Vakıf Şehri Bursa’nın Yeni Müzesi; VAKIF KÜLTÜRÜ MÜZESİ


Ahmet Ö. ERDÖNMEZ

Bursa Büyükşehir Belediyesi, son on yılda müzeler konusunda önemli başarılara imza atmıştır. Bursa Büyükşehir Belediyesi müzelerini sırası ile sayarsak Hünkar Köşkü, Bursa Kent Müzesi, Karagöz Müzesi, Merinos Tekstil Sanayi Müzesi, Enerji Müzesi, İpek Müzesi, Göç Tarihi Müzesi topluma hizmet  vermektedir. Çalışmaları devam eden müzeleri sayarsak: Bursa Bıçakları Müzesi, Tarım Müzesi ve Sağlık Müzesi çalışmaları da hızla devam ediyor.

Osmanlı’nın ilk başkenti olan Bursa, yeni bir müzeye daha kavuşuyor. Bursa Vakıf Kültürü Müzesi. Çalışmaları bir yıldır devam eden müze tamamlandı. Osmanlı’da vakıfların ne kadar önemli olduğunu bu müzede daha iyi anlayacağız. Gerek düzenlemesi, gerekse koleksiyonlarının zenginliği ile Vakıf
Kültürü Müzesi’nin Türkiye’nin konusunda önemli müzeleri arasına girmeye aday olduğunu düşünüyorum. Şimdi sizlere Bursa Vakıf Kültürü Müzesi’nin içeriğini anlatmak istiyorum.

Vakıf: Allah rızasını kazanmak amacıyla zengin kimseler tarafından. sadece ihtiyaç sahibi kimselerin istifade etmeleri için kurulan hayır kurumlarıdır.

Kış günlerinde abdest almak için sıcak su sağlayan vakıf, yaz günlerinde sıcaktan bunalanlar için gölgelik yapan vakıf, oyuncağı olmadığı için arkadaşları ile oynayamayan çocuklar için oyuncak vermek için vakıf kurulmuştur. İnsan hayatında ne varsa bir güzellik çıkarmak için vakıf kurulmuştur. Sosyal yardımlaşma ve Dayanışmaya büyük önem veren İslam dini, bunu vakıf kurumu ile en yüksek düzeye çıkarmıştır. Vakfın nasıl işletileceğini belirleyen belgeye “vakfiye” veya “vakıfname” denir. Vakfiyeler, milletin iktisadî ve sosyal hayatlarında önemli bir rol oynamış olan vakıf kurumunun nasıl çalıştığını, kimlerin idare ettiğini, kimlerin kendisinden istifade ettiğini vb. hususları öğrenmemize yardımcı olmaktadırlar. İslam medeniyeti bir vakıf medeniyetidir. İslam tarihinde vakıf kuran ilk kişi Hz. Muhammed (S.A.V.)’dir. Hz. Peygamber, bir taraftan ashabını vakıf yapmaya teşvik ederken, bir yandan da bizzat kendisi vakıf yaparak Müslümanlara bu konuda da örnek olmuştur. Hz. Muhammed (S.A.V.), Fedek ve Hayber’deki arazilerini sağlığında fakirler yararına vakfetmiştir.

OSMANLILAR VE VAKIF

Osmanlı Dönemi’ndeki en eski vakıfların ise beyliğin kurucusu Osman Bey tarafından tesis edildiği, Başbakanlık  Osmanlı Arşivi’ndeki resmî kayıtlardan anlaşılmaktadır. Ne yazık ki orijinal vakfiyeler günümüze
ulaşamamıştır. Osmanlı Beyliği’nden günümüze ulaşan en erken tarihli vakfiye, Orhan Bey’in eşi Asporça Hatun’un 1-10 Ramazan 723 (3-12 Eylül 1323) tarihli vakfiyesidir. Asporça Hatun, Bizans İmparatoru III. Andronikos’un kızı olup sandukası oğlu İbrahim ile birlikte Osman Gazi’nin türbesindedir. Vakfiyeye göre Bursa’ya bağlı Narlı, Kapaklı, Frenkli, Çepni, Yörükler, Samanlı, Balıklı Çiftlik, Burun Hisar Köyleri ve Eğerce Mezra’sı Asporça Hatun’un Bursa’daki kabrinde Kur’ân okumaya vakfedilmiştir. Bursa’yı bilmek bir açıdan Osmanlıyı bilmek anlamına gelmektedir. Selâtin (Sultanlar) Vakıfları ile inşa edilmiş ilk Osmanlı başkenti külliyeler şehri Bursa, vakıf kültürünün şekillendiği ilk şehir olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu “Vakıf Cenneti” ya da “Vakıf Devleti” olarak tanımlanmıştır. Osmanlı’nın fethi öncesi bugünkü Hisar içinde yer alan Bursa, 1326 yılından sonra Hisar dışında gelişmeye başlamıştır. Kentin gelişmesinde ve genişlemesinde külliyeler
yönlendirici unsur olmuştur. Sultan Külliyeleri; bir büyük caminin etrafında kümelenen medrese, zâviye, dârüşşifâ, imaret, çeşme, han, türbe, mezarlık gibi pek çok birimden oluşan yapılar bütünüdür. Külliyesi ile “selatin vakıfları” geleneğini başlatan Orhan Gazi Bursa’yı Hisar dışına taşırken, Murad Hüdavendigar ve Yıldırım Bayezid şehrin doğu ve batı yönünde genişlemesini sağlamıştır. Bursa vakıf eserinin büyük bir bölümünü II. Bayezid dönemine kadar kazanmıştı demek mümkündür. Sultan Külliyeleri’nde ve Hanlar Bölgesi’nde olduğu gibi Cumalıkızık Köyü’nün de 700 yıl sonrasında dahi kimliğini kaybetmeden özgün
değerleriyle günümüze kadar ulaşmayı başarabilmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nda özümsenmiş vakıf sisteminin yansımasıdır. Tüm bu değerleri ile 2014 yılında Unesco Dünya Mirası olarak kabul edilen Bursa;
Sultan Külliyeleri, Hanlar Bölgesi ve Orhan Gazi Vakfı’nın gelirleri arasında yer alan Cumalıkızık Köyü ile dünya kültür mirasıdır.

CAMİLER

Osmanlı Devletinde Camiler Vakıfların yüzde 40’lık büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Osmanlı döneminde dini ibadetlerin yerine getirilebilmesi için yapılan cami, mescit, namazgah, türbelerin yanında, geliri cami ve görevlilerine tahsis edilmiş vakıflar bulunmaktaydı. Arapça bir kelime olan cami, toplayan veya bir araya getiren anlamına gelmektedir. İslam toplumunun kültürel bakımdan gelişmesinde önemli bir yeri olan camiler, ibadet, eğitim öğretim alanlarında hizmet sağlamışlardır. Camilerin önemi mimarisinde de kendini göstermiş
ve İslam toplumlarının en değerli eserleri olarak kabul görmüşlerdir. 1333 yılında yapıldığı bilinen Hacı Özbek Camii, İznik’te inşa edilen ilk Osmanlı camiidir. Osmanlı’da mahallenin merkezi olarak görülen camiler ibadet yeri olmanın yanında toplumun bir araya gelmesiyle ülkeye, mahalleye ait işlerin görüşülüp karara bağlandığı yerlerdi. Bu durum ona sosyal bir yapı olma özelliğini kazandırıyordu. Camilerin etrafına sebil, imaret, medrese,  kütüphane binaları da ekleniyordu. Bu haliyle bunlar külliye meydana getirir ve nerdeyse yeni bir mahallenin kurulmasına yardım ederlerdi. Bu önemi dolayısıyla Osmanlılar döneminde geliri cami ve görevlilerine tahsis edilmiş sayısız vakıf bulunmaktaydı.

VAKIF KÜTÜPHANELERİ

Kütüphaneler, yaygın eğitimin bir parçası olarak medreseler, camiler ve tekkelerdeki yerini almıştır. Kütüphaneler de hayır sahipleri tarafından vakıflar aracılığıyla yürütülüyordu. Örgün eğitimin tamamına, yaygın eğitimin de önemli bir bölümüne finansal destek sağlayan vakıflar, Bursa’yı adeta çepeçevre kuşatmıştı. Bütün bu gayretler; vatandaşların daha bilgili, daha bilinçli ve daha aydın olmalarını sağlamaya yönelikti. Bursa Ulucamii’de Abdullah Münzevî tarafından hünkar mahfilinin altında bir kütüphane kurulmuş ve buraya birçok kitap vakfedilmiştir.

GELENEKSEL BURSA ÇARŞISI: KERVANSARAY VE HANLAR

İpek Yolu güzergâhında bulunan, ilk Osmanlı başkenti Bursa’nın kent kimliğini sergileyen, geleneksel ticaret kimliğini bu günde devam ettiren ve Osmanlı’nın ticaret oluşumunun başlangıcı kabul edilen yapılar bütünü, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’dir. Osmanlı döneminde de han yapımı devam etmiştir. Şehir içi konaklama ve ticaret yapma alanları olarak inşa edilen hanların ilki, Orhan Gazi’nin Bursa’da yaptırdığı Emir Han’dır. O dönemde ana çizgileri oluşan han mimarisi, XIX. yüzyıla dek değişmeden tüm Osmanlı topraklarında uygulanmıştır. Osmanlı Devleti döneminde genellikle iki katlı olarak inşa edilen şehir içi hanları, ticaret
ve konaklama için yapılmış gelir getirici vakıf yapılarıdır.

KUŞ EVİ

Vakıf kuranlar insanları düşündüğü gibi, hayvanları da düşünmüşlerdir. Bu anlamda cami ve diğer binaları yaparken kuşların barınmaları için de bu binaların uygun cephelerine kuş evleri adı verilen mekânlar
yapmışlardır. Emir Sultan Camii’nin güney  duvarında yer alan kuş evleri, medeniyetimizin sembollerindendir.

SADAKA TAŞI

Osmanlı’da, derdini kimseye anlatamayan fakirlerin ihtiyacı için, gizlice para konulup; o paranın gizlice alınabildiği özel taşlardır. Böylece alan ile veren birbirini görmeden hayır işi gerçekleşmiş olurdu. Amaç insanları zengin yapmak değil, dilenmekten kurtarmaktır.

TÜRBELER

Türbe; Selçuklu, Osmanlı ve İslam mimarisinde devlet adamlarının veya din âlimlerinin mezarlarının bulunduğu oda şeklindeki  binaya verilen addır. Osmanlı’nın ilk altı sultanının türbeleri Bursa’da bulunan külliyelerin içinde yer almaktadır. Bu türbeler de diğer külliye birimleri gibi vakıf kapsamı içindedir. Türbeler, ziyaretçileri çok yoğun olan ve çalışan sayısıyla ciddi vakıf akarı  ihtiyacı olan yerler arasındaydı.

MEDRESELER VE SIBYAN MEKTEPLERİ

Medrese bir vakıf kurumudur. Herhangi bir kişi medrese kurabilir ve bir vakfiye ile işletilmesini sağlayabilirdi. Osmanlıların kurdukları eğitim amaçlı vakıfların ilk örneklerine Bursa ve çevresinde rastlanmaktadır. Orhan Gazi tarafından 1331 yılında İznik’te kurulan ilk medrese ile başlayan, medrese kurma faaliyeti, Bursa’da yine aynı padişah tarafından 1335 ve 1339-40 tarihlerinde inşa edilen iki medrese ile devam etmiştir. Sıbyan Mektepleri beş-altı yaşlarındaki kız ve erkek çocuklarının eğitim-öğretime başladığı mekteplerde tahsil süreci en az üç veya dört yıldı.

TEKKE VE ZAVİYELER

Tekke ve zâviyeler de birer kültür merkeziydi tasavvuf düşüncesinin, anlayış ve terbiyesinin işlendiği, derinleştirildiği ve halka takdim edildiği yerler olarak bilinirler. Osmanlı döneminde tekkeler; aynı zamanda edebiyat, tarih ve musiki merkezleri idi. Daha çok ahlak eğitimini esas alan bu kurumlarda bulunan şeyh efendiler, sadece zikirleri yönetmekle kalmıyor, çeşitli dini dersler de vererek misafirlerini bilgilendiriyorlardı. Tekkelerdeki bu eğitim bazen şeyh efendi ile sınırlı kalmamakta, bu yerlerde ayrıca ders veren bir kişi görevlendirilmekteydi. Günümüzde Bursa’da Üftâde Dergâhı, İsmail Hakkı Bursevî Dergâhı, Numaniye
Dergâhı ve Karabaş-ı Veli Dergâhı hizmetlerine devam etmektedir.

AŞEVİ (İMARET)

İmaret sözcüğü Osmanlıda “hayır için fakirlere yemek verilen yer” olarak tarihte yerini almıştır. Osmanlı Türkleri devrinde ilk imaret 1336 yılında İznik’te Orhan Bey tarafından kurulup insanlığın hayrına vakfedilmiştir. Orhan Bey kurumun açılışında bizzat bulunup fakirlere kendi eliyle yemek dağıtmıştır. İmaretin mum ve kandillerini kendi eliyle yakmıştır.

DÂRÜŞŞİFÂ (HASTANE, TIP FAKÜLTESİ)

Tarihimizde bimaristan, dârüşşifâ ve şifâhane gibi isimlerle tesis edilen vakıf eserler, İslâm medeniyetinde sağlık alanında hizmet üstlenmişlerdir. Herhangi bir dil, din ve ırk ayrımı yapılmaksızın ücretsiz olarak sağlık hizmetlerinin verildiği bu müesseseler, hastalıkların tedavisi yanında sağlık alanında birer eğitim kurumu olarak da hizmet görmüştür. Osmanlı döneminde ilk kurulan hastane, Bursa’da Yıldırım Bayezid tarafından 1400 yılında yaptırılan Yıldırım Dârüşşifâsı’dır. Burada doktorların yanı sıra ilaçları hazırlayan personel ile faaliyet gösterilebilecek bölümler ve hastaların perhizlerine uygun beslenmelerini sağlayacak mutfak gibi yapılanmalar ile bunları hazırlayacak görevliler de tayin edilmiştir. Bursa’da “Gurabâhâne-i Lâklâkan” denilen
Leylek Hastanesi leyleklerin iyileştirildiği yeryüzü tarihinde eşsiz bir müessesedir.

YOL VE KÖPRÜ VAKIFLARI

Bugün için olduğu kadar geçmişte de, yolcunun her türlü şartlarda huzur ve güvenliğini sağlayarak bir yerden başka bir yere ulaşmasını sağlamak, devletler için önemliydi. Şehirlerarası ulaşımın temini için sayısız yol, köprü, fener ve kalelerin önemli bir kısmının ve büyük ticaret yolları üzerindeki kervansarayların yapımı ve
sürekliliği için gerekli masraflar vakıf gelirlerinden karşılanmıştır.

HAMAM

Külliyelerin inşa edilen ilk yapıları arasında hamam ve caminin olması hamamın varlığına, hali ile temizliğe verilen değerin en önemli göstergelerindendir. Bursa’da ilk Osmanlı hamamları, Orhan Bey ve kardeşi
Alaaddin Bey’in Hisar içinde yaptırdıkları hamamlardır. Hamamlar, Osmanlı döneminde çoğunlukla gelir getiren akar vakıfları arasında yer almıştır. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından da restorasyon çalışmaları sürdürülerek Muradiye Hamamı, Emirsultan Hamamı, Mahkeme Hamamı, Muallimzade Hamamı, İncirli Hamamı, Kayıhan Hamamı, Hamamlıkızık Hamamı, Mudanya Hasanbey Hamamı, Mudanya Tahirağa Hamamı ve Reyhanpaşa Hamamı da yeniden işlevlendirilmiş ve yaşama katılmış örnek hamamlardan bazılarıdır.

Bursa Vakıf Kültürü Müzesi tarihimize ışık tutacaktır. Gerek düzenlemesi gerekse canlandırmaları ile algılanması kolay olduğunu düşünüyorum. Yeni neslin vakıf kültürünü daha kolay algılaması için canlandırmalara ağırlık verilmiştir. Müzeler kenti Bursa bir müzeye daha kavuştu.

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>