunca her türlü imkânın sağlanmasına rağmen büyük zorluklarla karşılaşılan üç günlük yürüyüşü tamamladık. Tabir yerinde ise Prof. Dr. Erkan Işığıçok hocamın söylediği gibi katliam sırasında kan dökülen yollarda bizler ter döktük. Yüreğimizde acıyı ıstırabı hissettik.

Günümüzdeki gelişmelere baktığımızda dünyada değişen bir şeyin olmadığını da büyük bir üzüntü ile görmekteyiz. Irakta, Suriye’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da Karabağ’da dünyanın birçok yerinde insanların mağdur edildiğini görüyoruz.

Bu onurlu yürüyüşe katılmakla belki bir nebze vicdanımı rahatlattım, fakat inanınki ne olursak olalım, hangi milletten, hangi dinden olursak olalım insana karşı sevgiye saygı anlayışımızı kaybetmeyelim ve bu duyguların güçlenmesi için çaba gösterelim insanın insana olan saygı ve sevgisin ne kadar yaygınlaştırırsak kötülere o kadar fırsat vermemiş oluruz. Saygı ve sevgi duygularını geliştirmediğimiz sürece, istediğimiz kadar konforlu bir hayata kavuşalım bu dram ve acılar bitmeyecektir.

3 günlük yürüyüşün ardından son gün, 22 yıl sonra cesetleri bulunan 71 şehit için yapılan cenaze törenine iştirak ederek cenaze namazlarını kıldık. Şehitleri torunları, hayatta kalan eşleri çocukları akrabaları ile birlikte defnettik.

Yürüyüşümüz süresince köylerden geçtik, bu köylerde yaşayan insanlarla samimi dostluklar kurduk, bizleri görünce ağlayan gözü yaşlı, duygulanan insanlara şahit olduk. Yürüyüş süresince sırtımda taşıdığım Türk Bayrağını gören yerli halk, köylüler ve birçok insan Bayrağımıza sarılıp gözleri yaşlı bir şekilde öptüler, gurbetten gelen kardeşinize nasıl sarılırsanız bizlere de öyle sarıldılar. Bense duygu selinden gözyaşlarıma hâkim olamadım, o insanların Türk ve Türkiye sevgisi beni gururlandırdı.

Bosna’da zalimce katledilen Boşnak kardeşlerimizi düşündüğüm gibi dünyada yerlerinden yurtlarından kovulan zalimce katledilen insanları Karabağ’ı, Filistin’i, Suriye’yi, Irak’ta Musul’u, Kerkük’ü, Telafer’den yurdumuza sığınan Türkmenleri hatırladım ve insanlığın insan gibi yaşayabilmesi için dua ettim.

İnsanoğlunun dünya nimetleri için ne kadar zalimleşebileceğini bir kez daha idrak ettim. Yürüyüşümüz sırasında birçok köyden geçerken köy mezarlıklarına ve öldürülen Bosnalıların mezar taşlarına rastladık, mezarlıkların birçoğu Türk bayrakları ve Bosna bayrakları ile donatılması hem gururumu okşuyor hem de yüreğimde izler ve derin manalar oluşturuyordu. Bir kez daha devletimizin güçlü olması için Rabbime dua ediyordum. Mezar taşlarının hepsinde İslam’ın simgesi olarak Ay ve Yıldız kullanılmıştı; dağın başında, ormanın içinde, patika yolun kenarında. Türkiye’de yabancı olmadığımız eski bir mezar taşına rastladım, bu mezar taşında yine ay yıldız vardı ve taş 1905’te doğup 1973’te ölen Mehmet Mujoroya aitti. Bu mezar taşlarından mezarlıkların hepsinde onlarca vardı, yani her Müslümanın mezar taşının başında önce ay yıldız sonra da ismi, doğum ve ölüm tarihleri yazıyordu.

Törenin yapılacağı büyük şehitlikteki mezar taşlarının üzerinde ay yıldız olmamasına benim gibi birçok arkadaşta anlam veremedi. Balkanlarda ay yıldız İslam’ın simgesi olarak bilinir ve hemen her Müslümanın mezar taşında bulunur, Hristiyanların mezarlarında haçın bulunması gibi.

Bu güzel faaliyetin sonunda ülkemiz ne kadar güçlü olur, milletimiz birlik içinde devletimizin kalkınması ve refah seviyesinin artması, insanımıza kaliteli bir yaşam şartlarının sunulması için el ele verirsek Balkanlardaki, Kafkaslardaki soydaş ve kardeş topluluklarda o kadar güçlü, umutlu ve mutlu olurlar. Devletimizi güçlü kılar, milletimizi birlik beraberlik içinde tutar insanlarımızın düşünce tercihlerine saygı duyar ötekileştirmeden saygı çerçevesinde iletişim kurarsak millet olarak başaramayacağımız hiçbir şey olamaz. Yeter ki bu topraklarda birlikte yaşadığımız, birlikte nefes aldığımız her vatandaşımıza saygı ve sevgi ile yaklaşalım devletimize kastetmek isteyenlere fırsat yaratmayalım.

“Allah’a ant olsun ki köle olmayacağız” diyen bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’i rahmetle anıyorum.

Bosna’da ve dünyada katledilen tüm masum insanlara Allah’tan rahmet diliyorum. Devletimizin bekası ve istikbali için ölen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Bursa Büyükşehir Belediyemizi, Balkanlarda ve Kafkaslarda gerçekleştirdiği kültürel ve insani faaliyetlerinden dolayı kutluyorum bu konularda diğer belediyelere örnek olmasını arzu ediyorum.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir