Srebrenica’da acılar semaya yükselmeye devam ediyor


Zafer Opsar

Srebrenica’da hava hala hava kurşun gibi ağır. Ağıtlar, gözyaşları semaya yükseliyor…

Anneler, kardeşler, eşler, evlatlar artık gelip başında dua edeceği bir mezar olacağı için seviniyor, tabutu okşuyor sanki yaşıyormuşcasına

 

Sovyetler Birliği’nin dağılarak Doğu Bloku’nun yıkılmasından sonra bu blok içinde soykırıma varan kanlı süreç Yugoslavya’nın parçası olan Bosna Hersek’te yaşandı.

Bunun en önemli nedenlerinden biri kuşkusuz Boşnaklar’ın Müslüman olmasıydı. Bosna’da katliamlara imza atan aşırı milliyetçi Sırplar bunu defalarca dile getirmişti. Bugün Lahey’de hala yargılaması süren “kasap” lakaplı Sırp general Ratko Mladiç de, Srebrenica’nın düşmesinden sonra bunu açıkça ifade etmiş, “Nihayet isyanlardan sonra bu topraklarda Müslüman Türklerden intikam alma vakti geldi” demişti.

Ve dediklerini de yaptılar, hem de Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün silahsız savunmasız Boşnakları korumakla görevli Hollanda askerlerinin desteği ile. Yaklaşık 30 bin kişinin BM’nin güvenli bölgesi diye canını zor attığı Srebrenica’da beş gün içinde 8372 Boşnak erkek Mladiç’in komuta ettiği Sırplar tarafından katledildi.

Canlarını kurtarmak için dağlara, ormanlara kaçan kadın, çocuk, erkek binlerce kişi de arkalarından atılan havan topları ile yollarda kurulan pusularda, mayınlarda katledildi. Diğer bölgelere göre daha güvenli olan Tuzla’daki Nezuk’a 6 gece 7 gün süren korku dolu yürüyüşün ardından vardıklarında sağ kalanların sayısı ancak 6 bin civarındaydı.

Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük toplu katliam olarak olarak tarihe geçen Srebrenica soykırımı aradan 22 yıl geçmesine karşın hala tazeliğini koruyor acılar yürekleri kor gibi dağlıyor. Çünkü Bosna’da hala kayıp insanlar var ve her yerden insan kemikleri çıkıyor.

Avrupa’nın gözü önünde yaşanan soykırım her geçen yıl daha büyük protestolara ve barış çağrılarına sahne oluyor. Bosna Hersek’in kurucu devlet başkanı Aliya İzzetbegoviç’in halkına vasiyeti olan, “Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.” sözlerindeki gibi unutulmuyor.

İnsanlık tarihinin utanç sayfalarından biri olan Srebrenica soykırımının unutulmaması için gerçekleştirilen Marş Mira (Barış Yürüyüşü) 22 yıl önce ölüm yürüyüşü idi.

1990’lı yıllarda Olay Gazetesi’nde yurt haberleri editörlüğü yaparken, dış haberler editörü olan Eren Başağan ile en çok konuştuğumuz konulardan biriydi Bosna’da yaşanan trajedi. Saraybosna’da çocukların keskin nişancılar tarafından tarafından acımasızca öldürüldüğü o dönemde en çok duyduğumuz isimler Radovan Karadziç ile Ratko Mladiç’ti…

Hafızalarımızda derin izler bırakan Bosna Hersek’te bir daha benzer trajedilerin yaşanmaması adına 2005 yılında başlatılan Marş Mira bu yıl 12. Kez düzenlendi ve en kalabalık sayıya ulaştı.

Başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden de gelenlerle 6 bini geçen kalabalık 3 gün boyunca yürüdüğü yolun her kilometresinde korkunç acıların izlerini gördü yüreğinde hissetti ve isyan etti. O yolda insanlığa karşı işlenen korkunç suçların izlerine tanık olduk. Zulme, haksızlığa karşı durmanın, barış için mücadele etmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ve derinden hissettik.

Balkanlar’daki Osmanlı mirası eserlere ve impatorluk bakiyesi topluluklara yönelik çalışmalarını yakından bildiğimiz Bursa Büyükşehir Belediyesi, Srebrenica soykırımı için yapılan Marş Mira’da (Barış Yürüyüşü) ilk kez yer aldı. Büyükşehir Belediyesi etkinliklerin yapıldığı bölgede 20 bin pet şişe su,15 bin şapka ve bin tişört dağıtımı gerçekleştirdi.

Akademisyenler, Dağcılık Federasyonu, Kent Konseyi, Çevrem Derneği, Bursaspor Taraftarlar Derneği, BUFSAD ve Büyükşehir Belediyespor Kulübü temsilcilerinin olduğu 40 kişilik grupta biz gazeteciler de yer aldık.

3 gün süren zorlu yürüyüşün sonunda varılan Potoçari’de 11 Temmuz’da yapılan anmaya katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, insanlığın yüzkarası olan soykırımın unutulmaması gerektiğini belirterek, gelecek yıllarda yapılacak anma etkinliklerinde daha geniş katılımla yer almayı istediklerini söyledi.

Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Saffet Yılmaz’ın sorun yaşanmadan iyi bir katılım olması için yoğun çaba harcadığı yürüyüş Tuzla yakınlarındaki Nezuk’tan başladı.

Benim telefonumdaki adımsayarın kayıtlarına göre ilk gün olan 8 Temmuz’da 27, ikinci gün 35, üçüncü gün olan 10 Temmuz’da ise 34 kilometre yol yürümüşüm. Yani toplamda 96 kilometreyi bulmuş…

Üç boyunca nefese nefese süren, birçok kişinin ayaklarının su topladığı yürüyüş boyunca geçtiğimiz köylerdeki Boşnaklar acı, hüzün ve sevinç birarada gözyaşları ile karşıladılar. Evlerini, sokaklarını Bosna Hersek ve Türk bayrakları ile süsleyen Boşnaklar’ın ilgisi görülmeye değerdi. Birçok kelime ile Türkçe konuşan bu acı dolu insanların Türkiye’ye karşı derin hisleri var.

Türkiye’nin verdiği desteğin kendileri için hayati önem taşıdığını belirten Boşnaklar, Türkiye’yi arkalarında görmenin kendilerini güvende hissettirdiğini söylüyorlar ve “Evlad-ı Fatihan’ız” diyorlar.

Yürüyüş güzergahının değişik noktalarında bekleyen Boşnaklar’ın kimi su, kimi limonata, kimi kahve, kimi çay, kimi erik, kimi dağ armudu ikram etti yüreğinde acılarını hisseden yürüyüşçülere. Öyle kahve deyip geçmeyin hem de herkese yetecek kadar kazanlarda pişirdiler kahveyi… Merhaba dedik, Türkçe aynı karşılığı aldık, nasılsınız dedik karşılığını aldık daha fazla Türkçe konuşamadık ama birbirimizi anladık.

Yürüyüş güzergahı Bosna Hersek içindeki Srpska Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde olduğu için zaman zaman Sırp yerleşim bölgelerinden de geçtik. Sırplar’ın bazı yerlerde elektrik ve suyu keserek yürüyüşü zorlaştırmak istediğini söyledi organizasyonda yer alan görevliler.

Bazı Sırplar’ın herhangi bir sorun yaşanmaması için evlerini terkettikleri belirten görevliler Sırplar’ın ev ve bahçelerine herhangi bir zarar verilmemesi için de önlem aldılar.

Doğa harikası yerlerden geçerken bir yerde camiye rastlarken bir diğerinde kilise çıktı karşımıza. Kızılhaç’ın ve güvenlik birimlerinin helikopterleri de herhangi acil bir duruma karşı havada dolaştı.

Yürüyüşe üçüncü gün Bosna Hersek Başbakanı Fadıl Novaliç ile hükümetten bazı bakanlar katılırken, Potoçari’ye yaklaşıldığı sırada ABD’nin Bosna Hersek Büyükelçisi Maureen Cormack da bir süre eşlik etti. Fadıl Novaliç, Bosna’da bir daha benzer bir acının yaşanmaması gerektiğini belirtirken 1995’te imzalanan Dayton Anlaşması’nın güncellenerek bugünkü ihtiyaçlara cevap verir hale getirilmesini istiyor.

Yürüyüş güzergahında sık sık mayınlı bölgelere ilişkin uyarılar dikkat çekti. Çünkü Bosna’da hala mayından temizlenmemiş bölgeler bulunuyor. Mayınlı bölgelerle birlikte toplu mezarların olduğu yerler de konulan levhalarla belirtilmiş. Birkaç yerde ise toplu mezarların açılmasında kullanılan ve hurdaya çıkmış dozer ve kepçelere rastladık.

Kortejin önünde yürüyen gazilerden Muhamad Ömeroviç, yürüyüşün ilk başladığı 2005’te Ratko Mladiç’in bunun birkaç yüz kişilik küçük bir gösteriden öteye geçmeyeceğini söylediğini hatırlatarak, binlerce kişinin katıldığı yürüyüşün soykırımın sorumlularından Mladiç’e büyük bir tokat olduğunu söyledi.

Nasıl olmasın ki; yürüyüş kalabalık olduğu gibi Potoçari’deki tören de adeta mahşer yeri gibiydi. Binlerce insanın soykırım mezarlığında buluşması insanlığını kaybetmiş Sırplar’a en büyük yanıttı.

Yürüyüşün son günü artık Potoçari’ye vardığımızda derin bir acı ve hüzün kaplıyor her yanı. Sanki aradan 22 yıl geçmemiş gibi, hava kurşun gibi ağır. 1995’ten bu yana her yıl tekrarlanıyor bu, daha uzun yıllar süreceği muhakkak.

Kalabalık gitgide artıyor, müzeye dönüştürülmeye başlanan meşhur akü akü fabrikasının yan binası bir kez daha yeşil tabutlarla dolu. Bir yıl boyunca yapılan aramalarda kemikleri bulunan ve DNA testleri ile kimlikleri belirlenen 71 kurban daha toprağa verilecek. İçeri girer girmez gördüğüm manzara karşısında gözyaşlarına boğuluyorum. Aynı manzara akü fabrikasının karşısında yer alan ve alabildiğine uzanan soykırım mezarlığında da tekrarlanıyor.

Gözyaşları yine sel oluyor, anneler, kardeşler, eşler, evlatlar artık gelip başında dua edeceği bir mezar olacağı için seviniyor, tabutu okşuyor sanki yaşıyormuşcasına…




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>