Dünyanın Kayıp Medeniyeti; Endülüs


Ercan BARUTÇU

Görülmeye ve gezilmeye layık yerlerden biri olan Endülüs’ü görmeyi nasip eden Yüce Allah’a hamdolsun. İspanya’nın bu en güzel eyaletinin gittiğimiz şehirleri olan Malaga, Sevilla, Granada, Cordoba ve Toledo tarihi anıt eserleri ile göz dolduran şehirler, tarihi dokunun korunmasındaki uygulamalar bana eşsiz şehrimiz Bursa’yı hatırlattı. 

Endülüs mimari şaheserleri ile ünlenmiş. El Hamra Sarayı, Kurtuba Camiini bilmeyen yoktur sanırım.

Sevilla’da Kraliçe Kirli Isabel döneminde yaptırılan Alcasar Sarayı, İslam mimarisine, sanatına ve estetiğine duyulan hayranlığın açık ispatıdır. Kral Ferdinand Müslüman mimar ve ustalara yaptırmış ve bu sarayın duvarlarında Kuran’ı Kerimden Ayetler işlenmiştir.

İspanya, Endülüs döneminde insanların hiçbir ayırıma tabi tutulmadan medenice yaşadığı bir ortam vardı. Farklılıkların zenginlik olarak kabul edildiği, her sahada insanların özgürce yeteneklerini ortaya koydukları bilim merkezlerinde yetişen alimlerin yazdığı milyonlarca cilt eserin kütüphanelerde insanlığın faydasına sunulduğu bir dönem.

Pierre Curie; “Endülüsten bize kalan az sayıda kitapla Avrupa Medeniyeti ortaya çıktı. Ya o yakılan milyonlarca el yazması eser elimizde olsaydı?” diye sormaktan kendini alamamıştır.

Dünya bilimine öncülük etmiş bir çok alim Endülüs’te yetişmiş. İbni Rüşt, Zerkali, Muhyiddin İbni Arabi, İbni Tufeyl bunlardan bir kaçıdır.

Endülüs bilhassa Granada Şehrindeki El Hamra Sarayı İslam mimari, estetik ve sanatındaki zarafetin zirveye çıktığı, her detayın itina ile hesaplandığı harikulade perspektiflerin sergilendiği avlular, güneş ışığı, suların akışı ve gölgelerin oyununu buluşturan inanılmaz bir güzel atmosferdir.

Hat yazılarını süsleme motiflerinden ayırmak imkansızdır. Tüm El Hamra’ya damgasını vuran hakikat olan Allahtan başka galip yoktur” sözüyle Allah’ın yüce ismi dantel gibi işlenmiştir. Ne yazık ki V. Carlos döneminde bahçesine yaptırdığı taş yığını sözde Saray, bu zarafetin ahengini bozan kaba bir mimari çirkinlik timsali olarak karşımızdadır ve İslam mimarisi ile İspanyol yapı tarzının farkını dünyaya göstermektedir.

2. sanat katliamı Kurtuba Cami’nin kalbine, bir hançer gibi saplanan Katedraldir. Endülüs Emevilerinin Başkenti Kurtuba’da bir zamanlar 600 cami vardı. Merkez Camii olan bu şaheser çift kemerli 1293 adet sütuna
sahip, insana iç ferahlığı veren, manevi iklimi ve güzelliği ile İslam dünyasının muhteşem bir mabedi. Asırlardır hüzünle bekleyen güzel mihrabının önünde, “bir zamanlar muhteşem cemaatlerle kılınan namazlarım vardı” der gibiydi sanki. Ezana hasret bekliyor bugün.

Endülüs, biraz da hüzünlü bir şiir demek aslında; ümmetin bölünmelerle kaybettiği gücünü ve ardından terk etmek zorunda kaldığı abide şehirlerini anlatan. İslam’ın vurduğu damga öylesine derin ki Endülüs’e, onu silmeye kimsenin gücü yetmedi ve yetmeyecek.

Bu güzel coğrafyadan ayrılırken, Tarık Bin Ziyad ve tüm kahramanları Fatihalar ile anıyor ve Allahtan Rahmet diliyoruz.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>