Muradiye Türbelerinde Kalemişi Kitabeler


Ömer Kaptan

Uhrevî sükûnetin mesajı bize nasıl ulaşır? Yalnızca güvercin bakışlı sessizlik mi bize bu mesajı ulaştırır? Yoksa bu mesajı daha dolaysız yollardan elde edebilmenin mümkinatı var mıdır? Bu soruları gören Bursa sevdalıları hemen Yakup Kadri ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dizelerine atıf yaptığımı anlamışlardır. Öyle demiyor muydu Yakup Kadri Karaosmaoğlu: “Uhrevi sükûnetin ve uhrevi rahatın ne olduğunu bilmek  isteyenler Bursa’da Muradiye Türbesi’ne gitsinler! Ölüm yalnız burada korkunç değildir.” 

Büyük edebiyatçımızın bu sözünü dinleyip yolumuzu Muradiye’ye düşürdüğümüzde uhrevi sükûnetin adeta çığlıklarını duyar gibi oluyoruz. Sükûnet ve çığlık. Birbirine ne kadar zıt gibi değil mi? Ama burada değil. Peki mesaj?  sükûnetin mesajını yalnızca bu türbelerdeki mimari ve manevi atmosferden mi elde edebiliyoruz? Yoksa bu sekîne  hissiyatını alabilmemiz için bu türbeleri bina edenler bize kestirme yollardan hikmetli öğretilerle mesajı ulaştırıyorlar  mı?  uradiye türbelerindeki yazıları incelediğimizde bu sorulara evet cevabını verebiliyoruz. Türbelerdeki kalemişi  süslemelerin arasındaki dini içerikli kitabeler bize ötelerden mesaj taşıyarak fenâ-bekâ karşılaştırmalarını en etkileyici  ifadelerle sunuyorlar. Fani olanla baki olan arasındaki farkı, kıymetli ve kıymetsiz arasındaki çizgiyi en ince ifadelerle  önümüze koyuyorlar. Gelin en batıdaki türbeden başlayarak doğuya doğru bu türbe yazılarından birlikte nasiplenmeye  çalışalım.

ŞİRİN HATUN TÜRBESİ

Muradiye türbelerinin kuzey batı istikametinde bulunan Şirin Hatun türbesi zengin kalem işi süslemeleri ve kitabeleriyle  ilgi çeker.

Türbeye daha girişte karşı duvarda bizi karşılayan ilk görüntü, belki de mezarlıklara en çok yakışan ayeti kerimenin  görüntüsüdür: “Kullu men aleyhâ fân, ve yebkâ vechu rabbike zü’l-celâli ve’l-ikrâm” Her şey fanidir, yok olacaktır.  yalnızca celal ve ikram sahibi olan rabbinin zatı baki kalacaktır.

Zül celal” kısmının üstte kufi ile yazılarak çok güzel bir müsenna istifin oluşturulduğu bu yazı, bize burada yatan hayır sahiplerinin herkes gibi yok olduğunu, fani olduklarını hatırlatır. Ölümün hatırlatıldığı bu ayetten sonra başımızı sağa çevirir çevirmez de duvarda büyük bir madalyonun içinde yazılmış “Yâ Tevvâb” yazıları ilgimizi çeker. Defalarca yazılmış ve bir daire oluşturulmuştur. ‘Defalarca tövbeler olsun’ der gibidir bu yazı. Bu fani hayatta işlediğimiz onlarca kusur için Allah’ın “tevvab” ismine sığınabileceğimiz bize burada ihtar edilir.

Başımızı mihraba doğru çevirdiğimizde ise mihrabın hemen üzerinde zarif bir şekilde bırakılmış bir “Kelime-i tevhîd”  dikkat çeker. Mavi zemin üzerinde beyaz sülüs yazıyla “Lâ ilâhe illallah” yazarken üzerinde kırmızı bir kufi yazıyla  yazılmış  “Muhammedün rasulullah” ifadesi onu delip geçer. Allah lafzı en üsttedir.

Tüm bu yazıların üzerinde kare planlı türbenin dört yanını baştanbaşa dolaşan kırmızı zemin üzerinde “Âyet’el-Kürsî” sülüs yazıyla yazılmışken, aynı zemin üzerinde kufi yazıyla da “Fatihâ” suresi yazılmıştır. Kubbenin alt başlangıcında siyah kuşak üzerinde beyaz kufi yazılarla “Esmâ’ül-hüsnâ”dan Allahın güzel isimleri yazılmışken bu kuşağın  altındaki pandantiflerde kırmızı zemin üzerinde ise Allahın “El-hayy, El-kayyûm, El-kâbıd, El-bâsıt, El-hâfız, El-bâ’is, El- ümît” gibi isimleri özellikle ölümle ve dirilişle alakalı oldukları için belirgin biçimde sarkıtılmışlardır.

Türbenin giriş kapısı üzerinde ise kilit taşında mermer üzerine türbede mezarı bulunan “Ayn’ı şah sultan” ismi  yazılmıştır. Ayn’ı şah sultanın lahtinin üzerinde baş kısmında yine mermere “Allah bâkî” ifadesi yazılmıştır.

GÜLRUH SULTAN TÜRBESİ

Şirin Hatun Türbesi’nin yanında bulunan bu türbeye daha girerken kapı kemerinin kilit taşı üzerinde siyah renkle  mermer üzerine yazılan yazı bize bu türbede kimlerin yattığını haber verir: “Gülruh sultan ve sâir” Gülruh sultan ve  diğerleri. Kilit taşlarında mermer üzerine yazılan bu yazıların karakterleri, yazının türbe içindeki diğer kalemişi yazılar  gibi 16. yüzyıla kadar gidemeyeceğini, muhtemelen 19. yüzyıldaki restorasyonda yazıldıklarını gösteriyor. Harfler  oldukça düzgün ve gelişmiş.

Türbeye girer girmez başımızı kaldırdığımızda kubbe içi süslemeler arasında bir yazı silsilesi görülüyor. Kalemişi  süslemelerin renk cümbüşünde yeşil zemin üzerinden bize sekiz defa göz kırpan yazı şeridi “Kelime-i tevhîd”  ibareleridir.  ubbe kasnağında siyah zemin üzerinde “Esmâ’ül- hüsnâ” yazılmışken, onların da devamında pencere ve  mukarnasların  emen altına denk gelen yazı şeridi “Âyet’el-Kürsî” yazısıdır.

Gelelim bu türbedeki en ilginç yazılara. Türbeyi dolaşan Âyet’el-Kürsî yazısından aşağı doğru hem kandil biçiminde hem  de madalyon biçiminde şekiller sarkmıştır. Bu şekillerin içinde önemli yazılar vardır. Sarı renkli madalyonların içinde  kufi  azıyla “Ya Allah, Ya Muhammed” yazılmışken kandil şekillerinin içinde ise “şâkile” ayeti yazılıdır. “Kul küllün  ya’melu  lâ şâkiletihî” De ki: ‘Herkes yaradılışına göre davranır (İsra-84). Herkes mizaç ve meşrebine göre kendisine  yakışanı  yapar. Aslında bu ayet bir teslimiyet çağrısıdır. Bir mezarlıkta yazılmasının sebebi de bu olsa gerektir. Yani ‘ey  ziyaretçi,  hayatın debdebesi içinde seni üzen, kötü davranan ya da kıran kimseler olacaktır fakat herkes bir gün bu  fani âlemi terk  edip buradaki gibi ebedi istirahatgâha ulaşacak. Sen her şeye rağmen müsterih ol’ mesajı burada  veriliyor gibidir.

ŞEHZADE MAHMUT TÜRBESİ

Bu türbedeki en dikkat çekici yazılar pencerelerin üzerinde defalarca yazılmış olan Rahman suresinin 26. ayetleridir. Bir  mezarlığa en çok yakışan fenâ-bekâ karşılaştırması burada da vardır: “Kullu men aleyhâ fân ve yebkâ vechu rabbike zü’l-  celâli ve’l-ikrâm”. Bu ifadeler farklı farklı renklerle çini kaplamanın bittiği yerden itibaren pencere üzerlerine  yerleştirilmiştir. Daha önce diğer türbelerde damla şeklindeki bir istifle gördüğümüz bu ayet bu defa düz bir yazıyla  yazılmış, üzerine de diğer türbelerde bulunmayan şu kufi yazı eklenmiştir. “Sadekallâhü’l-‘azîm ve belleğa Rasûlühü’l-  Kerîm. Ve nahnü ‘alâ zâlike mineş-şâhidîn, El hamdü lillâhi vahdeh” (Yüce olan Allah şüphesiz doğru söyledi. Onu değerli  resul bize ulaştırdı. Biz de bu duruma şahit olanlardanız. Hamd yalnızca Allah’adır.)

En az bu ayetler kadar türbenin mihrab üstü yazıları da ilgi çekicidir. Altın varak kaplamalarla yazılmış yazılar göz  alıcıdır. Meşhur mihrap ayeti önce sülüs yazıyla “Kullemâ dehale aleyhâ zekeriyyal mihrâb” kısmına kadar beyaz  sülüsle  yazılmış, hemen üzerine ise kufi yazıyla altın varaklarla “vecede indehâ rızkân, kâle yâ meryemu ennâ leki hâzâ  kâlet  uve  in indillâh, innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb” (Zekeriyya, onun yanına, mâbede/ mihraba her  girişinde orada  ir rızık bulur ve «Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?» der; o da: Bu, Allah tarafındandır. Allah,  dilediğine sayısız rızık verir, derdi. Ali İmran 37).

Bu mihrab ayetinin hemen üzerinde müsenna/ simetrik biçimde yazılmış “Bismillâhi’r- Rahmâni’r-Rahîm“ ibareleri ve onlarında üzerinde kufi harflerle yazılmış “E’uzü billâhi mine’ş-şeytani’r-racîm” ifadeleri yazı bütünlüğüne ayrı bir  güzellik katmıştır.

Başımızı kubbeye çevirip gözlerimizi renklerin güzelliğinden ayırabilirsek arada şu yazıların yazdığını da görebiliriz.  Kubbe içi kalemişi süslemeleri arasında on iki defa mavi zeminde yazılmış yazı “Sultan Mahmud han, Aleyhi’r-rahmeti  ve’l-gufrân” ibareleridir. Bu türbede yatan zat bize söylenmiş ve “rahmet ve bağışlama onun üzerine olsun” duası  yapılmıştır. Kubbe kasnağına doğru inerken kırmızı zeminde ise farklı bölümlerle “Ayet’el-kürsî” parça parça  yazılmıştır.

CEM SULTAN TÜRBESİ

Cem Sultan Türbesi, kalemişi süslemeleriyle olduğu gibi yazılarıyla da en zengin Muradiye türbesidir. Yazıların verdiği mesajlar ise hiç birinin rastgele seçilmediğini, özenle tercih edildiklerini gösterir. Örneğin türbeye girer girmez kubbe kasnaklarının altında mavi renkle yazılmış ve bir şamdan görüntüsü verilmiş olan şekillerde “Kul-illâhumme mâlik’el- mulki tû’ti’l-mulke men teşâu” yazılması tamamen burada yatan şehzadelerle alakalıdır. Osmanlı tahtına çok yakın bulundukları halde saltanatı/mülkü bir türlü elde edememiş olan bu şehzadeler için “De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin.” Ayeti özenle seçilip yazılmıştır. İlk bakışta bu yazının Cem Sultan için yazıldığı zannedilse de başımızı yukarı çevirip türbenin kubbesine baktığımızda, yazılarda bu türbenin asıl sahibini görürüz. Rumi ve hatayi motiflerin arasında kartuşlarda siyah zemin üzerine beyaz yazıyla “Sultan Mustafa”, bir metre  kadar altlarında da bu defa altın varak kaplamayla “rahimehullah”ifadeleri bu türbenin Cem Sultan gömülmezden evvel Fatih Sultan Mehmet’in diğer oğlu şehzade Mustafa için yapıldığını bize hatırlatır.

Kubbe eteğinde yine gelenek bozulmamış ve kuşak boyunca sülüs yazıyla “Ayet’el-kürsî” yazılmıştır. Ancak bu defa bir  farklılıkla sülüs yazının üzerinde kırmızı kufi yazı ile Bakara suresinin 257. ayeti yazılmıştır: “Allâhu velîyyullezîne  amenû, yuhricuhum min’ez-zulumâti ilâ’n-nûr vellezîne keferû evliyâuhum’ut-tâgûtu yuhricûnehum min’en-nûri ilâ’z-  zulumât, ulâike ashâbu’n-nâr, hum fîhâ hâlidûn. (Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa  çıkarır.  Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara sürükleyip çıkarır.) Bu Ayet’el-kürsî  kuşağının  altındaki daha küçük kuşak ise kırmızı zemin üzerine beyaz kufi yazıyla Esmâ’ül-hüsnâ’nın yazıldığı şerittir.

Kubbe kasnağındaki Türk üçgenlerinden aşağıya doğru sarkıtılmış olan sarı renkli madalyonlarda kufi yazıyla “Bismillâhi’r- Rahmâni’r-Rahîm” yazılmıştır. Bu madalyonlar da türbenin tüm duvarlarını dolaşmıştır.

Burası bir türbe olduğu için yatan fanilerin aksine Allah’ın “Hayy” daima canlı ve diri olduğu Cem Sultan Türbesi’nde  bize  yeniden hatırlatılır. Mihrabın iki yanında kemerlerin alt başlangıcındaki yazı şöyledir: “Huvel hayyu lâ ilâhe illâ  huve,  ed’ûhu muhlisîne lehud dîn” bu ayetin (mümin 65) ilk yarısı sağdan sola beyaz bir yazıyla yazılmışken ikinci yarısı  soldan sağa mavi sülüsle yazılmıştır. Kemerler arasındaki diğer yazılarda da aynı ayet (mümin 65) yazılmış olmakla  birlikte bu defa ilk kısmı mavi ikinci kısmı sağdan sola beyaz yazıyla yazılmış ve farklı istifler oluşturulmuştur. Kemerler  arasında bu yazılarla birlikte “kelime- i tevhid” ibareleri sağdan sola beyaz yazıyla “Lâ ilâhe illallah” ve soldan sağa mavi  sülüsle “Muhammedün rasulullah” şeklinde yazılmışlardır. Üstlerindeki kufi yazıda peygamberimize salavat “Allahumme salli alâ muhammedin ve ala âli Muhammed” şeklinde yazılmıştır.

Türbenin göz kamaştırıcı mihrabı da altın varak kaplı kalem işi süsleriyle önemli yazıları ihtiva eder. Mihrabın iki  yanında alınlık içinde “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm” ibareleri müsennâ olarak yazılmış, altlarında da beyaz ve mavi sülüs  azıyla  “Allahu hâliku külli şey ve hüve âlâ külli şey’” (Allah her şeyin yaratıcısıdır ve her şeyin üzerindedir.)  ibareleri sağlı sollu  yazılmışlardır. Bu sülüs yazıların üzerinde ise kufi lacivert yazıyla “Lehû mekâlîdu’s-semâvâti vel ard, vellezîne keferû bi  yâtillâhi ulâike humul hâsirûn” ayeti (zümer 63) yazılmıştır.

Zemindeki pencerelerin üzerinde çini kaplamanın bittiği yerde kırmızı zemin üzerine beyaz kufi yazıyla “El-hamdu lillah”  ifadeleri daire oluşturacak şekilde tüm pencerelerin üzerinde ve giriş kapısı üzerinde yazılmıştır.

ŞEHZADE AHMET TÜRBESİ

Muradiye türbelerine girdiğimizde bizi solda ilk karşılayan türbe Şehzade Ahmet türbesidir. Şehzade Ahmet Türbesi  Muradiye’deki diğer türbelere nazaran daha az kitabe ihtiva eden bir türbedir. İçeriye girdiğimizde pencerelerin  üzerindeki celi sülüs yazılar hemen dikkat çeker. Yaklaşık iki buçuk metre yükseklikte çini kaplamaların bittiği noktadan  itibaren mihrabın sol tarafından kırmızı zemin üzerine beyaz Besmele-i şerifle “Ayet’el-kürsî”nin başladığı görülür.  Ayet’el-kürsî bittikten sonra son kartuşta “Sadekallâhü’l-‘azîm ve belleğa Rasûlühü’l-Kerîm.” İfadeleri yazılımıştır. Sülüs  yazının üzerinde kufi yazıyla da ”Fatiha” Suresi yazılmış ve o da “Ve nahnü ‘alâ zâlike mineş-şâhidîn, vel hamdü lillâhi  rabbi’l-âlemîn” ifadeleriyle bitirilmiştir. Bu ifadeler “ Yüce olan Allah şüphesiz doğru söyledi. Onu değerli resul bize  ulaştırdı. Biz de bu duruma şahit olanlardanız. Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’adır” anlamlarına gelmektedirler.

Şehzade Ahmet türbesindeki en ilginç yazı ise mihrab üstü yazısıdır. Osmanlı geleneğinde mihrabların üstüne  Kuranı kerimde mihrab kelimesinin geçtiği ayetler yazılmaktaydı. Bunların en meşhuru da Ali İmran suresinin 37.  ayetidir. Ancak az sonra vereceğimiz üzere bu ayette geçen mihrab kelimesi belirgin bir şekilde dursun diye Osmanlı  Cami  ihrablarında genellikle bu ayet yarım bırakılır: “Kullemâ dehale aleyhâ zekeriyyal mihrâb” anlam da şu şekilde  yarım  kalmıştır: ”Zekeriyya mihraba her girdiğinde”. Bu ayetteki cümleyi tamamlayan ibare pek çok kez yazılmasa da  Şehzade  Ahmet türbesinde devamı da yazılmış ve anlam tamamlanmıştır: “vecede indehâ rızkân, kâle yâ meryemu  ennâ leki hâzâ” (Meryem’in yanında yiyecekler bulurdu ve Ey Meryem bunlar sana nereden geliyor derdi.) İlginçtir ki  Muradiye’nin diğer türbelerinde de geleneğe muhalif olarak bu ayet yarım bırakılmamış ve devamı da yazılarak anlam tamamlanmıştır. ( bknz: Şehzade Mahmut, Hüma Hatun türbeleri).

Şehzade Ahmet türbe mihrabında yazının bu kadar girift ve karmaşık görünmesinin sebebi, mezkur ayetin ilk kısmının  mihrab kelimesine kadar sağdan sola, geriye kalanın ise soldan sağa yazılması ve farklı bir istif oluşturmasıdır. Aynı  zamanda ayetin ön kısmındaki “ve keffelehâ zekeriyya” (zekeriyya onun bakımını üstlendi) ibaresi de burada  yazılmıştır.

ŞEHZADE MUSTAFA TÜRBESİ

Şehzade Mustafa Türbesi’ndeki en dikkat çekici dekorasyon malzemesi şüphesiz ki 16. yüzyıla ait İznik çinileridir.  Türbe içindeki yazı şeridi de bu çini kuşağının hemen üzerinde yer alır. Lacivert zemin üzerine beyaz yazıyla yazılmış  olan yazı şeridi giriş kapısının sağ tarafından başlar. İlkyazı Ayet’el-kürsî’dir. Ayet’el-kürsi’nin bitişinden sonra ise  besmele-i şerif ile birlikte Esmâ’ül-hüsnâ isimleri yazılmıştır.  Allah’ın isimleri şu ibarelerle sona ermiştir; “Leyse  kemislihî şey’ün ve hüve’s-semi’ul- basîr, Hasbünallahü ve ni’mel-vekîl ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasîr,  gufrâneke Rabbena ve ileyk’el-masîr” (Onun gibi hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir. Allah bize yeter, o ne  güzel  vekildir. Ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır. Ey rabbimiz bizi bağışla, dönüşümüz sanadır)

Esmâ’ül-hüsnâ isimlerinin bittiği noktadan itibaren türbe ve mezarlıklarda görmeye alışkın olduğumuz ahirete  yönelik mesajlar veren peygamberimizin şu hadisleri aynı şerit üzerine yazılmışlardır: “Kale’n-nebiyyu sallalâhu  aleyhi ve sellem, Ed’dünyâ mezraatü’l-Ahireh” (Dünya ahretin tarlasıdır.) Bu dünyada ne ekersen ahrette onu  içersin.  “Kale’n-nebiyyu sallalâhu aleyhi ve sellem, El-mü’minûne la yemütûn bel yünkalûne min dari’l-fena ila daril-  beka.”  Müminler ölmezler, bilakis fena aleminden beka alemine naklolunurlar.) Son kartuştaki yazıda ise “El-  mevtü ke’sün  küllü’n-nasi şâribüh, Ve’l-kabrü bâbün küllün nâsi dâhilühü.” (Ölüm eninde sonunda herkesin içtiği bir  kâsedir. Kabir de  eninde sonunda herkesin girdiği bir kapıdır.)

MÜKRİME HATUN TÜRBESİ

Mükrime Hatun Türbesi’nde, Şirin Hatun Türbesi’ne çok benzeyen kalem işi süslemeler ve yazılar yer alır. Girişte tam  karşıda yine Rahman suresinin 26. ayeti aynı istifle yer alırken sağ duvarda bu defa madalyonda “ya tevvâb” yerine “yâ  rezzak ve yâ vehhâb” isimleri altışar defa yazılmıştır. Türbenin tüm duvarlarını dolaşan kırmızı zemin üzerinde “Ayet’el-  Kürsî” yazısı da üzerindeki “Fâtihâ” suresiyle birlikte burada da yer almaktadır.

Bu türbeye özel olan yazı ise mihrabın üzerindeki Ali İmran suresinin 18. ayetidir. Bu defa mihrab üstünde diğer  türbelerde olduğu gibi meşhur mihrab ayeti (Ali İmran 37) yazılmamış onun yerine mihraplarda pek kullanılmayan bir  ayet yer almıştır: “Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu” kısmı beyaz sülüs yazıyla büyük olarak ve  devamı  yeşil kufi yazıyla “ve ulûl ilmi kâimen bil kıst, lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm.” (Allah, melekler ve ilim sahipleri,  ondan  başka ilâh olmadığına daletle şahitlik ettiler. O’ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet  sahibidir.) ayetin üzerinde mihrab süslemelerinin bittiği noktada ise bir damla şekli içinde kufi yazıyla “huve’llâh, lâ  ilâhe illallah” ibareleri yazılmıştır.

HÜMA HATUN TÜRBESİ

Hüma hatun türbesinde kalemişi kitabeler yalnızca mihrapta bulunmaktadır. Mihrabın üzerinde meşhur mihrap ayeti  yine yarım bırakılmadan mihrab kelimesinden sonraki tamamıyla yazılmıştır “Kullemâ dehale aleyhâ zekeriyyal mihrâb  vecede indehâ rızkân, kâle yâ meryemu ennâ leki hâzâ

Mihrap ayetinin üstünde ise diğer türbelerde olmayan bir yazı, Hz. Ali’nin bir sözü buraya yazılmıştır. İki kartuştan  oluşan yazının sağ kısmında “Min kelâmi Aliyyin kerramallahu Vecheh” (Hz. Ali’nin sözlerinden – Allah yüzünü ak  etsin-)

Sol tarafta ise “La tekun mimmen yercu’l- ahirete bi gayri amelin” yazılmıştır. Yani “(iyi) amel sahibi olmadan ahirete umut besleyenlerden olma”

Yine bir türbe yazısı olduğundan ahiret vurgusu bu sözle yapılmıştır.

Sultan 2. Murat Türbesi, Gülşah Hatun Türbesi, Ebe Hatun Türbesi ve Saraylılar Türbesinde kalem işi süslemeler arası  kitabelere rastlanmamıştır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>