BURSA’NIN GELENEKSELLE GELECEĞE YOLCULUĞU


Saffet YILMAZ
BBB Basın ve Halkla İlişkiler M.V.

Kentlerinin geleceğini kurma çabasındaki günümüzün kent yöneticileri, son yıllarda, ‘kültür mirası’nı başat öge olarak görmeye başladı. Bu algı, tüm dünyada böyle. Kültür mirası kavramı artık, kentler için yükselen değer kabul ediliyor. Bu durum sadece manevi bağlılık veya aidiyet saiklerinden değil, ekonomik sonuçlar doğuran turizm türleri içinde kültür turizminin baş sıralara oturmasından kaynaklanıyor. Kültür mirasını ihya etme çabasındaki ülkeler ve kentler, çeşitli organizasyonlarla bu miraslarını paylaşma çabasında. Bu durum; en bilinen, herkesin görmek istediği Avrupa kentleri için de böyle, en az bilinen ve hatta şehrin her yanını enerji borularının sardığı Kazakistan’ın Aktau şehri için de böyle.
Peki, dünya kentleri böyle bir yola girmişken, Bursa’nın durumu nasıl, şehrimiz ne yöne yolculuk ediyor? Gururla söylemek gerekir ki Bursa, tarihi mirasını ihya etme noktasında iyi durumda. 2000 yılında Tarihi Kentler Birliği’nin kuruluşuna ev sahipliği yapan, öncesinde bir grup kent sevdalısının başlattığı Tarih İçinde 85 programlarına kucak
açan Bursa, bugün çevresindeki pek çok ile deneyimlerini ihraç eder durumdadır. Sadece Anadolu kentleri değil, başta Balkanlar olmak üzere pek çok coğrafyadaki ülkeler de bu deneyim paylaşım süreci içine girmişlerdir. Türk soyundan gelen ülkelerin oluşturduğu Türksoy teşkilatının; Kazakistan’daki, Kırgızistan’daki, Tataristan’daki veya Moğolistan’daki programlarına Bursa’yı davet edip, buradaki tecrübelerimizi paylaşmamızı istemesi tesadüf değildir. Bursa’nın, özellikle Orta Asya ülkelerinin kültür çevrelerindeki algısını herkesin görmesini isterim. Bu algı kuşkusuz kendiliğinden oluşmadı. Uygun alanlardaki ısrarlı, kararlı ve kalıcı çabalar, pek çok coğrafyada Bursa denilince, insanların yeni birşeyler görmek veya duyma beklentisine girdiği bir şehir olmamızı sağladı.
Bir süre önce Antalya’da gerçekleştirilen Tarihi Kentler Birliği(TKB) toplantısı ve Yapeks fuarı da bu durumun yakın zamanda yaşanan örneklerinden biri oldu. Tarihi mirası ihya çabalarını önemli bir noktaya getiren Bursa, bir adım daha ileri giderek
somut olmayan kültür mirası ve kırsal mirasını da örnek gösterilir bir hale getirdi. Bunun sonucunda, Antalya’daki TKB toplantısının konusu “Kırsal Mimari ve Kırsal Miras: Bursa Örneği” olarak belirlendi. Toplantıya Bursa Büyükşehir Belediyesi adına katılan Kent Müzesi Koordinatörü ve Başkan Danışmanı Ahmet Erdönmez “köy müzeleri” kavramını, Kültür ve Turizm Daire Başkanı Aziz Elbas kırsalda yapılan somut ve somut olmayan kültür mirası çalışmalarını, bendeniz ise tarihi mirasın ihyası çalışmalarının tanıtım ve halkla ilişkiler boyutunu, TKB üyesi belediyelerin temsilcileri ile paylaşmaya çalıştık. Oturumun ardından söz alan diğer konuşmacıların Bursa üzerine kurduğu cümleler ve salondan gelen sorular, aslında Bursa’nın bu alanda geldiği durumu gösteriyordu. Toplantıyla paralel olarak gerçekleşen Yapeks fuarında Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak açılan stand da katılımcıların yoğun ilgisi ile karşılaştı. Bursa’nın kırsalından alınıp Antalya’daki fuara taşınan kültür ögeleri izleyenleri adeta büyüledi.
BURSA’NIN GELENEKSELLE GELECEĞE YOLCULUĞU
Saffet YILMAZ BBB Basın ve Halkla İlişkiler M.V.
69 | Ocak 2016 | Sayı 17
Size bu noktada, kırsal mirasımızın tanıtımı ve günümüz kültür-sanat dünyasına aktarılması amacıyla yaptığımız bir çalışmadan söz etmek istiyorum. Öncesinde şunu belirtmekte yarar var; tarihi mirasın ihyası noktasında olduğu gibi, kırsal miras konusunda da bütün dünyada bir hareketlenme var. Avrupa Müze Akademisi, somut olmayan kültür değerlerinin yeni iletişim teknolojileri aracılığı ile kültür dünyasına kazandırılması noktasındaki projeleri özendirmekte, bu yöndeki çalışmaları ödüllendirmekte. Bizim bu alanda yaptığımız “Elimde Sazım Bursa’da Gözüm” projesi bu yılın başında İtalya’da gerçekleştirilen törende ödüle değer bulunmuştu. Somut olmayan kültür mirasımız üzerinden şehrimizi tanıtma çabası güden bu çalışmamız, sosyal medyaya konulduğu andan sonraki 2 ay içinde 4 milyon izleyiciye ulaşmıştı. Büyükşehir Belediyesi olarak, bu projeyi bir adım öteye taşıyacak yeni bir çalışma yaptık ve ilk kez Antalya’daki toplantıda izleyicilere sunduk. İzleyenlerin tepkisi görülmeye değerdi. Şimdi size bu çalışmanın hikayesini anlatmak isterim. Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Bursa Araştırmaları Merkezi, 2010 yılında Bursa’nın başta Dağ yöresi olmak üzere kırsal bölgelerde başladığı somut olmayan kültür mirası derleme çalışmasında çok önemli bir noktaya geldi. Tespit edilip envanteri çıkarılan şarkı, türkü, ninni, mani ve benzeri her türlü kültür mirası kayıt altına alındı, kitaba belgesele dönüştürüldü. Fakat iş burada bitmiyordu, tespit edilen bu kültür değerlerinin, günümüz kültür sanat algıları da dikkate alınarak evrensel hale getirilmesi, günümüz kültür sosyal yaşamına katılması gerekiyordu. Keles’in Kocakovacık, Orhaneli’nin Dağgüney ya da Kemalpaşa’nın Sincansarnıç köylerinde yaşlıların dilinde dolaşan bu melodiler ancak bu şekilde kırsaldan çıkıp dünyaya açılabilirdi. Yani, kırsalda geleneksel şekliyle çalınıp söylenen melodilerin evrensel olarak da çalınıp söylenebileceğini göstermemiz gerekiyordu. Bunu, Elimde Sazım Bursa’da Gözüm çalışmasıyla kısmen yapmıştık ama konuyu bir adım ileri götürmemiz, evrensele nasıl taşıyacağımızı, daha ötesi, kültür değerlerimizin aynı zamanda tüm insanlığın evrensel değeri olduğunu
göstermemiz gerekiyordu. Bursa’nın herhangi bir köyünde bir çalgı aleti olmadan, su taşıdığı bakır kabı ters çevirerek çalgı aletine dönüştüren zekânın, aslında yöresel ve bölgesel bütün müzik tarzlarına yatkınlığını, hatta, evrensel müzik olarak kabul edilen senfoniyi de içerisinde barındıran nağmeler mırıldandığını göstermeliydik. Daha da önemlisi; yerel kabul edilen ve sadece Türk insanına hitap ettiği düşünülen ezgilerin, doğru bir müzikal düzenleme ile ele alındıkları takdirde tüm dünya insanları ve kültürleri açısından da bir karşılık bulacağını ispat etmeliydik. Gerçekten zor bir işe soyunduk, ama bugün elimizde, hem Bursa için çok değerli bir tanıtım klibi var hem de yerelden evrensele uzanan müzik eserleri elde ettik. Bursa’nın kırsalında, Keles’in Gelemiç köyünde sadece yaşlıların mırıldandığı nağmeler, an oldu Yunan müziğine dönüştü, sirtaki oldu, an oldu Flamenko oldu, an oldu rack oldu. Yetmedi, yer yer geleneksel melodisini tekrar eden eserimiz, an oldu Balkan tınılarına büründü,
an oldu çok sesli müzik oldu, senfoniye dönüştü. Kırsalımızda, özellikle de dağ yöremizde seslendirilen “Bakırım gümlesene çakırım dinlesene”, “Öperim kokarım”, “İpeğim” ve “İki keklik” adlı türküler artık dünya müzikleri arasına girdi.
Müzik, bu projenin iki önemli ayağından ilkiydi. İkinci ve göze-gönüle hitap ettiği için çok önemsediğimiz ikinci ayağı ise tanıtım filmi boyutu idi. En az 100 noktada inceleme yapıldı, plan tespitleri için ön çekimler gerçekleştirildi. Ardından asıl çekimlere geçildi ve Bursa’nın doğal ve tarihsel güzelliklerini içeren 80 civarında plan çekimi yapıldı. Havadan ve yerden ayrı yapılan çekimler sanatçıyla ve ritimle birleşti ve ortaya izlediğiniz çalışma
çıktı. Kamu kurumları benzer işlerini genelde şöyle yaptırırlar; işe uygun birkaç ajans veya ekip çağrılır, talep iletilir ve kendilerinden proje ve bütçe istenir, uygun olanda karar verilir ve senaryosundan son ürün haline gelmesine kadar tüm aşamalar bir ajans tarafından hazırlanarak idareye sunulur. Ve idare çalışmanın sahibi olur. İzlediğiniz bu çalışma ise tümüyle belediye kaynaklarıyla ve belediye aklıyla yapılmış bir çalışma olması bakımından dikkate değerdir. Projenin fitilini ben yaktım, genel anlamda koordinasyonunu sağlayan da bendenizim. Fakat, bu çalışmanın arkasında olmazsa olmaz niteliğindeki iki kişiyi burada takdim etmek isterim. Çünkü ben olmasaydım kuşkusuz biri düşünür, uygulamak için yol yöntem arardı ancak o iki kişi olmasaydı bu proje gerçekten olamazdı. Müzikal altyapıyı Büyükşehir Belediyesi Stüdyo Sorumlusu Kurtuluş Gözütok hazırladı. Aynı zamanda iyi bir müzisyen olan, özgün eserler çalan ve söyleyen bu arkadaşımız, ortaya çıkan müzik eserinin tek başına yapımcısıdır. Çalışma arkadaşım olarak kendisiyle gurur duyuyor, böylesine nitelikli bir çalışanı olduğu için Büyükşehir Belediyemizin çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Eserin oluşumunda olmazsa olmaz ikinci kişi H. Mücahit Pehlivan’dır. Bugüne kadar pek çok sinema filminin yapımcılığını üstlenmiş olan ve sayısız irili ufaklı yapımda imzası bulunan H. Mücahit Pehlivan da Büyükşehir Belediyesi Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü çalışanıdır ve kendisiyle gurur duyuyoruz. Aslında bu çalışmanın her aşamasındaki meşakkatle yüzleşen de kendisidir. Israrcı ve kararlı tutumu ayrıca dikkate değerdir. Bu iki arkadaşımız için söylenecek çok şey var ancak şu kadarını söyleyerek tamamlayayım, bu yetenekteki arkadaşlar sadece Bursa Büyükşehir Belediyesi için değil Bursa için de şanstırlar; iyi yönlendirilir, önleri açılırsa Bursa için hayata geçirilecek pek çok projede kendilerini görmek mümkündür. Projenin teknik kısımlarını Maydanoz Film Yapımcılık Şirketi ile çalıştık. Bugüne kadar başka projeleri de çalışmıştık kendileriyle ve hepsinden memnunduk ama bu son çalış
Tarihi Kentler Birliği Antalya Toplantısı
70 | Ocak 2016 | Sayı 16
mada Maydanoz ekibi de olağanüstü bir çaba harcadı, özveride bulundu. Kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz.
Yapımı yaklaşık 4 ay süren bu çalışmanın çok kolay hayata geçmediğini, zorluklardan oluşan bir hayli anı biriktirdiğimizi de yazmadan geçemeyeceğim. Bir kere, böylesine özel bir çalışmayı hayata geçirmek için, alanında yetkin kişi, kurum, sanatçı, ekip vb. unsurlardan yararlanmak, bunların pozitif enerjisini hazırlanacak projede birleştirmek gerekir. Biz, kendi içimizdeki ‘uygun/yetkin’ unsurları tamamladık ama içimizde olamayan ve bu proje için gerekli olan dış unsurların bir kısmı ne yazık ki beklediğimiz enerjiyi vermedi. Bile isteye vermedi. Sadece iki örnek vererek geçmek isterim bu konuyu: Çalışmadaki senfonik bölümü seslendirmesi ve görüntü vermesi için Bursa Senfoni’ye başvurduk, Büyükşehir Belediyesi’nin bu projesini anlatıp, 1 (bir) dakikayı geçmeyen bu bölüm için işbirliği rica ettik. İşbirliğinin kapsamı şuydu; müzik içinde yer alan senfonik bölümü seslendirmelerini ve klipte yer almalarını rica ettik. Yanıtları sorularla geldi. İlk soru, ‘bu iş için ne kadar bütçe ayırdınız’, ikinci soru ‘alaylı biri senfoninin çalacağı parçayı yazabilir mi?’ şeklinde oldu. Üçüncü ve dördüncü sorular da benzer içerikli olunca yanlış kapıya başvurduğumuzu anlayıp döndük. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yıllardır hiçbir karşılık beklemeden Bursa Senfoni için neler yaptığını, hangi destekleri ayaklarına serdiğini oradaki ilgilere anlatma ihtiyacı da duymadık.
Buruk bir gülümsemeyle hatırladığımız bir anımız da İznik Roma Tiyatrosu ile ilgili. Takip edenler hatırlayacaktır, 2014 yılında Büyükşehir’den Bütünşehir’e geçişle birlikte Bursa Büyükşehir Belediyesi İznik’e özel bir önem vermeye başladı. Göl içindeki bazilikanın keşfedilmesinden, çini fırınları kazısına, surların restorasyonundan şehirdeki anıtsal yapılara kadar pek çok nokta ve mekana el atıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Kültür Bakanlığı ile bir protokol imzalayarak ilçedeki tiyatro gibi, çini fırınları gibi, kale kapıları gibi dev projelerde elini taşın altına koydu. Yetmedi, kısa aralıklarla İznik’e gitti ve oradaki yöneticilere, yılan hikayesine dönmüş olan kazıları hızlandırma konusunda elinden gelen desteği vereceğini söyledi. O da yetmedi; “İznikli artık bu çalışmaların sonucunu görmek istiyor, yılda 20 gün kazı yapılan günler geride kaldı. Çalışmaları bütün bir yıla yayalım ve ortaya çıkaracağımız mekanları ilçenin sosyal ve kültürel yaşamına katalım, İznik halkı bunu bekliyor” diyerek ilçeye verdiği önemi ilan etti. Biz de bu çabalara bir katkımız olsun düşüncesi ile Gelenekselle Geleceğe projesinde İznik Roma Tiyatrosu’nu değerlendirmek istedik. Bu arada belirtmeliyim, İznik’teki Roma tiyatrosu sadece İznik ve Bursa için değil, ülkemiz için çok değerli bir yapı. Unik, yani tek, mimari açıdan Anadolu’da başka örneği olmayan bir yapı. Sanatçılarla birlikte tiyatronun görüntüsünü çekecektik. 30, bilemedin 40 saniyelik bir bölüm. Adını vermeyeyim, Büyükşehir Belediyesi ilgili kuruma yazı yazdı, nezaketen çekim için izin istedi. Gelen yanıt şöyle; “Tiyatroda kazı yapıldığı için talebiniz uygun görülmemiştir.” Kazıyı yapan kim?
haber / Bursa’nın Gelenekselle Geleceğe Yolculuğu / Saffet YILMAZ
71 | Ocak 2016 | Sayı 17
Kültür Bakanlığı ve Bursa Büyükşehir Belediyesi. İzin vermeyen kim? …
Bir şehrin üst yöneticilerinin tarihe, kültüre ve sanata önem vermesi, o şehirdeki başka ilgili kişi ve kurumların da aynı hassasiyeti göstereceği anlamına gelmiyormuş. Mesela bir şehrin valisinin ta Van’dan Bursa’ya fotoğraf sanatçısı getirtip şehri fotoğraflatma ve şehirdışı-yurtdışı sergileri ile o şehri tanıtma çabalarına girmesi(Detay gibi görünse de bu çok özel ve hedefe yönelik bir davranıştır, yakında
duyuracağı başka projeleri olduğunu da biliyor ve merakla bekliyorum, Sayın Münir Karaloğlu Valimizi kutlarım), bu inceliğin şehirdeki başka yetkililerce de paylaşılacağı anlamına gelmiyormuş. Geç fark ettik taşın sert olduğunu, su insanı boğar, ateş yakarmış. Geç fark ettik. Daha anlatılacak onlarca anımız oldu ancak izlediğiniz çalışmayı da tamamlamış olduk. Çalışmanın arka planında çok ciddi emek olduğunu yazmalıyım. Büyükşehir Belediyemizin Orkestra Şube Müdürlüğü yöneticilerine, sanatçılarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün her kademedeki çalışanlarına çok teşekkür ediyorum,
hiçbir arkadaşım bir kez olsun ‘of’ demedi.
Sonuç niyetine.. Kültürel mirasın ayağa kaldırılması artık herkesin bir taraflarından tuttuğu bir konu. Ama o mirasın yeni iletişim teknolojileri ve mecraları kullanılarak geniş halk kitlelerine duyurulması en az mirasın ihyası kadar önemli. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak, bu noktada çok özel üretimler yaparak toplumsal hafızaya sunduğumuzu düşünüyoruz. Yeni üretimlerde buluşmak dileği ile…




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir