YAŞAYAN OSMANLI RUHU: MURADİYE


Saffet YILMAZ

1299 yılında tarih sahnesine çıkarak 1923 yılına kadar varlığını sürdüren Osmanlı hanedanına ait en büyük türbe opluluğu, ilk payitaht şehir olan Bursa’da, Muradiye Külliyesi’nin haziresinde yer almaktadır. Burada toplam 13 türbe apısı mevcuttur ve bu türbelerin içinde hanedana mensup 40 kişinin defnedilmiş olduğu tespit edilmiştir.

Muradiye Camii’nin haziresine ilk olarak külliyenin  bânîsi Sultan 2. Murat’ın türbesi inşa edilmiş ve daha sonra 2. Selim devrine kadar, zaman  çinde diğer türbeler de eklenerek burası bir hanedan kabristanı halini almıştır. Buradaki ilk mezar anıt 2. Murat türbesi, ikinci yapı ise 1442’de  efat eden oğlu Şehzade Alaaddin’in bu türbeye bitişik olarak inşa olunan türbesidir. Külliyenin son türbesinin ise; Kanuni’nin oğlu Şehzade  ustafa için Sultan II. Selim’in 1573 yılında inşa ettirdiği türbe olduğu bilinmektedir.

Osmanlı ruhunun sadeliği ile zarafetini aynı anda gösteren Muradiye Külliyesi’nde başlatılan restorasyon çalışmaları, heyecan verici gelişmelere  ahne oldu. Restorasyon esnasında, barok desenlerle süslü sıvanın hareketli olduğunun fark edilmesiyle; mevcut sıvanın altında Osmanlı erken  önem tezyinatının olduğu, kubbelerin aslında Osmanlı motifleriyle süslü oldukları, ancak 19. yüzyıl sonlarına doğru bu motiflerin kapatılarak  zerine o günün modası olan barok desenler işlendiği anlaşıldı ve böylece 150 yıllık sıvanın altından 550 yıllık tarih ve medeniyet ortaya çıkarıldı.  atı etkisinde kalan, batı hayranı mimar ve yöneticilerin 150 yıl önce yaptığı tahribat, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nce 2012 yılında başlatılan ve  015 yılında tamamlanan restorasyon çalışmasıyla giderilmiş oldu. Elbette bu çalışma kendiliğinden başlayamadı. Büyükşehir Belediyesi,  ursa’daki diğer anıtsal yapı gibi Muradiye Külliyelerini de ilgili kurumlardan talep etti. Dönemin Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkililerinin konuya olumlu bakması sonucu; Osmangazi-Orhangazi türbeleri ve şehirdeki Selatin Camileriyle birlikte Muradiye Külliyesi de, bakım, onarım ve restorasyonu yapılmak üzere Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne devredildi. Bursa’daki anıtsal yapılarda  apsamlı restorasyon çalışması da böylece başlatılmış oldu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Altepe’nin de ifade ettiği üzere tahribata uğramış, tahrip edilmiş olan ecdadımızın yüzlerce yıllık göz nuru eserlerinin tüm ihtişamıyla ortaya çıkarılarak gelecek kuşaklara aktarılmasının insani bir görev olduğunu hatırlatmak ve paylaşmak istiyorum. Tanpınar’ın “sabrın acı meyvesi olarak” nitelendirdiği  uradiye ve çevresinde görünen, görünmeyen, var olan ve kaybolan manevi zenginliklerin ortaya çıkarılması için Bursa Büyükşehir Belediyesi çok  nemli bir çalışma başlattı. 2014 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine giren, yani, “Üstün Evrensel Değere Sahip Dünya Mirası” unvanını kazanan Muradiye Külliyeleri’de restorasyon çalışmalarının tamamlandığı bilgisi kuşkusuz sevindiricidir. Çünkü Muradiye, bir  nsanlık mirasıdır. Çünkü Muradiye’nin düşler bahçesinde, bütün mukaddes kitapların vadettiği cennetin küçük bir örneğini görmek  ümkündür.  uradiye; Külliye sınırları dışında kalan imareti, medresesi, hamamı, Osmanlı Evi, Uluumay ve Hüsnü Züber Evi Müzeleri de dahil edilerek bu  ölgenin Bursa’nın en önemli kültür turizmi noktasına dönüştürülmesi, hem tarihimize hem de Bursa’ya yapılmış en hayırlı iş olacaktır. Çünkü  uradiye, sadece bir mezar alanı, kabristan değil aynı zamanda bir hafızadır; ecdadın bu dünyaya ve öteki dünyaya bakışıdır.

Dünya Kültür Mirası listesine giren, yani, “Üstün Evrensel Değere Sahip Dünya Mirası” unvanını kazanan Muradiye Külliyeleri’de restorasyon  alışmalarının tamamlandığı bilgisi kuşkusuz sevindiricidir. Çünkü Muradiye, bir insanlık mirasıdır. Çünkü Muradiye’nin düşler bahçesinde,  ütün mukaddes kitapların vadettiği cennetin küçük bir örneğini görmek mümkündür. Muradiye; Külliye sınırları dışında kalan imareti,  edresesi, hamamı, Osmanlı Evi, Uluumay ve Hüsnü Züber Evi Müzeleri de dahil edilerek bu bölgenin Bursa’nın en önemli kültür turizmi  oktasına dönüştürülmesi, hem tarihimize hem de Bursa’ya yapılmış en hayırlı iş olacaktır. Çünkü Muradiye, sadece bir mezar alanı, kabristan  eğil aynı zamanda bir hafızadır; ecdadın bu dünyaya ve öteki  dünyaya bakışıdır.

Adsız

 

SULTAN II. MURAD TÜRBESİ

18 yaşındayken tahta çıkıp, 1421 yılından  1451’e kadar devletin başında kalan ve bu zaman zarfında yaptığı savaşları hiç kaybetmeyen II. Murat,  evletin topraklarını genişleterek hem Anadolu’da hem de Balkanlar ve Avrupa’da söz sahibi oldu. Vefat eden sultan Bursa’da inşa ettirdiği  uradiye Külliyesi’ndeki camisinin bahçesine gömüldü. 2. Murad’ın vasiyetnamesi, türbe konusu için çok önemlidir. 1446 tarihinde hazırlanan  ürkçe vasiyetnamede II. Murad; çok yakın olmamak kaydıyla oğlu Alâaddin Ali’nin türbesinin yanına gömülmesini, bir kripta yani mumyalık  eğil  oğrudan toprağa verilmesini, türbesinin dört köşeli, üstü açık ve etrafının kapalı olmasını, yanına kimsenin defnedilmemesini ve eğer Bursadışında iken vefat ederse Bursa’ya getirilerek Perşembe günü kabrine konmasını vasiyet etmektedir.

Kesme taş, tuğla ve horasan harcı ile örülmüş duvarları, kurşun kaplı kubbesi, Bursakârî diye tanımlayabileceğimiz kündekârî tekniğindeki eşsiz  e muhteşem saçağı ile 2. Murad’ın türbesi kendi vasiyetine uygun olarak kare şeklinde, üzerine yağmur yağması için üstü açık, hafızların Kur’an  kuması için de etrafı galerili olarak inşa edilmiş, sultanın na’şı da sanduka veya lâhit içine konulmadan doğrudan toprağa gömülmüştür. Sultan’ın  ürbesi, babası Çelebi Mehmed’in merkadiyle ölçülemeyecek derecede sade fakat vasiyetine uygun olduğu kadar samimiyetini de aksettiren bir türbedir. Restorasyon kapsamında, II. Murat Türbesi’nde yapıyı koruma altına almak amacıyla temel duvarı bitim hizasında drenaj çalışmaları yapıldı. Tüm dış cephe derzleri sökülerek çimento sıvalardan arıtıldı, sonrasında açığa çıkan statik anlamda problem 1 olan atlakların dikişleri tamamlanarak tüm dış cephe derzleri yapıldı ve duvar yüzeyleri temizlendi. İç mekanda yer alan nitelikli avize koruma altına  lındı. İç duvarların tamamında  kalemişi araştırmaları için itinalı badana raspası yapıldı. Tonozlardaki çatlak- ların  güçlendirilmesiyle ilgili olarak  arbon çubuklarla dikiş işlemi tamamlandı ve üzer- lerine sıva  yapıldı. Yapının iç duvarlarında kalemişi araştırma raspaları tamamlanarak Geç  önem Barok ve Lale  Devri’ne ait motiflerin tespiti yapıldı. Raspa çalışmaları sonrasında ortaya çıkarılan Lale Devri  ve Barok Dönemi’ne ait  otiflerin restoras- yonu tamamlandı. Ahşap saçak onarıldı, bu kapsamda saçağın kurşun üst örtüsü yenilendi, iskeletinde meydana gelen sehim  üzeltildi, ahşap  taşıyıcı sistemin çürüyen parçaları değiştirildi ve çatı kaplaması yeni- lendi. Ahşap saçağın  kalemişleri de restore edildi.

 

ŞEHZADE AHMET TÜRBESİ

sehzade ahmet

Muradiye Camii’nin güneyinde, cami ile Sultan II. Murat Türbesi arasında yer alır. Yavuz Sultan Selim’in 919-M.1513 tarihli bir fermanıyla
inşa olunan yapının mimarı Alâaddin, bina emîni Bedreddin Mahmud Bey, kâtipleri de Ali, Yusuf,
Muhiddin ve Mehmed efendilerdir. Muradiye türbele- rinden bazılarının kimlere ait olduğu ve
içlerindeki sandukalarda kimlere ait olduğu konusundaki karışıklıklar bu türbede de kendini
göstermektedir. Daha önce uzun bir süre Fatih’in oğlu Şehzade Musta- fa’ya atfedilen ve Mustafa-yı
Atîk Türbesi denilen yapı, sonraları Çelebi Mehmed’in oğlu Şehzade Ahmed’e mal edilmiş ve onun
ismiyle anılmıştır. Bursa Kadı Sicil- leri üzerinde yapılan araştırmalar ise bu
türbenin II. Bayezid’in oğlu Şehzade Ahmet adına, onun ölümünden sonra Yavuz Sultan Selim’in emriyle inşa edildiğini ortaya koymuştur. Kâmil Kepecioğlu’nun Bursa’nın belleği
konumundaki kadı sicilleri üzerin- de yaptığı çalışmalar sonucunda ortaya koyduğu tesbitler
şöyledir: “Yavuz Selim’in Bursa kadısına gönderdiği 18 Mayıs 1513
tarihli bir fermanda Şehzade Sultan Ahmed, kardeşi Şehinşah, Şehinşah’ın oğlu Meh- met ve Şehzade
Korkut’un kabirleri üzerine türbe yapılması, hassa haraç akçesine ait olan darphane mahsulünden
alınarak sarf olunması, bina eminliğini hassa silahtarla- rından Bedrettin Mahmut Bey’in, türbenin
mimarlığını da Mimar Alaattin’in yapması emredilmiştir. Bu bilgiler binanın yapılış tari- hini,
mimarının kimliğini, yapım masrafları- nın nereden karşılandığını ve içinde kimlerin
medfun olduğunu bildirmesi açısından çok önemlidir. Son bilgilere göre türbede Şehzade Ahmed, kar- deşi Şehzade Şehinşah, bu
iki şehzadenin anneleri Bülbül Hatun, Şehin- şah’ın oğlu Mehmed ve Yavuz’un kardeşi Şehzade Korkud gömü- lüdürler. Diğer sandukanın da ihtilaflı olmak-
la beraber Şehzade Ahmed’in kızı Kamer Sultan’a ait olduğu dü- şünülmekte- dir. Muradiye Camii ile
II.Murad Türbesi arasında yer alan yapı sekiz- gen plânlıdır, bir sıra kesme taş ve iki sıra tuğla duvar işçiliği göstermektedir. Bu türbenin de önünde Bursa kemerli bir saçak bulunur, kündekârî tekniğindeki kapısı muhteşemdir.

Restorasyon kapsamında yapının dış cephelerindeki çimento esaslı muhdes derzler açılıp horasan
uygulama ile yeniden derzleme yapıldı. Türbenin dış hava koşul- larından etkilenmesini önlemek
amacıyla temel duvarlarında drenajı yapıldı. Kurşun üst örtü tümüyle yenilendi. İç kısımda tüm
yüzeylerde itinalı badana raspası yapıldık- tan sonra Barok Dönemi’ne ait bezemeler tespit edildi
ve bu noktalarda sıva raspası ve temizlik işlemleri tamamlandı. Bu desen- ler üzerinde gerekli
kalemişi ihya çalışmaları ve duvarların alt kısımlarında yer alan çini panoların restorasyonu
tamamlanarak tarihi yapı yeniden ziyarete açıldı.

Bahtsız Şehzade: CEM SULTAN

cem sultan

Cem Sultan Türbesi olarak bilinen türbe aynı zamanda; Fatih Sultan Mehmed ile Gülbahar Hatun’un oğlu Şehzade Musta- fa’ya aittir. Karaman  Valiliğini yürütürken 1474 yılında Niğde yakınlarında vefat eden ve önce Konya’ya sonra da Bursa’ya getirilerek amcası Alaaddin  ey’in türbesine gömülen Şehzade Mustafa, 1479 yılında kendisi için  inşa edilen bu türbeye nakledil- miştir. Daha sonra Napoli’de vefat ederek cenazesi Bursa’ya  getirilen Cem Sultan da buraya defnedilince türbe daha çok Cem Sultan Türbesi diye anılır olmuştur. İçin- deki  ört adet mermer sanduka; Şehzade Mustafa, II. Bayezid oğlu Şehzade Abdul- lah(1485), Şehzade  Cem ve yine II. Baye- zid’in oğlu Şehzade Alemşah(1503)’a aittir. Duvarlar yerden 2.35 metre yüksekliğe kadar firuze ve lâcivert altıgen çinilerle kap- lıdır,  çinilerin çevreleri ve  rtaları Yeşil ve Muradiye camilerinde olduğu gibi yaldızla stampalıdır.  Kemerler, alınlıklar, kasnak ve kubbe gibi çini olmayan yerler çok zengin kalemişleri ile  donatılmıştır, bilhassa servi motifleri malakârî tekniğindedir. Kubbe içi rumî ve hatâyîlerle doldurulmuş, eteğinde ise  elî sülüs ile ve altı kartuş halinde Âye- te’l-kürsî  yazılmıştır. Cem Sultan Türbesi’ndeki kalemişleri, Mura- diye Külliyesi’ndeki diğer türbelere göre çok daha  detaylı ve özel. Dolayısıyla, yapılan restorasyon çalışması da; hata kabul etme- yecek kadar hassas  olan bu yapının  zgün koşullarına göre, ilgili kurulların gözetim ve denetimi altında yürütüldü.

Dış hava koşullarından etkilenmesini önlemek amacıyla yapının temel duvarlarında drenajı yapıldı. Yapının dış cephelerindeki çimento derzler açılıp, derzleri tamamlandı. Giriş saçağındaki ahşaplar yenilenerek saçak örtüsü onarıldı. İç mekanda çinilerin restorasyonu ve  evzenlerin onarımı büyük bir özenle yapıldı. Kalemişleri üzerinde araştırma raspa çalışmaları yapıldı ve sonrasında özgün sıvaların mikroenjeksiyon yöntemiyle sağlamlaştırılması işlemi gerçekleştirildi. Raspa sonrası ortaya çıkarılan özgün kalemişi motifler ihya edildi. Malakari  otiflerin kayıp kısımları da tamamlanarak altın varak uygulaması yapıldı ve türbe şu anki görünümünü kazandı.

ŞEHZADE MAHMUT TÜRBESİ

sehzede mahmut

İkinci Bayezid’in oğullarından Mahmud  1506’da 31 yaşındayken Manisa’da ölmüş ve bu türbe annesi Bülbül Hâtun tarafından onun için Mimar  Yakup’a yaptırılmıştı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin restoras- yon projesi kapsamında yapının dış cephe- leri  temizlendi,  imento derzlerden arındırıl- dı, özgün yapım tekniğine uygun bir şekilde derzleri  tamamlanıp, cephe temizlikleri yapıldı. Dış hava koşullarından etkilenmesini önlemek amacıyla  kurşun örtüsü yenilendi, yapının temel duvarlarında drenajı yapıldı. Yapının giriş kısmında yer  lan mermerler temizlendi. Giriş kısmında bulunan ahşap saçakta temizlik  işlemleri tamamlandı.

Yapıya ait ahşap pencere kanatları konser- vasyonu yapıldı. İç kısımda tüm yüzeylerde itinalı  badana raspası yapıldıktan sonra erken döneme ait bezeme tespit edilen noktalarda alınan kararlar  doğrultusunda sıva raspası ve temizlikleri yapılarak kubbe- de ve alt kısımlarda  5. yüzyıla ait  desenler ortaya çıkarıldı. Onları tutan sıvalar mikro enjeksiyon ve dolgu yöntemleriyle sağ- lamlaştırıldı. Yapının revzenlerindeki eksik kısımlar ve yenilenen revzenlerin montajı tamamlandı.  Kubbenin ve duvarlarda yer alan kalemişi bezemeler ihya edildi. Altın  arak olan alanların  varakları yenilendi. Ka- bartma yöntemiyle yapılan motiflerin eksik kısımları onarıldı. Duvarların  alt kısımların- da yer alan çini panoların konservasyonu yapıldı. Restorasyona ait tüm uygulamalar  tamamlanarak yapı ziyarete açıldı.

Kanuni’nin sevgili Oğlu: ŞEHZADE MUSTAFA

sehzade mustafa

Kanuni Sultan Süleyman ve Mahi Dev- ran’ın oğlu Şehzade Mustafa Türbesi’ni diğerlerinden ayıran en  belirgin özellik; altın yaldız işlemeli ayetlerin yazılı olduğu (elmas parıltısı kazandıran sıratlı  tekniğiyle yapılan) orjinal duvar çinileridir. Dönemin(1553) lale, sümbül ve  aranfil çiçek   desenleriyle bezeli çini sanatının en güzel örneklerinin Yeşil Türbe ve Camii’nden sonra bu türbede  kullanıldığı ifade edilmektedir.

16. Yüzyıl mimarisinin bütün inceliklerini yansıtan bu türbe de maalesef moderniz- min kurbanı  olmuştu. Muhtemelen 1855 depreminden sonra yapılan restorasyon- da; duvarların üst kısımları ile mihrap ve kubbedeki zengin kalem işçiliğinin, kireç ile badana yapılarak  ozulduğu görül- mekteydi. Hassa  mimarlarından Mimar Mehmed Çavuş tarafından yapıldığı bilinen bu türbede, Bursa türbelerinde  genellikle bulunan “mihrab” yoktur. Girişin her iki ya- nındaki duvarların iç köşelerine birer niş ve birer dolap yerleştirilerek, içte oniki  enarlı  ir kurgu ortaya çıkarılması bir mekansal yenilik  sayılabilir.

Restorasyon kapsamında yapının dış cep- heleri temizlendi, çimento derzlerden arın- dırıldı, özgün  yapım tekniğine uygun bir şe- kilde derzleri tamamlanıp, cephe temizlikleri yapıldı. Dış hava koşullarından etkilenmesini önlemek amacıyla kurşun örtüsü izabe edilip  yenilendi, yapının temel duvarlarında drenajı yapıldı. İç kısımda tüm yüzeylerde itinalı badana  raspası ile çini yüzeylerdeki temizlik işlemleri tamamlandı. Kubbede ve duvarlarda ortaya çıkarılan  Klasik Dönem kalemişleri ihya edildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından  erçekleştirilen res-  torasyon çalışması kapsamında yapının çini konservasyonu ve sandukaların üzerindeki örtülerin özgün  haliyle yenilemesi yapılarak türbenin restorasyonu tamamlandı.

ŞİRİN HATUN TÜRBESİ

sirinhatun

15. Yüzyılın sonlarında yapılan bu türbede de tahribat vardı. İçerdeki duvarlar çok renkli arabesk motiflerle dekore edilmiş, sonra beyaz badana ile bunlar örtülüp, yerine basit kalem işleri yapılmıştı. Türbenin  kapı ve pencerelerinin orijinal olduğu bilinmektedir. Yapının dış  epheleri temizlendi, çimento derzlerden arındırıldı, özgün yapım tekniğine uygun bir şekilde derzleri tamamlanıp, cephe temizlikleri yapıldı. Dış hava koşullarından etkilenmesini önlemek amacıyla kurşun örtüsü izabe edilip yenilendi, yapının temel duvarlarında drenajı  apıldı. Yapıya ait ahşap kündekari pencere kanatları ile giriş kapısının konservasyon ve restorasyonu tamamlandı. Mermer söveler temizlendi. Demir korkuluklar temizlenerek belirlenen renge uygun olarak yeniden boyandı. İç kısımda tüm yüzeylerde itinalı badana raspası yapıldıktan sonra erken döneme ait bezeme tespit edilen noktalarda, Kurul kararı doğrultusunda sıva raspası ve temizlik işlemleri tamamlanarak kubbede ve alt kısımlarda 15. yüzyıla ait desenler ortaya çıkarıldı. Yapının revzenlerindeki eksik kısımlar tamamlandı ve tüm iç cephelerdeki kalemişleri ihya edildi

GÜLRUH HATUN TÜRBESİ

gulruh

II. Beyazıd’ın annesi Gülruh Sultan’a ait  bu türbede de ciddi tahribat vardı. Kazım Baykal’a göre orijinal kısımları az olan türbe yapısı daha önce de restorasyon geçirmişti. Ancak en kap- samlı restorasyon, 2012 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nce başlatıldı ve  amamlandı. Restorasyon kapsamında yapının dış cepheleri temiz- lendi, çimento derzlerden arındı- rıldı, özgün yapım tekniğine uygun bir şekilde derzleri tamamlanıp, cephe temizlikleri yapıldı. Dış hava koşullarından etkilenmesini önlemek amacıyla kurşun örtüsü izabe edilip  enilendi, yapının temel duvarlarında drenaj gerçekleştirildi. Yapıya ait ahşap pencere ka- natların konservasyonu tamamlandı. İç kısımda tüm yüzeylerde itinalı badana raspası yapıldıktan sonra erken döneme ait bezeme tespit edilen noktalarda, alınan Kurul kararları doğrultusunda sıvaraspası ve temizlik işlemleri tamamlanarak kubbede ve alt kısımlarda 15. yüzyıla ait desenler ortaya çıkarıldı. Bu desenler üzerinde
gerekli kalemişi ihya çalışmaları tamamlandı. Kalemişi bezemelerin eksik kalan kısımlarında desen
uygulaması yapıldı ve bu bezemeler renklendirildi. Yapının tüm iç duvarları ve kubbesindeki
kalemişlerinin ihyası tamamlandı. Ahşap kündekari pence- re kanatları ve giriş kapısı onarıldı.
Mer- mer söveler temizlendi. Demir korkuluklar temizlenerek belirlenen renge uygun olarak yeniden
boyandı. Yapının revzenlerindeki eksik kısımların tamamlanması ve restorasyonu yapıldı.

 

MÜKRİME HATUN TÜRBESİ

mukime

XVI. Yüzyılda çok renkli kalem işçiliği ile geometrik asılmış kandiler, bir dizi ayetlerle baştanbaşa dekore edilen türbedeki bu geleneksel
motiflerin üzeri, bir süre sonra maalesef gelişigüzel badana edilerek basit bir kalem işçiliği ile
kapatılmıştı. Bu badana yakın tarihte dökülmüş ve ortaya iki farklı dekorasyon çıkmıştı. Bu durumu
gidermek için gerçekleştirilen onarım çalışması da maalesef bilinçsiz uygulamalar nedeniyle yapıyı
özgün haline kavuşturamamıştı.
2012 yılında Bursa Büyükşehir Belediye- si’nce başlatılan restorasyon kapsamında yapının dış
cepheleri temizlendi, çimento
derzlerden arındırıldı, özgün yapım tekniği-
ne uygun bir şekilde derzleri tamamlanıp, cephe temizlikleri yapıldı. Dış hava koşul- larından
etkilenmesini önlemek amacıy- la kurşun örtüsü izabe edilip yenilendi, yapının temel duvarlarında
drenajı yapıldı. İç kısımda tüm yüzeylerde itinalı badana raspası yapıldıktan sonra erken döneme
ait bezeme tespit edilen noktalarda alınan kararlar doğrultusunda sıva raspası ve
temizlik işlemleri tamamlandı. Bu desenler üzerinde gerekli kalemişi ihya çalışmaları tamamlandı.
Kalemişi bezemelerin ek-
sik kalan kısımlarında desen uygulaması
tamamlandı, renklendirme aşaması bitti.
Yapının tüm iç duvarları ve kubbesindeki kalemişlerinin ihyası tamamlandı. Ahşap kündekari pencere
kanatları ve giriş kapısı onarıldı. Mermer söveler temizlendi. Demir korkuluklar temizlenerek
belirlenen renge uygun olarak yeniden boyandı. Yapının rev- zenlerindeki eksik kısımların
tamamlanması ve restorasyonu yapıldı. Sandukalardan birinin üzerinde bulunan kumaş örtü özgün
haliyle yenilendi ve yapı bugünkü orijinaline en yakın halini aldı.

GÜLŞAH HATUN TÜRBESİ

gulsah

Muradiye türbelerinin güney batısın da bulunan bu küçük ve mütevazı türbe, kuzeyinde bir revak bulunan taş ve tuğla sıraları ile
örülmüş kübik gövdenin sekizgen kasnağa oturan bir kubbeyle örtülmesinden ibaret, sade ve küçük bir
yapıdır. İlk onarımı 1524, son onarımının ise 1960’lı yıllarda yapıldığını bildiğimiz iki tamir
arasında yapı- lan çeşitli müdahalelerde bütün kalem işleri ve diğer süslemeler silinmiş ve
günümüze ulaşamamıştır.

Zemini tuğla ile döşeli türbede yer alan iki mermer sandukadan ortadaki 1487 tarihin- de vefat eden ancak daha sağlığında iken bu türbeyi
yaptıran Fatih’in kadını ve Şeh- zade Mustafa’nın annesi Gülşah Hatun’a aittir. Diğerinde
sandukanın üzerinde II. Bayezid’in oğlu Şehzade Ali adı var ise de, kayıtlarda Bayezid’in bu isimde
bir şehza- desine rastlanmamaktadır.
Restorasyon kapsamında yapının dış cepheleri temizlendi, çimento derzlerden arındırıldı, özgün
yapım tekniğine uygun bir şekilde derzleri tamamlanıp, cephe temizlikleri yapıldı. Dış hava
koşullarından etkilenmesini önlemek ama- cıyla kurşun örtüsü izabe edilip yenilendi, yapının temel duvarlarında drenajı yapıldı. Yapının revzenlerindeki eksikler tamamlandı. İç kısımda tüm yüzeylerde itinalı badana
raspası yapıldıktan sonra Ba- rok Dönemi’ne ait bezemeler tespit edilen noktalarda sıva raspası ve
temizlik işlemleri tamamlandı. Bu desenler üzerinde gerekli kalemişi ihya çalışmaları da tamamlanarak yapı aslına uygun olarak restore edildi.

GÜLBAHAR (EBE) HATUN TÜRBESİ

gulbaharebe

Anadolu Selçukluları Devri’nde rastlan-
mayan ve Beylikler döneminde yeni bir tip olarak karşımıza çıkan yanları açık türbeler,
Osmanlıların ilk devirlerinden beri uygulan- mış hatta ileriki asırlarda bunların değişiği olarak
sayabileceğimiz üstü açık türbe tipi ortaya çıkmıştır. Bu tip plan şemasın- da kare, altıgen ya da sekizgen bir alanın köşelerine
konulan ayak veya sütunların birbirlerine kemerlerle bağlanmasıyla ve üzerlerinin de bir kubbeyle
örtülmesiyle meydana gelmektedir.
Gülbahar Hatun Türbesi daha sade ve baldaken denilen plan şemasına sahiptir. Bu türbe aynı zamanda
Bursa’daki hane- dan türbeleri içinde en mütevazı olanıdır. Gülbahar Hatun ya da Ebe Kadın Türbesi,
Muradiye türbelerinin içinde etrafı açık ikin- ci türbedir, Fatih’in ebesi Gülbahar Hatun’a izafe
edilir. Kaynaklarda; Fatih’in kadınların- dan biri ve diğeri de II. Bayezid’in bir kadını
olmak üzere, Gülbahar adında yalnızca
iki kadının adı geçmektedir; Fatih’in eşi İstanbul’daki türbesinde, II. Bayezid’in eşi de
Trabzon’daki türbesinde yatmaktadır. Bursa’daki türbenin kitabesi olmadığın- dan, bu hatunun
kimliği hakkında kesin bir bilgi de yoktur ancak burada yatan kişinin Fatih’in ebesi olduğu gelenek
haline gelmiş bir düşüncedir.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nce başlatı- lan restorasyon çerçevesinde türbenin dış cepheleri
temizlendi, çimento derzlerden arındırıldı, özgün yapım tekniğine uygun bir şekilde derzleri
tamamlanıp, cephe temizlikleri yapıldı. Dış hava koşullarından etkilenmesini önlemek amacıyla
kurşun örtüsü yenilendi, yapının temel duvarların- da drenajı yapıldı. Yapının iç kısımlarında
yapılmış olan çimento sıvalar kaldırılarak özgün horasan harcıyla sıvanma işlemi tamamlandı ve
türbe bugünkü halini aldı.

SARAYLILAR TÜRBESİ

saraylilar

Osmanlı mimarlığı erken döneminde görülen açık türbelerden biri de Muradiye Külliyesi’nde, Saraylılar Türbesi’dir. Muradi- ye Camii
haziresinin kuzey doğu köşesinde, hazireyi çevreleyen ihata duvarının yanın- da, hemen karşısında
yer alan Hüma Hatun Türbesi ile birlikte diğer türbelerden ayrı olarak ele alınmıştır. Kitabesi
bulunmayan yapı hakkında bir vesikaya rastlanmadı-
ğı gibi, türbedeki iki taş sandukanın da kimlere ait olduğu yakın bir zamana kadar tespit
edilememişti ve türbe 15. yüzyıla tarihlenmekteydi. Fakat yakın bir zamanda elde edilen
belgelerden, burada yatan iki ki- şinin, Kanuni’nin eşi Mahidevran Hatun’un ablaları Akîle Hanım
ile Belkıs Hanım olduğu anlaşılmış ve binanın inşası da 16. yüzyıla tarihlenmiştir.
Restorasyon kapsamında yapının dış cep- heleri temizlendi, çimento derzlerden arın- dırıldı, özgün
yapım tekniğine uygun bir şe- kilde derzleri tamamlanıp, cephe temizlikleri yapıldı. Dış hava
koşullarından etkilenmesini önlemek amacıyla kurşun örtüsü yenilendi, yapının temel duvarlarında
drenajı yapıl-
dı. Yapının iç kısımlarında yapılmış olan çimento sıvalar kaldırılarak özgün horasan
harcıyla sıvanma işlemi tamamlandı.

HÜMA HATUN TÜRBESİ

humahatun

Fatih Sultan Mehmed’i doğuran Hüma Hatun’un önceden gayrimüslim olduğu ve kendisine sonradan Hümâ adı verildiği bilinmekte-
dir. 16. yüzyıl kaynakları ve bilhassa Peçevî İbra- him Efendi’nin tarihinde Fatih’in annesinin bir
Fransız prensesi olduğu bildirilir. Hümâ Hatun’un vak- fiyesinde geçen “…. Hatun bint-i
Abdullah el-kâyinetü fî mahrûseti’l Burûsa” ibaresindeki “bint-i Abdullah” kelimesi onun bir
devşirme olduğuna delil gösterilmekte-
dir. Türbesi Muradiye Külliyesi ha-
ziresinde, caminin doğusunda yer alır. Hüma Hatun’a ait türbede iki sanduka vardır,
biri Hüma Hatun’un ise de diğerinin kime ait olduğu belli değildir. 853(M.1449) tarihinde inşa
edilen türbe, zamanın yıpratıcı etkilerine ve bilinçsiz müdahalelere direnerek günümüze ulaşabildi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Hüma Hatun Türbesi’nde de kapsamlı bir restorasyona
girdi. Dış hava koşullarından etkilenmesini önlemek amacıyla yapının temel duvarların- da drenajı yapıldı. Dış cephelerde çimen-
to esaslı muhdes derzler açılıp, horasan uygulama ile yeniden derzleme yapıldı. Yapı girişinde yer
alan mukarnas kavsarası tamamlandı. İç kısımda tüm yüzeylerde itinalı badana raspası yapıldıktan
sonra, erken döneme ait bezeme tespit edilen noktalarda sıva raspası ve temizlik işlem- leri
tamamlanarak kayıp kısımların sıvası yapıldı. İtinalı badana raspası sonrası ortaya çıkarılan Klasik Dönem kalemişi desenlerin ihya
edilerek tarihi yapı tekrar günümüze kazandırıldı.

MURADİYE’DE AHŞAP SANATI

ahsap

Muradiye’de hepsi birbirinden güzel  ahşap detaylar gizli. Restorasyon sırasında, çoğunun orijinal olduğu tespit edilen ve ge- nellikle
ceviz, kestane ve dut ağaçlarından oluşan ahşap parçalar, içlerindeki bakteri ve kurtlardan
arındırıldı. Çivi kullanılmadan yapılan kündekari kapılar ve pencerelerin zarar gören parçaları
yerinden alınıp, aynı malzeme ile tamamlandı. Son 50 yıldır hiç bakım yapılmamış olduğu tespit
edilen tüm ahşap unsurlara, bir Selçuklu icadı, Türk buluşu olan gomalak yapıldı. Uzakdoğu’da
yetişen bir ağacın reçinesinden elde edilen yapıştırıcının ahşabın birbirini daha iyi tutmasında
kullanılan bu teknik, ahşabın hava alması ve daha uzun süre yaşaması bakımından önemli bir yöntem.
Selçuklu icadı olduğu bilinen ve altı kollu veya sekiz kollu geometrik yıldızlar olarak ahşaba
yansıyan motifler elden geçirildi. Kainatı, yaradılışı, sonsuzluğu temsil eden motifler bugün de
Muradiye’nin güzelliğine güzellik katmakta.
Restorasyon kapsamında, inşaat termino- lojisinde Bini olarak adlandırılan ince metal
işçilikli kapı takımları da elden geçirildi.
Ahşap ile metal arasında yer alan ve hem metalin ahşaba zarar vermesini önleyen hem de ince metal
işçiliği öne çıkaran keçe- ye kadar tüm unsurlar yenilendi.
Orijinal olduğu tahmin edilen Şehzade Mah- mut Türbesi kapısı… Üst kaydında ahşap
bir kitabesi olduğu biliniyor ancak şimdi yok! Bu kitabenin 1970’li yıllardaki onarım- da
kaldırıldığı tahmin ediliyor. Türbenin iç pencereleri ve kapılarının yağmur veya dış koşullardan
etkilenmeyen üst taraflarının orijinal olduğu düşünülüyor.
Bugün bunların hepsi ve daha fazlası Mura-
diye’de ziyaretçilerini bekliyor…

MURADİYE MEDRESESİ

medrese

Muradiye Külliyesi’nin önemli parçaların-
dan biri olmasına karşın, işlevi nedeniyle yıl- larca bu kompleks dışındaymış gibi davra- nılan
Muradiye Medresesi’nde restorasyon, türbelerden yaklaşık iki yıl sonra başlayabil- di. Bursa
Büyükşehir Belediyesi, külliyenin diğer yapılarında olduğu gibi burayı da ilgili kurumlardan almak
için uzun bir uğraş verdi. 2014 yılına kadar sağlık merkezi olarak kullanılan tarihi yapının
Büyükşehir Belediyesi’ne geçmesinin ardından burada da restorasyon başlatıldı.
Tuğla işçiliği bakımından Bursa’nın en güzel mekanlarından biri olan Medresedeki orijinal çinilerin
envanteri çıkarıldı ve bazı çinilerin yıllar içinde ortadan kaybolduğu gözlendi. (Bazı
araştırmacılar, bu çinilerin
bir kısmının İngiltere’de bir müzayedede
satılırken tespit edildiğini iddia eder.)
Medrese yapısında 2014 sonlarında başlayan restorasyon çalışması önemli bir aşamaya geldi. 2015
yılı sonuna doğru ta- mamlanması öngörülen çalışmalardan son- ra tarihi yapı, kültürel işleviyle
Külliye’nin bir
parçası olarak yaşamaya devam edecek.

 

MEZAR TAŞLARI MÜZESİ

mezar

Bursa’da şehirleşmenin yıkıcı etkisinden
kurtulamayan tarihi mezarlıklar ve hazire- lerdeki mezar taşlarının önemli bir kısmı za- man içinde
Muradiye Külliyeleri bahçesine taşınmış durumda. Muradiye Külliyesi’ndeki restorasyon çalışmaları
kapsamında bura- daki mezar taşlarının da envanteri çıkarıldı ve tüm taşlara envanter numarası
verildi. Tamamı okunarak çevirisi yapıldı, hangi döneme ve kime ait olduğu belirlendi.
Mezar taşı tipoloji çalışmaları yapıldı. Yıllar içerisinde herhangi bir disiplinden uzak bir
şekilde depolanan taşlar yerinden sökülerek yüzyıllarına ve mezar taşı tiplerine göre düzenlendi,
projeye uygun olarak tekrar
dikildi. Anıtsal taşların okuma, çevirme,
temizleme ve belirli bir disiplinde yeniden dikilmesinin yanı sıra koruma ve onarımları da yapıldı.
Bursa’nın rükn-i hâmisi yani beşinci direği olarak tanımlanan Muradiye Külliyesi’nin haziresinde
yapılan düzenleme ve ülke- mizin ilk Açık Hava İslami Mezar Taşları Müzesi çalışmaları esnasında
çok sevindirici gelişmeler de oldu. Yıllar önce yıkılarak ortadan kaldırılan bazı yapıların, yok
olup gittiği sanılan kitabeleri bu hazirede ortaya çıktı. Alana gelişigüzel bir şekilde atılan bu
eserlerin bulunması, -çoğu zarar görmüş de olsa- oldukça sevindirici bir gelişmedir.
Tarihçi ve akademisyenler için paha biçile-
mez bir kaynak olan bu kitabeler bir kısmı şunlardır; Hoca Çırağzade Mektebi kita- besi, Darüssaade
Katibi Çeşmesi kitabesi, Rıfai Dergahı kitabesi, Hacı Mustafa Ağa Çeşmesi kitabesi, Müstakim Efendi
Çeşmesi kitabesi, Şeyh Küşteri’nin mezar kitabesi, Süleyman Çelebi’nin mezar taşı kitabesi.
Tespit edilen bu ve benzeri tüm kitabeler
temizlenip restore edildikten sonra okundu, günümüz Türkçesine çevrildi ve envanter kayıtları
alındı.
Diğer yandan, bölgede yer alan Roma ve Bizans dönemlerine ait stel ve benzeri par- çalar ise, daha
iyi korunmaları ve belirli bir alanda sergilenmeleri bakımından Topha-
ne’de oluşturulan yeni alana taşındı.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir