EYLÜL SONU


Prof. Dr. Mustafa KARA

Bilmem ders kitaplarınızı muhafaza ediyor musunuz? Çok düzenli değilse de ders kitaplarımı saklarım. Her ne kadar ilkokulda okuduğumuz
ALFABE’ye sahip değil isem de ortaokul lise ve üniversitede takip ettiğimiz kitaplarla haşir neşir
olmak, onları karıştırmak, üzerine düşülen notlara bakmaktan zevk alırım.
Geçen gün maskat-ı re’sim olan Güney- ce’de evrâk-ı metru- keyi karıştırırken söz konusu
yadigârlarla tekrar yüz yüze geldim. Elli yıl önce İstanbul İmam Hatip Okulu’nda okuduğum kitap
elime geçti. Kapağın en üstünde Ortaokul kitapları yazıyor- du. Adı, Güzel Türkçemiz.
Yazarı Gazi Eğitim Enstitüsü öğretmenlerin-
den Kemal Demiray, orta ebat, 230 sayfa. İnkılap ve Aka Kitabevi İstanbul 1965.
Bu kitaptan nasıl faydalanılmalı baş- lığıyla öğrencilere yapılan altı uyarı ile başlayan kitap
sekiz aya göre düzenlenmiş içindekilerden sonra
yerli yabancı yirmi beş kadar eser adını ihtiva eden Sınıf Kitaplığı ile devam ediyor.
Bilgilere toplu bakışta, roman, hikâye, masal, destan, tiyatro, makale sohbet, fıkra, mektup
hatıra, biyografiyi tarif eden yazar Reşat Nuri Güntekin’in Güzel Anadolu yazısıyla esas
konuya giriyor. Daha sonraki sayfalarda manzum ve mensûr eserlerine yer verilen yazarlar şunlar:
Memduh Şevket Esendal Süleyman Nazif Ömer Seyfettin Cervantes
Cahit Sıtkı Tarancı Köroğlu Halit Ziya Uşaklıgil Falih Rıfkı Atay
Sait Faik Abasıyanık Nurullah Ataç Ahmet Hikmet Müftüoğlu Ahmet Haşim
Ahmet Rasim Karacaoğlan Tevfik Fikret Moliére Seydi Ali Reis Peyami Safa Refik Halit Karay Abdülhak Hamid Tarhan Mehmet Akif Ersoy Yakup Kadri Karaosmanoğlu Haluk Şehsuvaroğlu Evliya Çelebi Ziya Osman Saba Ziya Gökalp Cenap Şehabettin Hamdullah Subhi Tanrıöver Sabri Esat Siyavuşgil Ahmet Muhib Dranas Kemal Atatürk
Bazı yazarlardan iki metin aktarıldığı için eğitim yılı içinde edebî yadigârı okunan kişilerin
sayısı kırka ulaşmaktadır.
Burada bendeniz için canlılığını hâlâ muha- faza eden bir hatırayı sizinle paylaşmak istiyorum.
1965/66 ders yılında Türkçe öğretmenimiz Nurettin Bekiroğlu idi Kısa boylu oldukça mülahham bir hocamızdı. Kitabımızın ikinci konusunu işledikten
sonra “çocuklar bu şiiri ezber- leyeceksiniz, sözlülerde soracağım” dedi.
Tabii gereğini yaptık. Bu şiir Yahya Kemal Beyatlı’nın “Eylül Sonu” başlıklı şiiriydi.
Söz konusu manzumeyi yıllarca ezbere okudum. Bazen kendimi dinlendirmek için bazen eski günleri ve
hocalarımı yad etmek için bazen başkalarına dinletmek; “ben de bir şiiri baştan sona ezbere
biliyorum havası vermek” için okudum.
Fakat son yıllarda durum değişti. Artık bu şiiri okumuyor adeta yaşıyorum. Her mısraı ile
hissiyatım birebir örtüşüyor. Bu ay bana sonbahar şarkılarıyla beraber başka şeyler fısıldamaya
başladı… Sebebi malum… Yolun sonu görünüyor…
Günler kısaldı Kanlı- ca’nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları
Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa…
Yazlar yavaşça bitmese günler kısalmasa…

İçtik bu nadir içkiyi yıllarca, kanmadık Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor yazık!
Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor; Lâkin vatandan ayrılışın ızdırabı zor.
Hiç dönmemek, ölüm gecesinden bu sahile Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile. (Kendi Gök
Kubbemiz 1961)

Birkaç seneden beri Eylül aylarını Mudan- ya’da geçiriyorum. Son olarak önceki hafta Mudanya
sahilinde gezinirken mezkûr şiiri sesli olarak okudum. Yusuf Bilal de dinledi.
Son düşüncem ise –şairin ruhaniyetinden izin alabilirsem– hattat Mahmut Şahin dos- tuma şöyle bir
beyt yazdırabilmektir:

Günler kısaldı Mudanya’nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir