Sırıl Köyü Korucu Mehmet Dede Kabri ve Kayguluzade Hasan Efendi Vakfiyesi


Doç. Dr. Doğan YAVAŞ

Sırıl köyü, Bursa’nın Orhaneli ilçesine bağlı olup, ilçeye 25 kilometre mesafededir. Daha önce Harmancık kazasının köyü iken sonradan Orhaneli’ye bağlanmıştır.  Rakımı 760 metredir. Köyün güneyinde Azat Mezarlığı; kuzeyinde Karataş ve Kurcuoluk; batısında Kurcuardıç; doğusunda ise Derebağlar mevkileri bulunmaktadır.   

Eski mezarlıkta türbesi bulunan ve halk arasında Kurtçu Mehmet Dede diye bilinen Korucu Mehmet Efendi adındaki zat, evliyadan olup adına vakıflar yapılmış olmasıyla da köye manevî bir hava katmaktadır. Oldukça eski bir köy olan Sırıl’ın kaydına, H 937/M 1530 tarihli muhasebe defterinde rastlanamamaktadır. 1847 tarihli temettuat kayıtlarında Harmancık’a bağlı olan 24 haneli bir köyde1, 1908 sâlnâmesine göre 37 hanenin2, 1927 sâlnâmesinde  ise 339 kişinin yaşadığını öğrenmekteyiz3.

Daha sonra 1933 tarihinde “Sırlı” adıyla Orhaneli’ye bağlı olarak görülen köyde, Osmanlı Dönemi’nden kalma berat ve sancak bulunmaktadır. Yer yer çürükler görülen sancakta bir kumaş üzerine parlak iplikle Kelime-i Tevhit ile ayetler yazılıdır. Çok eski olduğu söylenilen sancak, Kâmil Efendi ve Hüseyin Efendi diye anılan kişilerin torunları olan Halil İlhan ile Sıtkı İlhan’ın evinde muhafaza edilmektedir. Tuğralı beratta “Orhaneli Kazası Harmancık nahiyesine bağlı Sırıl Köyü camisinde hatiplik vazifesinde bulunan Hüseyin Efendi’nin vefatı ile boşalan memuriyete Kâmil Efendi’nin vazifeye atanması hususunda verilen padişah beratı ve Muharrem 1338 (M. Eylül-Ekim 1919)” tarihi vardır. Sancakta ise; 1. satır: Allah, Muhammed, Ebubekir, Osman, 2. satır: Lâ ilâhe illallah Muhammedün Rasûlullah, 3. satır: Sâf sûresi 13. âyet-i kerime (Nasrun minallahi ve fethun
karîb), 4. satır: Ali İmran Suresi 37. âyetten bahsetmektedir.

Köyde; Bekirler, İmamlar ve Kabaşlar lakaplarıyla anılan sülaleler yaşamaktadır. Türkmen/Yörük kökenli
olup yüzyıllardır örf ve adetlerini bozmadan günümüze kadar taşıyan köy halkı; düğün, nişan, ölüm, doğum,
asker uğurlama törenlerinde; yağmur duası, Hıdırellez yemeği ve dinî bayramlarda örf ve âdetlerini sürdürmektedir.

Yüz elli yıldan beri işletilen demirci dükkânı bulunan köyde bu meslek, günümüzde de sürdürülmeye çalışılmaktadır. Köydeki elektrikli değirmende; mısır, arpa, gibi ürünler hayvan yemi olarak öğütülmekte ve bir “şinik” öğütülen üründen, bir kabağın yarısı olan ‘‘kaşık’’ diye tabir edilen ölçü kabı ile yarım kaşık hak alınmaktadır. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayandığı köyde, son yıllarda özellikle vişne ve kiraz üreticiliği olmak üzere meyvecilik önem kazanmıştır. Günümüzde 130 haneli olan köyün nüfusu 500
kişiden oluşmaktadır.

Dağlık ve havadar bir mevkide kurulu köye ait 1263 (M.1847) senesi temettuat defteri verilerine göre o tarihte köyde 24 hanenin bulunduğu, 163 dönüm ekili tarla olduğu, 248 dönüm ekilmemiş tarla bulunduğu, 17,5 dönüm bağ, 13 dönüm bostan, 2 dönüm dut bahçesi, 15 baş sağmal keçi, 10 baş boz keçi, 20 baş sağmal koyun, 16 baş boz koyun, 2 baş at, 17 çift ve 1 tek öküz, 5 tane arı kovanı, 19 baş sağmal inek, 4 tane boz inek ve 15 baş merkep mevcut olduğu belli olmaktadır4.

Yine bu kayıtlardan; Sırıl Köyü ahalisinin vergi, öşür ve rüsumat olarak yılda 18.162 akçe ödediği, köydeki en zengin kişinin Yusufoğullarından Ömer’in oğlu Ali olduğu ve senede 1.547 akçe vergi ve öşür verdiği, köydeki en fakir insanın da Çokdanoğlu İsmail’in oğlu İbrahim olduğu ve Çeki aşiretinin koyun ve keçi çobanlığını yaptığı anlaşılmaktadır (Belge 1-2).

Bu köyde, halk arasında Kurtçu Mehmet Dede diye bilinen ve erenlerden olduğu düşünülen bir zatın kabri vardır. Ahşap direkler üzerinde, etrafı açık bir türbe olup üzeri ahşap kırma çatı ve alaturka kiremit ile örtülüdür (Resim 1-2- 3). Mehmet Dede’nin başucundaki üstüvani biçimli mezar taşı incelendiğinde, burada yatan kişinin asıl adının Korucu Mehmet Dede olduğu anlaşılır (Resim 4-5). Dört yüzlü mezar taşının üzerinde şu ibare yer almaktadır; “Hüve’l-Bâkî gavsü’l- vâsılîn kutbü’l-ârifîn mürşid-i kâmilîn olan İhtiyâr Korucu
merhûm Muhammed Veliyyullah Efendi rûh-ı şerîfîçün el-fâtiha 13 Şevval sene 1199 (M. 19 Ağustos 1785).

Köy ahalisinden bazı kişilerin elinde bulunan berat ve vakfiye kayıtlarına göre, Bursa’daki Kaygulu Dergâhı Şeyhi Hasan Efendi’nin, Sırıl Köyü’nde cami, zaviye, mektep ve kütüphane inşa ettirdiği sırada Mehmed-i Veli türbesini de bina ettirip türbedarlık vazifesi tevcih ettiği anlaşılmaktadır. Vakfiyesinde geçen “Şeyh İhtiyar Mehmed-i Veli kuddise sırrahul- âlî” cümlesi, Korucu Mehmet Dede’nin, Şeyh olduğunu göstermektedir. Kaygulu dergâhı şeyhi tarafından kendisine duyulan ilgi de herhalde bu tarikatın mensubu olduğunun delilidir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ilimiz ve ilçelerindeki hazirelerin düzenlenmesi çalışmaları kapsamında, geçtiğimiz yıl Korucu Mehmet Dede’nin kabri de onarılmış, yolu genişletilmiş ve etrafı da düzenlenerek ziyarete açılmıştır.

Elimizde bulunan cami, zaviye, mektep nüvvablığı ile Mehmed- i Veli türbesinin türbedarlık tevcihini gösteren divanî hat ile yazılı beratı, Abdülaziz dönemine aittir ve üzerinde sultanın tuğrası vardır. Vakfiyesi ise ta’lik yazılıdır ve Umûru’l-Evkaf Seyyid İbrahim mühürlü ve tasdiklidir. Hem vakfiye hem de berat 1278 (M. 1862)
tarihlidir (Belge 3).

Bursa’daki Kaygulu Tekkesi’nin post-nişîni olan Şeyh Hasan Efendi’nin vakfiyesi, Umûru’l-Evkaf Seyyid İbrahim mühürlüdür ve İstanbul Aksaray’da Oğlanlar Dergâhı post-nişîni Seyyid Şeyh Mehmed Veysî Efendi mahzarında yazılmıştır. Vakfiyenin içeriğinden Hasan Efendi’nin Sırıl Köyü’nde cami, zâviye, mektep ve
çeşme inşa ettirdiği, Mehmed Dede’nin kabrini de onardığı ortaya çıkmaktadır.

“Mahrûse-i Burûsa’da vâkı’ nâm-ı sâmîlerine mensûb binâ ve ihyâgerdeleri olan dergâh-ı şerîfin postnişîni olup zikri âtî âsâr-ı cezîleyi tesviye ve tanzîm içün Âsitâne-i devlet-âşiyâneye vürûd iden zümre-i uşşâk-ı sâlihînden mazhar-ı hakâyık-ı ma’nevî reşâdetlü Kaygulu-zâde eş-Şeyh Hasan Efendi necli’l- merhûmu’l-mebrûr Kaygulu
eş-Şeyh Halil Efendi sûb-ı şer’-i enverden bi’l-iltimâs me’zûnen bâ-hükm-i nevîn ve irsâl olınan mümeyyiz-i sânî Mevlânâ es-Seyyid Abdüssamed İsmet Efendi ibn-i es-Seyyid Süleyman mahmiye-i mezbûrede” “Aksaray nezdinde vâkı’ Oğlanlar Dergâhı post-nişîni es-Seyyid eş-Şeyh Mehmed Veysî Efendi mahzarında”.

Vakfiyenin devamında Hasan Efendi’nin bazı kitapları ile teberrüken birkaç eşyayı zâviyeye, iki bin beş yüz kuruş nakit parayı da, görevlilere yapılacak tevcihat için vakfettiği kayıtlıdır; “yedimde emvâlim olan
üç kıt’a Mushaf-ı şerîf ve bir cild basma Hadika-i Suadâ ve bir risâle-i mevlid-i şerîf ve iki cild basma metin Birgivî ve altı cild Mızraklı İlmihâl ve bir cild basma Kaside-i Bürde ve beş cild basma Tecvîd ve iki basma Hâdi’l-Uşşâk ve iki cild Divân-ı Kaygulu ve bir yeşil sanduk ve iki kebîr pirinç şamdan ve bir çift gülâbdân ve buhurdân ve bir asma çalar saat ile nefs-i mâl olmayub menâlimden ifrâz ve kemal-i imtiyaz ile mümtâz eylediğim iki bin beş yüz guruşu hasbeten lillâhi’l-ehad ve taleben li-merzâti rabbihi’s-samed”,
“mahrûse-i mezkûre mülhakâtından Harmancık kazâsına tâbi Sırıl karyesinde vâkı’ defin-hâk-i ıtır-nâk ve cezbe-i aşk-ı ilâhî ile sîneçâk olan ârif-i billâh vâsıl-ı ilâllah eş-Şeyh İhtiyâr Mehmed-i Velî kuddise sırrahul-âlî hazretlerinin gunûde-i püster-i lahd-i gufrân oldukları türbe-i münîfeleri civârında vâkı’ mekteb-i şerîfleri mürûr-ı eyyâm ile münhedim olarak arsa sarf olmağla mücerred isticlâb-ı rızâ-yı Bârî ve istimdâd-ı rûhâniyet-i hazret-i peygamberî arsa-i mezkûre üzerine ke’l-evvel ta’lîm-i Kur’ân-ı Azîm olunmak üzere bundan akdem müceddeden bir mekteb ve mekteb-i mezkûre ittisâlinde mülkim olan arsa üzerinde hasbeten lillâhi ta’âlâ
malımdan harc u sarfla derûnunda ikâme-i salât-ı cum’a ve ıydeyn ve mefrûzât-ı mektûbe ve ibâdât-ı mergûbe içün izn-i âmm virüb bâ-izn-i sultânî minber vaz’ile müceddeden bir câmi-i şerîf ve icrâ-yı usûl-i tarîkat-ı celvetiye-i Kâdiriye olunmak üzere müştemilât-ı ma’lûmeyi hâvî bir zâviye-i latîf ve türbe-i şerîf-i mezkûrı
tecdîd ve ihyâ ve ittisâline bir çeşme-i ra’nâ binâ ve inşâsına muvaffak olmamla” şeklinde devam etmektedir ve altında 1278 (M. 5 Şubat 1862) tarihi vardır.

Kaygulu Şeyhi Hasan Efendi’nin Sırıl Köyü’nde inşa ettirdiği cami, zaviye ve mektep ile Mehmed-i Veli Türbesi tevliyetinin Şeyh Süleyman Efendi’ye tevcihini gösteren berat Sultan Abdülaziz tuğralıdır (Belge 4); “Kaygulu- zade Şeyh Hasan zîde sadruhûnun Hüdavendigâr Sancağı dâhilinde Harmancık kazâsına tâbi’ Sırıl karyesinde
vâkı’ Şeyh İhtiyâr Muhammed-i Velî kuddise sırrahu’l-âlî türbe-i şerîfe ve mekteb-i münîfeleri arsası ile mekteb-i mezkûr ittisâlinde kâin mülki olan arsa üzerine müceddeden binâ ve inşâ eylediği câmi-i şerîf ve çeşme ve zâviye ve mekteb ve türbe ve zâviye-i mezbûr derûnuna vaz’ olunmak üzere kütüb-i mütenevvia ve hayrât-ı mezkûre mühimmâtîçün iki bin beşyüz guruş nukûdı vakfının bir kıt’a vakfiyesi ber-mûceb-i nizâm vakıf muhâsebesine kayd olunmak üzere senede on beş guruş vazîfe ile tevliyet cihetinin tevcîhine dâir mahallinden vârid olan inhâ üzerine muâmelât-ı aklâmiyesi lede’l-icrâ ol bâbda cânib-i Mahkeme-i Teftîş-i Evkâf’dan olunan i’lâm mûcebince cihet-i mezkûre ehliyeti bâriz ve âsitân-ı askeriyeyi mütecâviz olan işbu râfi- i tevkî-i refîu’şşân- ı hâkânî eş-Şeyh Süleyman ibn-i Süleyman zîde sadruhûya ber-mûceb-i nizâm vakf-ı mezbûr umûrını hüsn-i idare ve rü’yet itmek ve hayrâtının i’mâriyle şart-i vâkıfı icrâya Belge 3. Sırıl Köyü cami ve türbesinin vakfiyesi. i’tinâ ve dikkat eylemek …

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>