İznik Gölü Mezarları


Prof. Dr. Mustafa ŞAHİN

Bursa İli, İznik İlçesi, İznik Gölü’nde ilçe merkezinde kıyıdan yaklaşık 50 metre açıkta sualtında bulunan bazilikal planlı yapı kalıntısında sürdürdüğümüz arkeolojik kazılara ara verilmeden devam edilmektedir.
İznik Müze Müdürlüğü’nün başkanlığında, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile yürütülmekte olan kazılarda orta nefin doğusunda ve bemanın önünde açtığımız 4×4 metre ölçülerindeki ilk sondaj çukurunda yaklaşık 2 metre inilerek sona gelinmiştir(Resim 1). Sondaj alanındaki kazı çalışmalarında önce -1 metre
seviyesine kadar inilmiş, daha sonra nefin güney ve doğu duvarlarına bitişik olacak şekilde alan 2×2 metre ölçülerine kadar küçülterek kazılara orada devam edilmiştir. Böylece 1 metre daha aşağı inilerek duvar
temellerinin altına ulaşılmıştır.

Doğu duvarı boyunca yan yana uzatılan 5 adet kiremit mezar, kazıların en ilginç buluntuları arasında yer almaktadır(Resim 2). 1 numaralı mezar (KM-01) nefin güney duvarına bitişik yerleştirilirken, KM-02 ve KM-03  numaralı mezarlar yan yana durmaktadırlar. KM-04 numaralı mezar ise farklı olarak bağımsız uzanmaktadır.  KM-05 numaralı mezar açmanın kuzey sınırında kalmaktadır.

İskeletler, KM-04 numaralı mezarda tam korunmuşken diğerlerinde dağılmıştır (Resim 4).

Kiremit Mezar 1

Kiremit çatkı basit toprak mezarda iskelet, doğrudan toprağa değil de pişmiş toprak kiremit plakalar ile döşenen zemin üzerinde doğu-batı yönünde uzatılmıştır.

Mezarı oluşturan kiremitlerin uzunluğu 72 santimetre, genişliği 27 santimetre ve cidar kalınlığı 4 santimetredir. Mezarın içine duvarın harcından akan kireç kemiklerin zarar görmesine neden olmuştur.

Kirecin dışardan geldiğini iskeletler üzerine yapışan harç parçaları da belgelemektedir. Harç veya kireç kiremitlerin üst birleşme yerlerindeki açılmadan dolayı mezarın içine doğru akmış olmalıdır. Mezarda iki bireye ait iskelet bulunmakta olup bunlardan bir tanesi orta erişkin, diğeri ise diş sürme zamanına göre 5 yaşında (+/-16 ay) olmalıdır. Mezar buluntusu olarak iki adet sikke bulunmuştur. Ancak etkili korozyon nedeniyle tarihlenememiştir.

Kiremit Mezar 2

Doğu-batı yönünde uzanan kiremit çatkı basit toprak mezarın kiremitlerinin uzunluğu 62 santimetre, genişliği 30 santimetre ve cidar kalınlığı 4 santimetredir. İyi durumdaki iskelet kiremit plakalar ile döşenen zemin üzerine sırt üstü, kolları vücuduna paralel şekilde yapıştırılarak uzatılmıştır. Mezar, diş sürme zamanına
göre yaklaşık bir buçuk yaşlarında bir bebeğe aittir. Mezar hediyesi olarak dönemi tespit edilemeyen bir adet sikke bulunmuştur.

Kiremit Mezar 3

Doğu-batı yönünde uzatılan kiremit çatkılı basit toprak mezar, 66 santimetre uzunluğunda, 40 santimetre genişliğindedir. Kapak cidar kalınlığı 4 santimetredir. İskelet, kiremit plakalar ile döşenen zemin üzerine
sırt üstü, kolları vücuda paralel yapışık şekilde uzatılmıştır. Mezar içerisinde birisi 3, diğeri 1 yaşlarında iki farklı bebeğe ait iskelet tespit edilmiştir. Mezarın doğu ucu bema duvarının içine doğru ilerlemektedir.

Mezar hediyesi olarak bir adet sikke bulunmuştur. 1,5 gr ağırlığında ve 1,4 mm çapında bronz sikkenin ön yüzünde, sağa profilden, diademli İmparator Valens’in büstü ve çevresinde “DNVALEN SPFAVG” (Antiochia)
lejantı bulunmaktadır. Arka yüzde ise sağa profilden ayakta İmparator Valens; sol elinde kalkan, sağında ise esirin başını tutmaktadır. Betimin çevresinde “GLORIARO MANORVM” “ROMA’NIN ŞANI” lejantı yer almaktadır. İmparator Valens’e ait sikke nedeniyle mezarın tarihi İ.S. 364- 378 tarihi olmalıdır.

Kiremit Mezar 4

Bağımsız şekilde duran kiremit çatkı mezar, diğerleri gibi doğu-batı yönde uzanmaktadır. Mezarın ölçülebilen uzunluğu 99 santimetre, genişliği ise 40 santimetredir. Mezarın çatkı kiremitlerinin çökmesi iskeleti önemli ölçüde korumuştur. İskelet kiremit plakalar ile döşenen zeminin üzerine sırt üstü uzatılmış ve kolları vücuda
yapışık şekilde durmaktadır. Mezarın doğu ucu apsis ile bemayı ayıran duvarın altından içeri doğru ilerlemektedir. İskeletin tibia(kaval), fibula (iğne), patella (diz kapağı), tarsal (ayak bilek kemikleri),
metatarsal (ayak tarak kemikleri) ve phalanx( parmaklar) kemikleri duvarın altında kalmış, bu nedenle iskeletin bir bölümüne ulaşılamamıştır. Korunduğu şekli ile mezar erişkin bir erkeğe aittir.

Mezar hediyesi olarak 3 adet sikke bulunmuştur; bunlardan bir tanesi okunamayacak kadar korozyona uğramıştır. 1,7 gram ağırlığa, 1,7 milimetre çapa sahip bronz sikkenin ön yüzünde sağa profilden diademli İmparator Valens’e ait büst bulunmaktadır(Resim 11). Arka yüzde ise cepheden ayakta ve sağ yanında esir ile
imparator betimlenmiştir. Sağına doğru bakmakta, sol eli ile kalkan, sağı ile esirin saçlarından tutmaktadır. Betim çevresinde [GLORIARO MANORVM] [ROMA’NIN ŞANI] lejantı yer alır (İ.S. 364-378).

Diğer sikke de bronzdandır. 2,2 gram ağırlığa ve 1,7 milimetre çapa sahiptir (Resim 12). Ön yüzde [DNVALENTINIANVSPF AVG] lejantı ile sağa profilden diademli İmparator II. Valentinianus’a ait büst
bulunmaktadır (İ.S. 378-383). Arka yüzde ise cepheden, taht üzerine oturur şekilde betimlenmiş olan Tanrıça Roma; sağ elinde globus, sol elinde ise asa tutmakta. Betimin çevresinde [CONCOR DIAAVGGG] lejantı yer alır.

Değerlendirme

Orta nefin güneydoğusunda, bemanın önüne yer alan 4a sondajında 2015 yılında başlayan sualtı kazıları 2016 yılında tamamlanmıştır. Mevcut duvarının temelinden yaklaşık 50 santim daha derine inilmiştir. Açılan sondajda henüz zemin olabilecek mozaik veya taş bir kaplamaya rastlanmamıştır. Bu durum yapının, en azından orta nefinde, zemininde sıkıştırılmış toprak veya ahşap bir zemin kaplaması olabileceğini düşündürmektedir.

Sondaj kazısının en ilginç buluntusu, açma içerisinde yer alan 5 adet mezardır(Resim 13). Bunlardan KM-05 numaralı mezar, sondaj sınırının içerisinde kaldığı için henüz kazılmamıştır. Diğer dört mezar tamamen
açılarak buluntuları ile birlikte güvenlik altına alınmıştır.

Bazilikal planlı olması, doğu-batı istikametinde uzanması, doğusunda apsis yer alması gibi nedenlerle kilise olduğunu düşündüğümüz yapının içerisinde mezarlarla karşılaşmamız beklenen bir sonuçtu. Benzer şekilde 2015 yılında yaptığımız yüzey araştırmasında da yapının çevresinde mezarlara rastladığımız daha önce rapor edilmişti. İlk raporlarımızdaki düşüncemiz, yapının herhangi bir şekilde yıkılmasından sonra, alanın kutsallığının devam ettiği ve bundan dolayı kilise ve çevresinin mezar kilise olarak kullanıma devam ettiği
yönündeydi.

Ancak 2016 yılında kazısı tamamlanan KM-04 numaralı mezarın bir bölümünün mevcut yapının temel duvarının içine doğru girmesi bu önerimizi tartışılır duruma getirmiştir(Resim 8). Mezarın bir bölümünün
temel duvarının altında veya içinde bulunması, mezarların bazilikal planlı yapının yıkılmasından sonra içine yapılmadığını, bilakis bazilikal planlı yapının mezarların üzerine inşa edildiğini düşündürmeye başlamıştır.

Mezarlarda sikke bulunması tarihleme konusunda büyük bir avantaj sağlamaktadır. Sikkelere göre mezarlar Valens (İ.S. 364- 378) ve II. Valentinianus Dönemlerine (İ.S. 378-383), diğer bir ifade ile İ.S. 4. yüzyılın
3. çeyreğine tarihlenmektedir. Bu durumda İznik Gölü’nde su altında bulunan yapı kalıntısı, düşünülenin aksine, ilk olarak Geç 4. – Erken 5. yüzyılda mı inşa edildi? 2017 yılında devam edecek kazılar, bu önemli
soruya yanıt bulabilecek daha fazla belgeye ulaşmamıza yardımcı olacaktır.

TEŞEKKÜR

Sualtı kazıları Kültür ve Turizm Bakanlığı  adına İznik Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile sürdürülmektedir. Büyükşehir Belediyesi çalışanları adına Belediye Başkanı
Sayın Recep Altepe’ye ve Müze Müdürü Sayın Haydar Kalsen’e minnettarız. Ayrıca çizimlere ve sikke fotoğraflarının yayına  hazırlanmasına yardımcı olan Semih Togan, Murat Akın ve Gurbet Kılınç’a teşekkür
ederiz.

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>