KEMANKEŞLERDEN OKÇULARA…


İsmail Kemal KEMANKAŞ

Soyadı yasası çıktığında babamın büyükleri nüfus müdürlüğüne giderler… Babamın dedesi Balıkesir ve yöresinde “Kemankeş Ali” diye bilinir. Yani iyi ok atan, okçuluğa düşkün biri anlamındaki bir sıfatla anılır. Dede Kemankeş Ali, sıfatını soyadı olarak almak ister . Önce “tamam” derler… Sıra işlemin yapılmasına gelince, görevli memur soyadın sonundaki “keş” takısına takılır! İyilik yaptığına inanarak “keş”i “kaş” yapar. Ve böylece ailemin ve benim soyadım Kemankaş olarak kalır. Bunu neden anlattım; Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, arkadaşlarıyla haber göndererek “Bursa’nın spor tarihini içeren bir kitap hazırlayabilir mi?” diye sorduğunda önce isim aklıma geldi. “Osmanlı’dan Günümüze Bursa’da Spor” diyerek isim konusunu çözdüm. Sonra da geçmişte yaptığım bir çalışmadan yararlanarak Osmanlı döneminde Bursa’da spor adına neler yapıldığını anlatmaya başladım.

Dönemin padişahları, “şikargah” denilen av sahalarına, yanlarında çok becerikli okçularla giderek avlanırmış. Sonra da bu mahir okçular yani o günün deyişiyle “kemankeşler” ok atma yarışına girer ve kazanan ödüllendirilirmiş. Yani Osmanlı sporu önce savaş tekniği olarak algılamış… Okçuluğu huzur güreşleri izlemiş. O da bir anlamda savaştaki yakın dövüş tekniğini yansıtıyor. Özetle, kendi soy adımdan yola çıkarak geçmişteki sporcuları bulmaya çalıştım. Okçulukta Bursalı Süca, güreşte Softaoğlu pehlivana kadar gidebildim. Hem Osmanlı, hem de Cumhuriyet dönemlerinde yaşamış Dinarlı Mehmet Pehlivan’a ait dokümanlara ulaştığımdaki heyecanımı unutamam…

Bursalı boksörlerin, kahvehanelerdeki masaları kaldırıp antrenman yaptığını öğrendiğimde, onların azmini hayranlıkla andım.

1950’li yılların başlarında Bursa’nın bayan eskrim takımına sahip oluşunu görünce, Bursa’nın ve modern Türk kadınının neler yapabildiğine tanık oldum.

Şık giyimli beylerin bir futbol karşılaşmasını, kutsal bir tören gibi izlemesine bakarak geçmişe öykündüm… Sonra da bir karara vardım. Somut olmayan kültürel miras kapsamında görebileceğimiz spor olaylarını yeterli bir kaynaktan bulup ortaya çıkarmak gerçekten çok zor.

Genlerimizde biriktirip saklamak ve bunu toplumla paylaşmak sanırım yok. Kitabı oluştururken bunu açıkça yaşadım. Bu arada spor olaylarını belleklerinde saklayarak bana anlatan, elindeki belgeleri paylaşan bir avuç spor dostunu da unutmadım. Onlar için kuru bir teşekkür hiç de uygun bulmuyorum. Onlar Bursa’nın gerçek bir kültür değeridir demek geliyor içimden… Talep ve karşılığında bir kitap doğdu… Önemli bir hedefimdi ama asıl amacıma henüz ulaşamadım. Türkiye’de şu anda gerçek manada bir spor müzesi yok. Sadece profesyonel şubesi olan spor kulüplerinin müzeleri var. Oysa 81 ilin hepsinde de spor tarihinin derinliklerinde gizli, başarı ve belge bulunuyor . Buna adım gibi eminim…

Tarihi Kentler Birliği’nin kurucusu, Kent Müzesi ile rol model, festivali ile öncü kent Bursa, yine bir ilki gerçekleştirip, Türkiye’yi “gerçek bir spor müzesine” kavuşturabilir. Yeter ki, yetkililer ilk adımı atsın. Ben ve spor dostu arkadaşlarım buna hazırız.

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir