MURADİYE’DEKİ KAYIP HAZİNELER


Doç. Dr. Doğan YAVAŞ

Türk ve İslam mimarisi alanında yapılan araştırmalarda, kitabelerden istifade etme yönü eksik
kalmaktadır. Oysa kitabeler, bir yapının kimliği konumunda olup bânîsinin, mimarının ve bazen de
çalışan sanatçıların isimlerini vererek bilim âlemine yardımcı olurlar. Tamir kitabeleri ise
yapıların zaman içinde geçirdiği evreleri anlatmakta ve bize mimari üslupların gelişimini
sunmaktadırlar.
Kitabelerin her biri ünlü şairlerin ağzından, hattatların kaleminden ve taşçı ustalarının da
çekiçlerinden çıkmış, önceleri nesir, son- ra aruz vezinli ve de ebcedli yazılmış edebi metinler
olmanın yanı sıra, dönemine göre farklı yazı örnekleri açısından da birer sanat değeri
taşımaktadır.
Yüzyıllarca maruz kaldıkları tabiatın tahribi- ne rağmen birçoğu ayakta kalabilmiş olan kitabeler,
özellikle son yüzyılda büyük bir hızla yok olmaya yüz tutmuştur. Bu yok olmaya kültür
varlıklarımıza yeterli alakanın gösterilmemesi, insanların bu konudaki
bilgisizliği ve bilinçsizliği, çarpık yapılaşma gibi daha birçok olgu sebep olmuştur.
Aralıksız bin yıldır, üzerinde kurduğumuz devlet ile yerleşik yaşam sürdüğümüz bu toprak, bir vatan
olarak sadece doğal unsurlarıyla değil, aynı zamanda geçmişten bugüne taşıdığı bu zenginliğiyle de huku- kumuz ve
tasarrufumuz altındadır. Ancak bu durum, sahip olduğumuz bu kültür ve tabiat varlıklarını korumak
ve bir dünya mirası olarak gelecek kuşaklara iletmek sorumluluğunu da beraberinde getirmekte- dir.
Her biri toplumsal hafızanın izleri olan bu varlıkların, mülkiyetimiz, tasarrufumuz ve hukukumuz
altında olması, devletimizin en üst kurumundan en sade vatandaşına kadar her birimize yasal olarak
ayrı bir sorumluluk yükler.
Son on yıldaki gelişmeler, korumacı zih- niyetin hakim olmasıyla gayet ümit verici olmuştur. Gerek
yerel yönetimlerin ve gerekse halkımızın tarihi kültürel miras
konusunda bilinçlenmesi ve bu hassasiyet-
le birlikte yurdumuzun adeta bir şantiye haline dönüşmesi artık eski eserlerimizin korunması
hususunda geri dönülmeyecek adımlar atıldığının göstergesidir.
Bu noktada, şehrimizin rükn-i hâmisi yani beşinci direği olarak tanımlanan Muradiye Külliyesi’nin
haziresinde yapılan düzenleme ve ülkemizin ilk Açık Hava İslami Mezar Taşları Müzesi çalışmaları
esnasında çok sevindirici gelişmeler olmuştur. Yıllar önce yıkılarak ortadan kaldırılan bazı
yapıların, yok olup gittiği sanılan kitabeleri bu hazire- de ortaya çıkmıştır. Bu alana gelişigüzel
bir şekilde atılan bu eserlerin varlığı, hepsi çok zarar görmüş olmakla birlikte yine de bizi son
derece memnun etmiştir. Allah, fakir kulunun önce eşeğini kaybettirir üzer, sonra da buldurarak
sevindirirmiş.
Bu kitabelerden bazılarını buraya kaydede- rek sevincimizi hemşehrilerimizle paylaş- mak
istiyoruz:

Muradiye bahçesinde düzenlenmekte olan bu kitabeler ve mezar taşları ziyarete açıldığında her biri
bir heykel niteliğindeki eserlerin görülmesi mümkün olacaktır.

 

Hoca Çerağzade Mektebi Kitabesi

Hoca Çerağzade Efendi hazret-i müfti’l-enâm Hasbeten lillâh bu mekteb-i hayra kıldı ihtimâm Sabî
sıbyân hürmetine kıl atâ dârusselâm
Sene bin iki yüz altmış Müftî Mektebi tamâm 1260 (M.1844)

Çerağ Bey, Ahî Bayezid’in oğlu, Yeşil Külliye’nin mimarı ve Bursa muhafızı Hacı İvaz Paşa’nın da
kardeşidir. Miladi 1844 tarihini taşıyan bu mektebi, onun
torunlarından birinin yaptırdığı anlaşılıyor. 64 x 42 cm. boyutlarındaki kitabe sülüs hat ile
yazılmıştır. (Resim 1)

Darüssaade Kâtibi Çeşmesi Kitabesi
Emirsultan Camii’nin güneyinde, Hamam
Sokağı’nın köşesinde yer almaktaydı, etrafı köfeki taşıyla örülü, mermer yalağı ise oval
şekilliydi. Ayna taşı rozetli ve stilize bitkisel bezemeliydi. Günümüzde ortadan kalkmış olan
çeşmenin mermer üzerine sülüs hat ile yazılı kitabesi Muradiye’de bulunmaktadır. Bir köşesi
kırılmış ise de parçası mevcuttur, onarılacaktır. Kitabe 94.5 x 76.5 cm ebadında olup metni
şöyledir: (Resim 2)

Kâtib-i dârü’s-sa’âde menba-ı ayn-ı atâ Ya’ni hem-nâm-ı rusül cûyında birr ü sevâb Yüz sürüp isr-i
veliyyü’n-ni’mete akdı çü su Böyle ra’nâ çeşme ihyâ etti kim ayn-ı savâb

Böyle nîce hayra tevfîk ede bânîsin Hudâ Merkezinde ede izzîle mekîn ü kâm-yâb

Ni’metâ dedi bu yektâ mısra-ı târîhle
Gel Muhammed aşkına bu çeşmeden îç âb-ı nâb Sene 1156 – M.1743

Rıfâî Dergâhı Kitabesi
Yine mermer üzerine ta’lik hat ile yazılmış, 101 x 51 cm. ölçülerindeki kitabe, Rıfâî Dergâhı’nın
Muhammed Hilmi Ağa tarafından yeniden inşa
edildiğini gösterir. (Resim 3)

Şehinşâh-ı cihân kutb-ı zamân Sultân Mahmûd’ın Mücedded hükm-i adlî eylemekde âlemî âbâd

Nice âsâr-ı hayra sâye-i şâhânede her sû İdüb sarf-ı mesâî bendegânı oldılar irşâd

Ez an cümle kemîne çâkerânından olan bir zât Yeniden eyledi bu tekyeyi inşâ mubârek bâd

Dinildi hîn-i tecdîdinde bir beyt-i pesendîde
Ki her mısraı târîh-i mücevherdir lede’t-ta’dâd

Peka’lâ bu Rıfâî hânikâhı dil-keşâ hakkâ 1254 (M. 1838) Muhammed Hilmi Ağa kıldı bu dergâhı nev
bünyâd 1254 (M.1838)

Hacı Mustafa Ağa Çeşmesi
Sâhibu’l-hayrât Hacı Mustafa Ağa bil
İtdi bunda bir müferrah çeşme-i lillâh sebîl

Dilerim lutf-ı hudâdan cennet ola menzili Sâkî-i kevser elinden içe dâim selsebîl

Çeşme-i âb-ı hayâta düşdi bir târîh-i nazm Nûş idüben medh iderler buna ashâb-ı sebîl Sene 1158 (M.
1745)

Bozuk bir nesih kırması ile yazılıdır, 43 x 30 ölçülerindedir. (Resim 4)

Müstakim Efendi Çeşmesi
Kitabesinden de anlaşılacağı üzere bu çeşme Yenişehir’de idi. Mefâîlün vezninde yazılmıştır, bir
köşesi kırık olduğundan birinci mısraı eksik kalmıştır. (Resim 5)

………. âlem âfitâb-ı müşrif-i ma’nâ
Müderric-i fazîlet Müstakîm Efendi kim hakkâ İdüb bu çeşmeden himmetle cârî âb-ı hayvânı Ahâlî-i
Yenişehri yeniden eyledi ihyâ
Lisân-ı hâl ile leb-teşnegâne lûlesi ânın Didi târîh bu mâ-i âb-ı kevserdir için sıhhâ 1185
Şeyh Küşterî’nin Mezar Kitabesi
Günümüzdeki Tarihi Belediye binasının karşısında bir evin altında Şeyh Muhammed Küşteri’nin mezarı
bulunuyordu. İlk gölge oyununu oynatan kişi olarak bilinen Şeyh Muhammed, İran’ın Küşter şehrinden
geldiği için bu lakap ile anılıyordu (Resim
6). Erken devrin sülüs yazısı ile yazılmış 48 x 45.5 boyutlarındaki kitabenin metni şöyledir;
“Cennet-mekân firdevs- âşiyân / sâhibu’l-hayâl Şeyh Muhammed Küşterî / rûhuna
fâtiha sene isneteyn ve semâne mâye fî 802 hicrî “

Süleyman Çelebi’nin Mezar Taşı
Mevlid yazarı Süleyman
Çelebi için yazılan 1 metre yüksekliğindeki mezar taşı, güzel bir sülüs ile yazılmıştır.
Geç dönemde yazıldığı anlaşılmaktadır. (Resim 7)

“Manzûme-i şerîfe-i velâdet-i nebeviye aleyhi’s-selâmi
ve’t-tahiyye müellifi Süleyman Efendi merhûmun merkad-i müteberrikidir aleyhi’r-rahmeti
ve’l-gufrân”.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir