TELEFERİK OTELLER BÖLGESİ’NDE


Saffet YILMAZ
Fotoğraflar : Hakan Aydın, Ali Atmaca

 
Bursa, 1963 yılında Türkiye’nin ilk
ve en uzun hatlı teleferiğini kurdu. Günün koşullarına göre oldukça modern bir araç olan
teleferikle Bursa arasında öyle bir bağ ku- ruldu ki, zaman içinde, teleferikle Uludağ’a çıkma
kültürü bile oluştu.
‘Sevdiğimiz bir yakınımızı, bir dostumuzu, yahut Bursa’ya büyük emekler vermiş, büyük yararlık göstermiş bir hemşehrimizi,
bir Bursa gönüllüsünü son yolculuğuna uğurluyormuş gibi hüzünlendik arkasından.’
Bursalılar; teleferiği de, ‘havayi hat’ dedikleri bu sistemi kuranları da içselleştirdi, sahiplendi. Tüm Türkiye teleferiği Bursa’da gördü,
binmek için Bursa’ya geldi. Dön- düğünde teleferikten hikayeler götürdü memleketine. Ama sayılı
günler çabuk geçti, teleferiğin teknolojisi eskidi ve gerek konfor gerekse güvenlik bakımından
sıkıntılar taşı- maya başladı. Sıkıntıları gören Bursa Büyük- şehir Belediyesi, hem yeni teknoloji
teleferiği kurmak hem de Sarıalan’da bırakmayıp Oteller Bölgesi’ne kadar ulaştırmak için kol- ları
sıvadı. Bugün, elektrik tellerine konmuş kuşlar gibi dizilen modern kabinlerle, hızlı, güvenli ve
daha konforlu bir şekilde, üstelik Oteller Bölgesi’ne kadar gidebiliyor Bursa- lılar. Yeni
teleferikle birlikte yeni bir durum da oluştu; onlarca yıldır karlı buzlu yollarda büyük meşakkat
çeken Uludağ sevdalıları, ya da, karayolunun külfetini çekmek istemedi- ği için teleferikle
Sarıalan’a kadar gitmekle yetinen Bursalılar, Teferrüç’ten binip 22 daki- kada Oteller Bölgesi’ne
ulaşabiliyor. Hem de akın akın.
Teleferiğin Oteller Bölgesi’ne ulaşması, Bur- sa’da belki yüz yıldır konuşulan bir sorunun
çözülmesi anlamına geliyor; usta siyasetçi- den mesleğe yeni başlayan meslektaşına, duayen
gazeteciden mesleğe yeni başlayan muhabire, siyasetini yapmak ve yazmak üzere miras olarak
aktarılan bir sorunun çözümü.

Uludağ’a ulaşımda yaşanan bu devrim
niteliğindeki uygulamanın bölgenin yapısını nasıl etkileyeceği önümüzdeki günlerin temel sorusu.
Beklenti büyük, hem otelcilerde hem de Bursalılarda. Öngörü şu; Uludağ’la ilgili bilinen doğrular
yakın gelecekte tümüyle de- ğişime uğrayacak, yakın ve uzun vadeli her türlü plan mevcut veriler
ışığında yeniden gözden geçirilmeli.
İsterseniz gelin biraz teleferiğin hikayesine bakalım.
Yıl 1950’liler… Teller üzerinden giden sisteme ‘havayi hat’ denilen, ‘milli park’ kavramının
pek bilinmediği yıllar. 1950’de Türk siyasetine hızlı bir giriş yapan Demokrat Parti’nin gösterişli
yatırımlara imza attığı bir dönem. Bursa, yanıbaşındaki Uludağ’ı daha etkin kullanabilmek, kent
halkını kolayca Ulu- dağ’a çıkarabilmek için arayışta. Göreve ge- len Bursa Belediye Başkanı Reşat
Oyal’in iki
önemli vaadinden biri Bursa’ya kalıcı eserler
bırakmak. Arayışların sonucu, Reşat Oyal’in 1957 yılında gazetelere verdiği beyanatla netleşiyor;
“30 kişilik kabinlerle Uludağ’a teleferik yapacağız.”
Çok büyük yokluk yılları. Bursa Belediyesi’nin yıllık yatırım rakamı 1 milyon 100 bin lira
civarında. Oysa teleferik için yapılan keşif, başlamak için en az 3 milyon lira gerekti- ğini, bu
bedelin yakın zamanda 5 milyona,
iş bittiğinde ise çok daha büyük rakamlara ulaşacağını gösteriyor. Belediye Başkanı Reşat Oyal ve
Vali İhsan Sabri Çağlayangil’in teleferiğe kaynak bulma çabaları bugün Bur- sa teleferiği tarihinin
önemli aşamaları olarak kabul ediliyor.
Belediye bünyesinde Uludağ Teleferik İşlet- meleri kuruluyor ve 1958 yılında Von Roll firması işe
başlıyor.
Yapım sürecinde bir darbe gören (1960 darbesi) Bursa teleferiği, öngörülen tarihte
açılamıyor ancak 1963 yılının Cumhuriyet Bayramı’na yetiştiriliyor. O tarih için Türki- ye’nin ilk
ve en uzun hattı Bursa teleferiği. O günün gazetelerinin verdiği bilgiye göre toplam 17 milyon lira
harcandı teleferik
inşaatı için ve ilk günde 3 bin 820 kişi taşındı Teferrüç-Sarıalan arasında. Gidiş dönüş 9 liradan
başlanan seferler kapsamında ilk gün 7 bin lira hasılat yapıldı.
O günden bu yana nice anılar biriktirdik Bursalılar olarak teleferikte. “Bir gün teleferikte” diye
başlayan nice öyküler kurduk. Hemen başımızın üzerindeki de- mir tekerlerin gıcırtısı, aralardaki
direkleri atlarken titreşim ve sarsıntılar eşliğinde 50 yıl süren yolculuğun nice kahraman- ları
oldu. Hubert Sondermann örneğin.
İri yapılı, kırmızı yanaklı, bembeyaz saçlı bir yabancı! Teleferik inşaatı için Bursa’ya gelen ve
bizden biri olan, ezan sesini daha iyi duyabilmek için Namazgah’a taşınan ve sonunda Bursa’da son nefesini veren bir ‘yabancı’!
Zaman içinde teleferikle ilgili konular da Bursalıların gündeminden hiç çıkmadı. Teleferiğin
Oteller Bölgesi’ne kadar çıkması, Uludağ’ın yedi kocalı hürmüz durumundan çıkarılması gibi
meseleler, gazeteci büyükle- rimiz rahmetli Necati Akgün ve Niyazi Men- teş’ten günümüze kadar
konuşuldu, yazıldı. Ahmet Emin ağabey(Yılmaz) bir yazısında bu durumu şöyle anlatır; “Bursa
Marmara Gazetesi’nde çırak olarak başladığım ilk yıllarda, rahmetli Niyazi Menteş’in çekmece-
sindeki dosyalar ilgimi çekmişti. Dosyalarda Bursa’nın kronik sorunları ile ilgili bilgiler ve
yayınlanmış haberler vardı. Niyazi Abi de bu dosyalarından sık sık yararlanıyordu. İçinde
yayınlanmış haberlerin de yer aldığı arşiv dosyalarından biri Uludağ dosyasıydı. Uludağ dosyasında
ise iki başlık dikkat çekiyordu: Yedi Kocalı Hürmüz Uludağ ve Teleferik
Hattının Oteller Bölgesi’ne Uzatılması. Zaman zaman bilgilerini yenilediği ve yeni haber yazarken
arşiv olarak yararlandığı dosyayı gösterirken rahmet Niyazi Abi bir gün şunu söyledi: “Bu iki konu
da Bursa’da eskimez.
Benden önce yazılıyordu, ben yıllarca yaz- dım, sen de uzun yıllar yazarsın.”
Nesilden nesile, meslekten mesleğe miras kalan bu sorunlar konuşulurken zaman ça- bucak aktı gitti
ve Türkiye’nin ilk ve en uzun teleferiği yaşlanmaya başladı. Ekonomik öm- rünü tamamlayan
teleferik, son yıllarda hem arızalar vermeye hem de güvenlik bakımın- dan ciddi sıkıntılar
yaşatmaya başladı. Artık vedalaşma zamanı gelmişti. Hacı Tonak’ın
ifadesiyle, ‘sevdiğimiz bir yakınımızı, bir dostumuzu, yahut Bursa’ya büyük emek- ler vermiş, büyük yararlık göstermiş bir hemşehrimizi, bir
Bursa gönüllüsünü son yolculuğuna uğurluyormuş gibi hüzünlen- dik arkasından.’

Ve yeni teleferik
Yeni teleferiğin inşaatı da ilki gibi hengameli oldu. İhaleyi alan firma uzun süre kaynak aradı.
Sonra başka üstlenici girdi devreye, o da bir süre kaynak aradı. En sonunda doğru yüklenici bulundu
ve işe başlandı. Kasım 2012’de başlayan inşaatın, eski teleferikte olduğu gibi 29 Ekim Cumhuriyet
Bayramı’na yetiştirilmesi planlanıyordu ama olmadı.
Araya hem kötü hava koşulları hem de hat üzerindeki ağaçların kesilecek olması nedeniyle yürütmeyi
durdurma yönünde mahkeme kararları girdi. Bursalılar, yeni ve modern teleferiğe ancak 2014 Haziran
başından itibaren binebildiler. İlk gün çok ciddi yoğunluk yaşandı. Yeni teleferiğin
Teferrüç-Sarıalan etabının açılış törenine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa
Valisi Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Bursa Teleferik Aş. yetkilileri,
siyasi parti temsilcileri ve çok sayı- da vatandaş katıldı. Açıldıktan sonraki ilk 20 günde
yaklaşık 70 bin kişi bindi teleferiğe.
Daha sonraki günlerde yoğunluk giderek arttı. Örneğin, öğretmenlere ücretsiz hizmet verdiği 24
Kasım günü teleferiğin Uludağ’a taşıdığı insan sayısı 10 bini aştı.
İlki gibi Türkiye’nin en uzun ve Bursa’nın sembolü olan yeni teleferiğin ilk etabı yaklaşık 15
milyon avroya mal oldu. Sarıalan-Oteller Bölgesi etabıyla birlikte yaklaşık
25 milyon avroya mal olan yeni teleferik; Teferrüç-Kadıyayla-Sarıalan arasını yaklaşık 12 dakikada;
Sarıalan-Oteller Bölgesini ise 10 dakikada katedebiliyor. Proje kapsamında Teferrüç, Kadıyayla ve
Sarıalan istasyonları- na yeni makine daireleri inşa edildi. Hatlarla birlikte mevcut istasyonlar
da tamamen yenilendi. Oteller Bölgesi hattıyla birlikte toplam 8,84 km ile Dünyanın en uzun telefe-
rik hattına sahip oldu Bursa.
8’er kişi kapasiteli 90 kabinle başlayan teleferikle Uludağ yolculukları, hat Oteller Bölgesi’ne
kadar uzadığında 190 kabine çıkarıldı.
Yeni teleferik projesi kapsamında önemli bir rekreasyon alanına dönüşecek Kadıyayla İstasyonu’nunda
tur rehberi birimleri, kafeterya ve restoran gibi birimler yer alacak. Kampçıların
yoğun olarak kullandığı Sarıalan Bölgesindeki istasyonda da yine tur rehber birimleri ile kafeterya
bulunacak.
Oteller Bölgesi’ne inşa edi- lecek istasyona ise kayak eğitim birimleri, otel, kafe- terya, kapalı
spor ve sağlık birimlerinin bulunması planlanıyor.
Yap-işlet-devret modeliyle yapılan Yeni teleferik hattı Bursa Teleferik AŞ. tarafından 30 yıl-
lığına işletilecek.

Dünle beraber gitti,cancağızım…
Yeni teleferikle birlikte sadece sistem ye- nilenip modernize edilmedi, aynı zamanda Bursa’dan
Uludağ’a bakış, Uludağ ile ilgili planlar da yenilendi, revize edildi. Ya da yenilenmesi, revize
edilmesi zorunluluğu doğdu. Hazreti Mevlana’nın dediği gibi; Dün- le beraber gitti, cancağızım / Ne
kadar söz varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…
Teleferiğin Oteller Bölgesi’ne kadar ulaş- ması; bir çırpıda söyleniveren ancak hayata geçirilmesi
o kadar kolay olmayan, sonuçları şimdiden kestirilemeyen ancak hem Bursalı- ların hem de Oteller
Bölgesi işletmecilerinin onlarca yılda biriktirilmiş beklentilerini sak- layan bir olgu.
Teleferiğin Oteller Bölgesi’ne kadar gitmesi gerektiği, eski teleferiğin inşa edildiği 1950’li
yılların sonunda da çokça konuşuluyordu. Ama türlü nedenlerle bu olmadı ve teleferik Sarıalan’da
noktalandı. Bursalılar, 1963 yılından, teleferiğin teknolojisi eskiyip sistemden kaldırılıncaya kadar
Uludağ diye Sarıalan’a taşındı. Buradan karayoluyla Oteller Bölgesi’ne gitmek müm- kündü elbette
ancak teleferikle Sarıalan’a gidip oradan karayoluyla Oteller Bölgesi’ne ulaşmak zorunluluk halleri
dışında pek tercih edilen bir uygulama olmadığı için, ‘teleferiğin Oteller Bölgesi’ne hiçbir yararı
olmadı’ desek yanlış olmaz. Sarıalan’da oluşan disiplinden uzak, biraz da salaş işletmeler,
onbinlerce Bursalıya hizmet vermeye çalıştı yıllarca.
Ömrünü Uludağ’a vermiş bir işletmeci, Haluk Beceren, bir söyleşisinde bakın nasıl ifade ediyor bu
durumu; “Uludağ Oteller Bölge- si’ne teleferik bugüne kadar hiçbir fayda sağlamadı. 1963 yılında
teleferiğin yapımıyla birlikte Uludağ Oteller Bölgesi milli park sınırları içine alındığından,
Sarıalan bölgesi- ne ulaşım da daha kolay hale geldiğinden, dağda konaklayan çadırcılar, kampçılar
ve tüm günübirlikçiler Sarıalan bölgesini tercih etmeye başladı. Uludağ’ın yazlık aktivitesi
de böylece sona ermiş oldu.”

Sorunlar, sorunlar…
Uludağ’ın tek sorunu teleferiğin Oteller Bölgesi’ne kadar çıkmaması değildi elbet. Bölgenin milli
park statüsüne alınması, bir türlü turizm alanı ilan edilememesi, muhatap onlarca kamu kurum ve
kuruluşunun bekle- nen yatırımları yapamaması, yapılacak her- şeyin Ankara’dan planlanması ve daha
nice sorunlar. İsterseniz yine Haluk Beceren’e kulak verelim;
“Hiçbir hayalim yok. İnanır mısınız, bizi öyle yordular ki, bu son senelerde benim artık Uludağ ile
ilgili hiçbir hayalim kalmadı, bu çok kötü bir olay esasında. Çocukluğumun geçtiği yere, otelimiz
kapalıyken bile haf- tanın üç dört gününü geçirdiğim, Bursa’da duramadığım, tüm vaktimi severek
ayırdığım Uludağ’a artık gitmeyi istememem gerçek- ten üzücü bir olay. Önümüzü hiçbir biçimde
göremiyoruz.”
Uludağ’ın en eski işletmecilerinden biri olan Haluk Beceren’in umutsuzluğu, teleferik Oteller
Bölgesi’ne çıkmadan önceydi. Ulu- dağ’ın tüm sorunlarının, teleferiğin Oteller
Bölgesi’ne kadar çıkmasıyla birlikte çözüm yoluna girmesi gerekir. Aşılması gereken sorunlardan biri de bölgenin Ankara’dan ida- re edilmesi
ve ilgili kurumların bu tavırdaki ısrarlarıdır. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin talebi ve Belediye
Başkanı Recep Altepe’nin ısrarlı takipleri sonucu 2012 yılında bölgede- ki bir kısım yetkiler
yerele geçse de, Erciyes Dağı’nı Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin yönetmesi gibi bir durum
oluşmadıkça, biz Uludağ’ın bazı büyük sorunlarını konuşmaya devam edeceğiz.
Teleferiğin Oteller Bölgesi’ne kadar uzaması, söylemesi kolay ama hayata geçirmesi zor, nedenleri
ve sonuçlarıyla bir hayli anlam yüklü bir olgu demiştik. Teleferik henüz Oteller Bölgesi’ne
çıkmadan önce konuyu değerlendiren Gazeteci Yüksel Baysal’a kulak verelim; “Öyle anlaşılıyor ki,
teleferiğin Otel- ler Bölgesi’ne ulaşmasına engel olan bir lobi var! 1963 yılında açılan
teleferiğin o günden bu yana Oteller Bölgesi’ne ulaşması hep hayal edildi. Ancak, anlaşılan o
ki, zengin otelciler, fakir halkın o bölgeye ulaşmasını istemediler!
Bugüne dek Uludağ’ın Oteller Bölgesi’nden daha çok İstanbul zenginleri yararlandı. Doğruyu söylemek gerekirse, Uludağ, adeta bir avuç
zenginin kuşatması altındaydı. Ka- dıyayla’ya gidilebilir, Kirazlıyayla’ya çıkılabilir, hatta
Sarıalan’a da varılabilir ancak Oteller Bölgesi’ne geçemezsiniz! Bakalım Başkan Recep Altepe bu
lobiyi etkisiz hale getirip, teleferiği Oteller Bölgesi’ne götürebilecek mi?”

Teleferikten herkes çok şey bekliyor. Hem
Uludağ’daki işletmeciler hem de Bursa halkı. Bu durumu gazeteci yazar Hacı Tonak şöyle anlatıyor;
“İki teleferik arasındaki fark, öyle görünüyor ki yalnızca 50 yılın teknolojide ve teleferik
deneyiminde yarattığı gelişmeler- den ibaret değil. Asıl büyük fark, Uludağ’a ilişkin
beklentilerde, buna bağlı olarak da Uludağ’a ilişkin planlamadan kaynaklanıyor. Bu da doğrusu yeni
bir tespit değil. Çünkü yıllarca tartışılan konuların başında geliyordu Bursa’da. Tartışılmaya da
devam ediliyor.”
Evet, tartışmaya, konuşmaya devam edece- ğiz ancak teleferiğin Oteller Bölgesi’ne ulaş-
tırılmasıyla başlayan yeni süreçte, Uludağ’ın diğer köklü sorunlarının da çözülmesini arzu
ediyoruz. Bu sorunlar çözülürse ancak Ulu- dağ Bursalı veya İstanbullu bir avuç zenginin kullandığı
bir yer değil, uluslararası bir yaz ve kış turizm merkezi olur.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir