İZNİK’TE İKİNCİ ZAMANA DOĞRU


Aziz ELBAS

İznik bilinen tarihi itibariyle 4500 yıllık bir kent. İlk adı ise Helikare. M.Ö 316 yılında Makedon Kralı Büyük İskender’in komutanlarından
Antigonus tarafından ele geçirilince Antigoneia adını alır. İskender’in ölümünden hemen sonra iki
komutanı Antigonus ve Lysimakhos arasında yaşanan mücadeleyi Lysimakhos kazanınca kente karısı olan
Nicea’nın ismini verir. M.Ö 293 yılına gelindiğinde kenti Bithinyaya kral- lığına bağlandığını
görüyoruz. Kısa süreli başkentlik yapan şehirde birçok mimari eser bu dönemde yapılarak kent imar edilmiştir. Ardından
Roma İmparatorluğunun Anado- lu’daki önemli kentleri arasında yer alarak mevcudiyetini devam
ettiren kent M.S 325 yılında Hristiyanlık açısından oldukça önemli bir toplantıya I. Konsil toplantısına ev sahipliği yapar. Doğu Roma İmparatoru I. Konstantin’in de katıldığı toplantıda Bu- günkü Hristiyan inancında var olan kurallar
tartışılarak karara bağlanır. M.S 787 yılında ise 7. Konsil toplantısına yine ev sahipliği yapar.
350 din adamının katıldığı toplantıda kilise resimleri yani ikonalarla ilgili tartışmalı toplantılar yapılır.
Bir dönem Doğu Roma İmparatorluğu’na başkentlik yapan kent, zaman içerisinde güç dengelerine göre el değiştirmiştir.
1065 yılına gelindiğinde İznik büyük bir depremin adeta yıkıntısı altında kalır. Kale surlarından
önemli mimari kent yapılarına değin birçok yapı yıkılır. 1071 yılında Sel- çukluların Malazgirt
zaferiyle birlikte Anado- lu Selçukluları’nın direkt hedefi haline gelen kent, 1075 yılında
Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından Türk hakimiyeti altına alınır. 1080 yılında başkent ilan
edilmesiyle birlikte Anadolu’da ki ilk Türk başkenti olur. İsmini Nicea’nın izi anlamına gelen
‘İznik’ olarak değiştirilir. Bu özelliğini 1097 yılındaki I. Haçlı seferine değin sürdüren kent, 600 bin kişilik Haçlı ordusunun kuşatılmasında yağ- malanmaması
için kent Selçuklular tarafın- dan teslim edilir.
IV. Haçlı seferine katılan Latinlerin İstan- bul’u ele geçirip yağmalamasıyla birlikte buradaki
Doğu Roma İmparatoru Theo- doros Lascaris, İznik’e kaçarak burada imparatorluğunu ilan eder. 57 yıl
boyunca İmparatorluğun başkentliğini yapan İznik Latinlerin İstanbul’u terk edip İmparator- luk
merkezi yeniden İstanbul’a taşınıncaya değin bu görevini yerine getirir. Bu zaman zarfında 4
imparator bu kentte taç giyer. Yine bu dönemde kale surları çift sur haline getirilerek
güçlendirilir.
Osman Bey tarafından kentin fethedilmesi için çeşitli zamanlarda girişimlerde bulunul-
muş ise de, kent ancak 1031 yılında oğlu Orhan Bey tarafından fethedilebilinmiştir. Bu dönemden sonra kentin imarı yönünde çalışmalar
yapılmış, birçok mimari eserle kent adeta yeniden şenlendirilmiştir. Bunun dışında çini üretim
merkezi haline getirilme- siyle birlikte farklı bir yönüyle de tanınırlığı artmıştır.
Derin ve kimlikli tarihiyle İznik, uzun ve yo- rucu yılların ardından gelen ihmalkarlıklarla
kendinden çok şeyler kaybetmiş durumda. Bünyesinde bulundurduğu 4500 yıllık kent dokuları, anıtsal
yapılar, bir çok döneme dair izleri bulabileceğiniz yapılarda bunları pekala görmek mümkün.
Bunlardan ilk sırada yer alan şehri çevrele- yen çift sur olarak 4970 metre uzunluğun- daki kentin
kalesi. Kısmen tahrip olsa da önemli bir kısmı ayakta duran surlar 114 burcu ve 4 kapısıyla kentin turizm hayatına katılmayı sabırsızlıkla beklemekte.

Yaklaşık 40 yıldır kazı çalışması yapılan ünik özelliğiyle antik tiyatro, etkinliklere, coşkulara, müzik tınılarına hasret.
Yine 1964 yılından bu yana kazı çalışması devam eden çini fırınları ziyaretçi kabul edeceği günleri
özlemle beklemekte.
2014 yılının en önemli keşifleri arasında kendisine yer bulan İznik Gölü bazelikası artık sırlarını paylaşmak istiyor.
Harap vaziyetteki İsmail Bey Hamamı, Bö- cek Ayazma ve Keomisias Kilisesi terkedil- mişlikten
kurtulmayı dört gözle bekliyor.
Artık ziyaretçiler Abdulvahap tepesinde Abdulvahap Sancaktari’yi ziyaretten sonra İznik’in yeşil
denizini, İznik’in mavi gölünü ve İznik manzarasını, belki de günbatımın- da yudumladıkları çayla
birlikte doya doya izlemek istiyor.
Gözü rahatsız etmeyen estetik kent mo- bilyalarıyla süslenmiş tarihi kentte yakı- şır sokaklarından
fotoğraf makinalarıyla dolaşmayı, İznik mutfağından tatmayı,

Yalnızca günü birlik değil İznik akşamlarını, gün batımını, gün doğumunu izlemeyi, Osmanlı Medrese
sistemini kuran ve ünü İslam coğrafyasının sınırlarını aşmış büyük mutasavvıf Davud-i Kayseri’yi
ziyaret et- meyi,
Mutasavvıf Eşrefi Rumi’yi dillerden düşme- yen ilahilere beste olmuş şiirleriyle anmayı,

Çini Müzesinde dünya müzelerinin en nadi- de koleksiyonlarını oluşturan İznik Çinisi’nin
hikayesini, sırrını ve örneklerini görmeyi,
I. Murad Hamamı Hüdavendigar Kültür Mer- kezinde kente dair değerler hakkında bilgi alıp
etkinliklere iştirak etmeyi,
Restore edilerek yeniden doğmayı bekleyen duvarlarında yorgunluğu okunan Süleyman Paşa Medresesinde
ilimleriyle ışık saçmış ilk müderrislerini yad ederken, çini dükkanla- rından eşe dosta hediye
alıvermeyi, Elindeki haritayla sadece merkezi değil yakın çevresini de keşfetmeyi, o derin tari-
hinde gezinmeyi,
Ve daha fazlasını sizlere sunmayı vadeden bir İznik.

İznik’te Artık Büyükşehir Var…
Kültür Bakanlığı ve Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan protokol, kamu-yerel işbir- liğinin
önemli bir örneğini teşkil etmekte. Bu sayede İznik’te yıllardır tamamlanamayan çalışmalar önemli
bir ivme kazanacak, yeni yeni değerlerin gün yüzüne çıkmasına yar- dımcı olacaktır. Protokol
çerçevesinde Antik

Tiyatronun araştırma ve kurtarma kazıla- rının yanında her türlü proje çalışmasında tüm yükü almak
için imza atan Büyükşehir Belediyesi, bu değerin kent turizmindeki yerini almasına Kültür
Bakanlığıyla birlikte çaba sarfedecek.
Protokol dahilindeki bir diğer konu ise İznik’in adını tüm dünyaya duyuran çinile- rinin topraktan
can bulduğu tarihi fırınların bulunduğu alan kazısıdır. Yine burada da hedeflenen kazıların tüm
olanaklar sağlana- rak bilimsellik içerisinde hızlandırılması, ala- nın yandaki II. Murat hamamıyla
birlikte çini müzesi olarak hem kente hem de Bursa’ya kazandırılması.

Başka bir konuda 2014 yılında Büyükşehir Belediyesi tarafından ilk kez havadan gö- rüntülenen İznik
Gölü içerisindeki Bazelika- dır. Dünyada, 2014 yılının ilk 10 keşfi ara- sına girmeyi başaran
Bazelika, bir döneme dair birçok sırları beraberinde taşımakta. Bu kültür değerinin uzmanların
öneri ve müdahaleleriyle kent turizmine katılması için çalışmalar yapılması oldukça önemli bir
hedef olarak karşımıza çıkmakta.
Buna benzer birçok konuda Kültür Ba- kanlığı’yla işbirliği yapılmak suretiyle hem yerel-kamu
işbirliğinin en güzel örneği verilmiş olacak, hem de birçok değer bu sa- yede kent ziyneti olarak
hak ettiği konumu kazanacaktır.

Yerli ve yabancı ziyaretçileri fazlasıyla memnun edebilme imkanlarını oluşturma adına Bursa
Büyükşehir Belediyesi tarafın- dan birçok projenin startı verilmiş durumda. Bu çerçevede başta
Kültür Bakanlığı olmak üzere Valilik, Kaymakamlık, ilçe belediye-
si ve yerel dinamiklerle yapılmakta olan işbirliği neticesinde İznik kendi kabuğunu kıracaktır.
Hedeflenen her bir çalışmanın gerçekleştirilmesi kente artı bir değer kata- cağı muhakkaktır. Yerel halkında yapılacak
çalışmalara vereceği destek bu anlamda oldukça önem kazanmaktadır. Bu deste- ğin olacağına kalben
inanıyoruz. İznik tüm bu değerlerinin ayağa kalkmasıyla birlikte Unesco geçici listesinden hak
ettiği asıl listeye muhakkak geçecektir.

Bursa iline bağlı olan ve adını doğusun- da bulunduğu gölden alan İznik, tarihsel açıdan zengin bir
tarihsel mirasa sahiptir. Strabon’a göre MÖ 316 yılında Antigone- ia adıyla kurulan, daha sonra
Nikaia adını alan İznik, tarihsel öyküsünün tanıkları olan Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve
Osmanlı dönemlerine ait eserleri ile adeta bir açık hava müzesi durumundadır. Tüm
bunların yanı sıra Osmanlı İmparator- luğu’nun en parlak yıllarında Saraya ve dış piyasaya çini
ve seramik üreten önemli bir merkez olması, İznik’in dünyaca tanınma- sını sağlayan fak- törlerin
başında gelmektedir.
Öte yandan, Os- manlı döneminde İznik’in önemli bir çini üretim merkezi olduğu tarihi kaynaklarda geçmekle birlikte buradaki
çini ve seramik üretimi hakkında aydınlatıcı bulgulara ancak yakın geçmişte ulaşılmıştır. Bu
nedenle de aslında İznik’te üretilmiş olan çini ve seramikler uzun yıllar Milet işi, Haliç işi, Şam
işi, Rodos işi gibi yanlış isimlendirmelerle tanınmıştır. Kay- naklarda farklı isimler altında
geçen çini ve seramiklerin asıl üretim yer-
lerinin İznik olduğuna dair ilk somut bulgular ise Prof. Dr. Oktay Aslanapa başkanlığın- da
1963-1969 yılları arasını kapsayan ilk dönem İznik Kazılarında elde edilmiştir.
Günümüzde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Üniversitesi adına Belgin Demirsar Arlı tarafından sürdürülen İznik Çini Fırınları Ka-
zısı’nda, İznik çiniciliğinin sanatsal ve tek- nolojik özellikleri aydınlatılmaya çalışılmak-
tadır. Söz konusu kazı, 1969 yılında ara verilen ilk dönem kazılarından sonra, Prof. Dr. Oktay Aslanapa başkanlığında İstanbul Üniversitesi
Sanat Tarihi bölümü öğretim üyeleri ve öğrencilerinden oluşturulan bir ekiple 1981 yılında
başlanılan II. dönem İz- nik kazılarıdır. Ancak 1980 yılında başlayan Roma Tiyatrosu kazısı ile
karıştırılmaması için II. dönem kazılarına “İznik Çini Fırınları Kazısı” adı verilmiştir. Yukarıda
da belirtildiği üzere I. dönem kazıları, kaynaklara yanlış adlandırmalarla geçmiş olan İznik çini ve
seramiklerinin asıl üretim yerlerinin İznik olduğunu kanıtlamıştır.
II. dönem kazılarının öncelikli amaçlarından biri de fırın bölgelerinin
tespiti olmuştur. Bu amaç doğrultusunda ilk üç yıl İznik’in farklı bölgelerinde sondajlar
yapılmıştır. Belediye Hamamı olarak da bilinen II. Murat Hamamı’nın doğusundakialanda düzenli kazı
çalışmalarına ise 1984 yılında başlanılmıştır. 1981 yılından itiba- ren günümüze kadar aralıksız
devam eden bu çalışmalar, Prof. Dr. Oktay Aslanapa ve Prof. Dr. Ara Altun’dan sonra, yine İstanbul Üniver-
sitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Belgin Demirsar Arlı’nın başkanlığında
gerçekleştirilmektedir.
İznik’teki Osmanlı dönemi çiniciliğine ışık tutması yanında ilçemizin kültür mirasının korunması
yönünde de önemli katkıları bulunan İznik Çini Fırınları Kazısı, gerek uzun soluklu olması gerekse
ilçe merke- zinde bulunmasının etkisiyle İznik halkının belleklerinde de özel bir yer edinmiştir.
İznikli olmam ve arkeolojiye olan merakım nedeniyle yazları sık sık ziyaret ettiğim bu kazıdan
edindiğim ilk izlenim, yaklaşık iki ay süren arazi çalışmasının özveri ve sabır gerektiren bir
süreç olduğudur.
İki ay boyunca devam eden kazı çalışmaları- nı burada kısaca özetlemek bile bu durumu anlatmaya
yeterlidir. Genel olarak tüm kazı boyunca BHD kodu verilen kazı alanındaki kazı çalışmaları ile ele
geçen buluntuların değerlendirildiği envanter / laboratuvar çalışmaları eş zamanlı ilerlemektedir.
Sabah erken saatlerde başlayan arazi çalışmasında arkeolojik kazı yöntemlerine göre 5×5 met- relik
plankarelere göre ayrılan kazı alanında tabaka kaldırma yöntemiyle zemin kotu yaklaşık -4 m. derine
kadar indirilmektedir. Bu esnada ele geçen buluntular, planka- relere göre etiketlenen kasalarda
toplanmaktadır. Alan çalışmasının bitiminde, kazısı yapılan plankarelerin fotoğrafları çekilmekte, ölçüm
ve çizimleri yapılarak elde edilen bulgu-
lara ilişkin günlük raporlar hazırlanmaktadır.
Kazı çalışmaları sırasında ele geçen buluntuların ön değerlendirilmeleri, yine kazı alanında
kurulan yıka- ma istasyonunda gerçek- leştirilmektedir. Topraktan
arındırılarak bir miktar kurutulduktan sonra etiketli poşetlerde toplanan bulun- tular, ayrıntılı
değerlendirilmek üzere kazı kampında oluşturulan envanter/labaratuvar birimine getirilmektedir.
Kazı ekibinin alan çalışması bitiminde bir süre dinlendikten sonra her gün katılmak zorunda
oldukları envanter çalışmalarında rutin olarak gün içinde çıkan buluntuların tekniklere dayalı
ayrıntılı olarak tasnifleri yapılmakta, bunlar arasında desen, teknik ve form açısından ilginç
bulunanların
çizimleri yapılarak envanter fişleri hazırlanmaktadır. Diğer yandan aynı kaba ait
olup kırık ele geçen parçaların yapıştırılması ve bunların alçı ile
restorasyonu, madeni buluntuların temiz- likleri gibi özel uzmanlık gerektiren işlemler kazı
restoratörü tarafından gerçekleştiril- mektedir.
XVIII. yüzyıla kadar önemli bir çini üretim merkezi olma özelliğini sürdüren İznik’te üretimin
yoğunluğunu anlamak için yal- nızca İznik Çini Fırınları Kazısı’nda bir kazı sezonu boyunca elde
edilen buluntuları görmek yeterlidir. İznik’te Osmanlı döne- minde çini atölyelerinin bulunduğu
alanın bir bölümünde yürütülen bu kazı çalışma- larında buluntu yoğunluğunu, doğal olarak çeşitli
tekniklerde çini ve seramikler ile fırın malzemeleri oluşturmaktadır. Ancak kazılar sırasında ele
geçen çini ve seramiklerin büyük bölümü üretim aşamasında çeşitli nedenlerden dolayı hatalı
üretilmiş parçalar olup bunlarda gözlemlenen yanık izleri, sır
çatlakları, sır akmaları bu durumu kanıtla- maktadır.
Her yıl yaz aylarında iki ay planlanan kazı çalışmalarının sonunda kazı alanının son durumu ile
buluntuların fotoğrafları çekilmektedir. Niteliklerine göre üç gruba ayrılan buluntular İznik Müzesi’ne teslim edilmektedir.
Yaz aylarında yürütülen arazi çalışması sırasında elde edilen bulguların değerlendirilmesi ve
yayına dönüştürülme- si çalışmaları ise tüm yıl boyunca devam etmektedir.
Diğer yandan yukarıda da değindiğimiz gibi, İznik’te devam eden bu çalışmaların başlıca
amaçlarından biri, İznik’teki çini ve seramik üretim teknolojisinin aydınlatılma- sıdır. Mevcut
kazı alanında şimdiye kadar dört fırın ateşhanesi ortaya çıkarılmıştır.
Sağlamlaştırılması yapılan bu ateşhane-
ler, üzerleri sundurmayla örtülerek koruma altına alınmıştır. Fırın ateşhaneleri dışında kazı
alanında ortaya çıkarılan farklı dönemlere ait mimari kalıntılara da doğa tahribatına karşı her yıl
peri- yodik olarak koruma işlemleri uygulanmaktadır. Yürütülen kazı çalışmalarının sonucunda
ise burasının İznik’teki geleneksel çini/sera- mik üretim teknolojisine ışık tutacak bir açık hava
müzesine dönüştürülmesi planlan- maktadır.
Günümüzde İz- nik’te çinicilik son yıllarda sayıları artan çini atölye- leriyle yaşatılma- ya
çalışılmakta- dır. Ancak İznik çiniciliğinin hak ettiği değerinin anlaşılmasında
İstanbul Üniversitesi’nin 1960’lı yıllardan itibaren yürüttüğü özverili
çalışmaların katkısı unutulmamalıdır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir