Ata Demirer ve Veledi Harir (Akbıyık) Camii


Ömer KAPTAN

Bursa’mızın sanat dünyasına kazandırdığı ünlülerden olan oyuncu/komedyen Ata Demirer, geçtiğimiz günlerde bir fotoğraf paylaştı. Fotoğrafta Ata Demirer üç sıra tuğla, bir sıra kesme taştan almaşık sistemli bir duvara dayanmış arkada gülümserken önde yaşlı bir amca asfalt işiyle uğraşıyor ve 80’lerin sokak hayatından bir manzara kadraja yansıyordu. 1972 Bursa doğumlu olan sanatçının muhtemelen erkek lisesinde okuduğu ortaokul yıllarına ait bir fotoğraftı bu.[1] Peki, Ata Demirer’in sırtını dayadığı cami hangi tarihi camiydi ve bu mahalle hangi tarihi mahallemizdi?

Merhum mimarlık tarihçimiz Ekrem Hakkı Ayverdi’nin “zarif ve nefis bir ufak mescit” olarak tarif ettiği camiyi tanımadan önce muhite ismini veren zatı tanıyalım.

 

Bursa ve İstanbul’a İsmini

Kazımış Bir Hayırsever…

Ata Demirer bu fotoğrafı 80’lerin Akbıyık Mahallesi olarak paylaşmıştı. Akbıyık Mahallesi ismini, döneminin büyük sûfîsi Hacı Bayramı Veli’nin müntesiplerinden Akbıyık Sultan’dan almaktadır. Bu zat yalnızca Bursa’da bulunduğu yere değil İstanbul’a da ismini kazımış çok önemli bir zattır. Hem de İstanbul’un en önemli bölgesi olan Sultanahmet civarına… Nasıl mı?

Akbıyık Sultan, Kepecioğlu’nun verdiği bilgilere göre zengin bir adamdır. Daha da zenginleşmek istemiştir.  Kendisini irşat eden zat ona sabırlı, fukaradan olmasını tavsiye etmiş, fukaralığın derecelerinden bahsetmiştir. Fakat Akbıyık Sultan fakir olup da muavenete ve yardıma muhtaç olmaktansa zengin olarak fukaraya yardım etmenin daha hoş olacağına dair münakaşaya girişmiş, Hacı Bayramı Veli de “Bizim mesleğimiz zahiren fakrı kabuldendir, bize yakın olma” deyince Akbıyık Sultan hiddetle çıkmış, çıkarken başındaki külahı kapıya ilişerek düşmüş ve ölümüne kadar başı açık gezmiştir.[2]

Ama daha ilginç olan kısım Akbıyık Sultan’ın padişahlarla olan münasebeti ve bıraktığı eserlerdir. Gerçek ismi Ahmet Şemsettin olan Akbıyık Sultan Varna Seferi’ne (1444) katılmış, Akşemsettin hazretleriyle beraber İstanbul’un fethinde de bulunmuştur. Fetihten sonra Ayasofya civarında adına bir cami yapılmış ve bu semte onun adı verilmiştir. Meczup tavrına rağmen Çandarlı Halil Paşa gibi devlet adamları ve Molla Yegân gibi âlimlerle sohbetlerde bulunmuştur.[3]

Bugün Sultanahmet Cami’nin cankurtaran tarafında Akbıyık Sultan’ın ismiyle anılan önemli bir mescit vardır. İstanbul’un fetihten sonraki ilk mescidi olarak halk arasında anılan yapı “İmam’ül-mesâcid” mescitlerin imamı olarak anılmıştır. İstanbul’un en eski mescitlerinden olduğu anlaşılan bu yapıya, sur içindeki İstanbul’un en güneydeki mescidi olduğu için “Evvel-i Kıble” veya “İmâmü’l-mesâcid” denilmiştir. Dâr’üs-saâde ağalarından Mustafa Ağa’nın minber ilâvesiyle camiye çevirdiği mescid, zaman içinde bazı tamirler geçirmiştir.

Minaresi İstanbul’un fethedildiği dönemin izlerini taşıyan çok önemli bir yapıdır. Mescit binasının ise XIX. yüzyılın son çeyreği içinde eski ebadı muhafaza edilerek yeniden inşa edildiği mimari üslûbundan belli olmaktadır.[4] (1793-94) Mehmed Yazıcı adlı bir zat minaresinin yanına bir çeşme yaptırmış ve daha sonra bu çeşme kızı Hâce Hanım tarafından 1283’te (1866-67) yenilenmiştir. Böylece bu yapılar topluluğu küçük bir külliye niteliği kazanmıştır.

  1. Murat 1437 tarihli temlikname ile Yenişehir’in bir köyünü Akbıyık’a vermiş, Fatih Sultan Mehmed de 1452 tarihli bir fermanla bunu tasdik etmiş. Bursa Yenişehir ilçesinde de Akbıyık isimli yerleşimin olmasının sebebi buraları Akbıyık Sultan’ın kendi zaviyesine vakfetmiş olmasıdır. Bursa’da Ulucami civarında zaviye mescit ve türbe bina etmiştir. Daha fazla bilgi için Kepecioğlu’na kulak verelim; “Burada gayet büyük ve güzel de bir bahçesi bulunmaktaymış, O kadar zenginmiş ki kendi servetini kendisi dahi bilmezmiş, 1455 yılında vefat etmiş. “Şemsi hüda” veya “hüdayi Şemsettin” mahlasıyla şiirler yazdığı bazı eserlerden anlaşılan Akbıyık Ahmet Şemsettin efendinin mezarı bugün Ak Bıyık Camiinin hemen alt tarafındadır.”

 

NİÇİN AKBIYIK VEYA

VELEDİ HARİR DENİYOR?

Mahalleye” Hariri” denmesinin, camiye de Akbıyık Camisi yerine “Veledi Hariri” camisi denmesinin sebebi de İpekoğlu Hacı Dursun isminde bir zattır. İpek oğlu kelimelerinin Arapçası ‘veled-i harir’dir. Ak Bıyık Sultan namına İpekoğlu / Veledi Harir Hacı Dursun efendi bu camiyi yaptırdığı için cami hem banisinin adıyla hem de mahalleye ismini veren Akbıyık Sultan adıyla da anılmıştır.

Bursa’nın en eski mahallelerinden olan Akbıyık Mahallesi’nde 1573 yılında yalnızca 27 hane yaşamaktaydı. Cumhuriyet döneminde ise bu bölgenin nüfusu azalınca Nalbantoğlu ve Şekerhoca Mahallesi ile birleşip tek mahalle olmuştur.[5]

 

MESCİD

Gelelim Ata Demirer’in sırtını dayadığı mescide. Üç sıra tuğla bir sıra kesme taşla işlenmiş zarif ve ufak mescit Ayverdi’ye göre çok özel bir mescittir.[6] Her derzinde bir başka şekil bulunmuş, süslerinden tenevvu (çeşitlilik) temin edilmiştir. Altı ve üç köşeler terkibi, kuş gagaları, su dalgaları, zencirekler, baklavalar, destere dişleri bunlar arasındadır. Kubbe ince ve sivri, nazik baklavalardan müteşekkil bir kuşağa oturmuştur.

Bir 15. yüzyıl yapısı olan bu mescit onarımlardan geçmiş olsa da Kazım Baykal gibi gayretkeş üstatlar sayesinde günümüze çok önemli bazı özelliklerini taşımıştır. Mihrabı boyalıdır fakat şeklinden bir şey kaybetmemiştir.

Caminin kapısı bozulmadan cilalanmıştır. Kapı Fatih devrinin pek güzel bir örneğidir. Bütün takımları tam olarak kalmıştır. Kapı XV. yüzyıl ahşap işçiliğini yansıtmaktadır. Giriş nişi de Bursa kemerlidir. Bursa’daki 1854 depreminde harap olan camiyi Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneği 1964’te onarmıştır.

[1] Ortaokul ve liseyi Bursa erkek lisesinde okuyan Ata Demirer son sınıfta Çelebi Mehmet lisesine geçmiş ve buradan mezun olmuş.

[2] Kepecioğlu, Kamil (2010) Bursa Kütüğü Cilt 1, (Bursa: Bursa Büyükşehir Belediyesi)

[3] Yılmaz, Hasan Kamil, ‘Akbıyık Sultan’ maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi «http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=020223&idno2=c020204#1» erişim: 26/09/2017

 

[4] Tanman, M. Baha, ‘Akbıyık Mescit ve Tekkesi’ maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, «http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=020223&idno2=c020204#1», erişim: 26/09/2017

 

[5] Kaplanoğlu, Raif (2001), Bursa Ansiklopedisi 1 (Yer Adları), (İstanbul: Avrasya Etnografya Vakfı Yayınları)

 

[6] Ayverdi, Ekrem Hakkı (1989) Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri 855-886 (1451-1481) 3, (İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir