BURSA’NIN KÜLTÜR TARİHİNİ AYDINLATANLAR-1 M. ŞEMSEDDİN ULUSOY


Prof. Dr. Mustafa KARA

2016, Bursa’nın fethinin 690. yılı. Dolayısıyla yaklaşık yedi yüz yıldan beri bu şehirde ve bu şehirle ilgili kaleme alınan her eser konumuzu ilgilendirmektedir. Bu şehrin siyasî, iktisadî, askerî, ilmî, dinî, bediî hayatı kültür tarihini oluşturmaktadır. Yüzlerce alim, arif ve sanatkar bu hayata katkıda bulunmuş, emek ve omuz vermiştir. Kimi yazarak çizerek, kimi konuşarak kimi de icra ederek bu kutlu kervana katılmıştır. XX. Yüzyılda yaşayanların kaleme aldığı eserler ise bir nevi “icmal” olmuş, daha önceki yıllarda yazılan eserlerle yollarını aydınlatanlar, zincire yeni halkalar ilave etmişlerdir. Bu noktada öne çıkan üç isim şunlardır: 1. M. Şemseddin Ulusoy 2. Kâmil Kepecioğlu 3. Kâzım Baykal 2016, aynı zamanda Mehmet Şemseddin Efendi’nin vefatının 80. yılı. İlk olarak O’nun vefatından hemen sonra kaleme alınan bir yazıyı aktarıyoruz. O’nu bizzat tanıyan bir gazetecinin tesbitlerini naklederek onu tanımaya çalışacağız. Parantez içi açıklamalar ve dibnotlar bize aittir.
M. ŞEMSEDDİN ULUSOY Rıza Rûşen Yücer1 Mehmet Şemsettin Ulusoy’u herkes ‘Mısrî Tekkesi Şeyhi’ olarak tanır. Ben onu şeyh iken tanımadım. Gerçi kendisi bir tekkenin şeyhliğini yapıyordu. Fakat bu nihayet babasından kalma bir mirasın muhafazasından başka bir şey değildi. Rahmetli ile tanışmamız bir kavga ile başlamıştır. Tekkelerin kapatıldığı seneydi. Buralardaki bütün kitapların Maarife(Millî Eğitim Bakanlığına) devredilmesi hakkında bir karar çıkmıştı. Mısrî tekkesinde birçok kıymetli kitap bulunduğunu ve şeyhin bunları sakladığını bize haber verdiler. O vakit Arkadaş2 gazetesini çıkarıyordum. Gazeteye, Mısrî Tekkesi şeyhine çatan bir yazı koyduk. Bize cevap verdi. Kitapların şahsî malı olduğunu bildirdi. Tekrar hücum ettik. Beni ziyarete geldi ve bu çatışmadan bir tanışma doğdu. Aramızda kurulan ahbaplık gün geçtikçe kuvvetlendi! Halkevindeki tarih çalışmalarına kadar o, daha ziyade kendi kendine yaşayan münzevî bir kitap meraklısı idi. Köşesine çekilir, okur ve yazardı. Ziyaret edilmekten pek hoşlanırdı.
Bursa tarihi üzerindeki derin bilgisi alakalıların malumu olduğundan ara sıra Bursa’ya gelen Halil Ethem, Nüzhet Sabit gibi değerli zevat ziyaretine giderlerdi. Mehmet Şemsettin Ulusoy nev i şahsına münhasır, cidden orijinal bir tip olarak yaşamıştır. O kadar ki Bursa’ya Piyerloti zihniyetiyle gelen ecnebiler O’nu, şark dekorları için bir motif halinde gördüklerinden fotoğrafını çekerlerdi! Klasik bilginler gibi her şeyi ince eleyip sık dokur, fakat bir defa da kanaat getirdi mi, fikir ve mütalaasından kolay kolay dönmezdi. İtikatlarında olduğu kadar itiyatlarında(alışkanlıklarında) da muhafazakârdı. Mesaha mikyası(uzunluk ölçüsü) olarak hiçbir zaman metreyi kullandığını görmedim. Daima adımı(adımlayarak ölçmeyi) tercih ederdi. Niçin böyle yaptığını sorduğum vakit bana: – Ayaklarıma daha çok itimadım var da ondan, diye cevap vermişti. Onun için gelişigüzel neşriyata, tarih kitaplarındaki mürettip ve müellif hatalarına çok sinirlenirdi. Bu asabiyet O’na Mi’yar-ı Şemsî isimli eseri yazdırmıştı. Mi’yar-ı Şemsî’nin bir kısmını bizim Yeni Fikir3
Prof. Dr. Mustafa KARA
BURSA’NIN KÜLTÜR TARİHİNİ AYDINLATANLAR-1 M. ŞEMSEDDİN ULUSOY
1 Şemseddin Mısrî’nin vefatından sonra yayınlanan bu ilk yazı Bursa ve İstanbul’da gazetecilik yapan Rıza R.Yücer tarafından kaleme alınmıştır. Bursa’da yayınlanan Yeni Fikir ve Arkadaş gibi gazetelerde Halkevi’nin yayın organı Türkün/Uludağ dergilerinde yazıları çıkan Yücer 1959 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Bk. Bursa Ansiklopedisi, hzn. Yılmaz Akkılıç, c. IV, s. 1757. 2 02.08.1922 günü yayın hayatına başlayan haftalık siyasi gazete, sahibi Salih Münir, başyazarı Rıza Ruşen. 3 1925’te Bursa’da yayınlanan Yeni Fikir gazetesinin sahibi Mehmet Süreyya, yazı işleri müdürü Rıza Ruşen.
59 | Ocak 2016 | Sayı 17
gazetesinde neşretmiştik. Bu neşriyat gazetenin kapandığı güne kadar sürdü. Titizliğini bildiğim için eski harflerle yazdığı müsveddeleri elimle yeni harflere çevirir, matbaaya öyle gönderirdim. Bu harekete hem üzülür hem de memnun olurdu. Gariptir ki son günlere kadar ben bu yazı silsilesine “Tarih Yanlışlıkları” başlığını koyduğum halde O, her müsvedde getirişinde üzerine daima Mi’yar-ı Şemsî terkibini koymaktan bir türlü vazgeçmedi! Kitabedeki tarihin seb’a mı yok tis’a mı (yedi mi dokuz mu) olduğunu anlamak için, o ihtiyarlığında hiç üşenmeden tâ Yıldırım Camiine kadar birkaç sefer gittiğini hiç unutmam. Kendisi yanlış yapmaktan çok çekindiği için, tarih yanlışı yapanları affetmez, kendine mahsus üslubu ile ağır tenkitlerde bulunurdu. Şemsettin Ulusoy, çok okuryazar bir münevver olduğu halde Yâdigâr-ı Şemsî’nin bir kısmından başka hiçbir eserini bastıramamıştır. Halbuki, her müellif gibi onun da en büyük emeli yıllarca göz nuru dökerek meydana getirdiği eserlerini basılmış görmekti. Fakat daima para sıkıntısı ‘Canlı Bursa tarihi’ diye anılan merhumun yakasını hiçbir vakit bırakmamıştı.4 Talihin garip cilvelerinden biri olarak O’nun altmış lira ücretle Evkaf sicillerini tetkike(Vakıf belgelerini incelemeye) memur edildiğini bildiren emir Bursa’ya geldiği gün o, İstanbul’da gözlerini ebediyen kapamış bulunuyordu. En çok önem ve emek verdiği Diyar-ı Şemsî namında Bursa tarihine ait sekiz yüz küsür sahifeli eserini geçen kış bitirmiş, bastırılmasını temin için Halkevine vermişti. Kitap Maarif Vekaleti’ne gönderildi. Fakat gelen cevapta ‘Şimdilik bu arzunun yerine getirilmesinin mümkün olmadığı’ bildirildi. Bunun sebebi -bence- Şemsettin Ulusoy’un tarih hakkındaki bilgisinin ilmî bir metoda uygun bulunmayışı olsa gerektir. Bununla beraber O’nun Bursa hakkındaki bilgilerini hayret
ve takdirle karşılamamak ve bunların bugün de yarın da Bursa tarihi için çok değerli unsurlar halinde her vakit işimize yarayacağını teslim etmemek mümkün değildir. Halkevimizin bu kitaplarla meşgul olmasını bilhassa Medâr-ı Şemsî, Devvâr-ı Şemsî, İntizâr-ı Şemsî, Gamhâr-ı Şemsî, Ezhâr-ı Şemsî, İtimâr-ı Şemsî, Karâr-ı Şemsî gibi bugün meraklısı da toplayıcısı da azalan mevzulara dair eserlerinin birbirini tamamlayan kısımlardan mükerrep bir kitap halinde basılması için himmet sarf edilmesini gerçekten temenni etmeliyiz. Bu teşebbüs sadece merhumun ruhunu şad etmek gibi kuru bir hayır işi değil, Bursa tarihinin çok lüzumlu sahifelerini kaybetmemek bakımından bizim için çok yerinde bir kültür borcudur.5 Şemsettin Ulusoy’un kitapları ile kısa bir hal tercümesini Gülzâr-ı Mısrî isimli eserinden alarak buraya geçiyorum: 1287 (1867) tarihinde Bursa’da doğdu. İzmir ve Bursa’da tahsilden sonra babasından hususî dersler aldı. Vergi, Nüfus, Yabancı Komisyonu gibi vazifelerde bulundu ve babasının vefatı üzerine Mısrî Tekkesine şeyh oldu ve Pınarbaşı’ndaki İzzettin Camii’nin hitabet (Cuma günleri hutbe okuma) vazifesini elli yıldan fazla bir zaman ifa etti.
Boş vakitlerinde Şeyh Vahyî’den akaid ve tasavvuf okudu. Sonra fennî ilimlere bu arada tarihî konuları merak ett ve bu meslek üzerinde hayatının sonuna kadar çalışarak birçok eserler meydana getirdi. 7 Nisan 1327’de ilk teşkil olunan Tarih Encümeni’ne aza tayin edildi. Meclis-i Meşayıh, Donanma Cemiyeti, Cihat Komisyonu azalıklarında bulundu. Bir aralık kütüphaneleri tasnife ve 1927’de de kütüphaneleri teftiş ve tetkike memur edildi. 1932’de Halkevi’nde Tarih Komitesi’nde çalıştı.
Dört ay evvel tedavi için gittiği İstanbul’da 69 yaşında olduğu halde 9 Teşrinievvel 1936 Cuma günü vefat ederek Merkez Efendi kabristanına gömüldü.
Eserleri • Gülzâr-ı Mısrî-Yadigâr-ı Şemsettin: Üç kısımdı. Birincisi Mısrî tekkesinden ikincisi Bursa’daki tekkelerin inşasından itibaren şeyhlerin hal tercümelerinden (yarısı basılmıştır) üçüncü kısım ise tekkesi olmayan hulefanın -Gülzâr-ı urefanın te’lif tarihi olan 1263(1847) den sonra tarihe geçmeyen- ulema, şuara ve bazı eşrafın hal tercümelerinden bahseder. • Bergüzâr-ı Şemsî: Muhtelif zamanlarda yazdığı makaleler. • İhtiyâr-ı Şemsî: Eski şairlerin seçme şiirleri. • Ezhâr-ı Şemsî: Bursalı ve Bursa’ua mensup şairler. • Mi’yâr-ı Şemsî: Tarih kitaplarındaki yanlışlar hakkında. • Güftar-ı ve Eş’âr-ı Şemsî: Kendi manzum sözleri. • İtimâr-ı Şemsî: Ulucami içindeki yazıların tarihçesi. • Karâr-ı Şemsî: Bursa’da yatan meşahir hakkında bibliyografi. • İhtâr-ı Şemsî: Eski devirle yeni devri mukayese. • Iztırâr-ı Şemsî: içtimai bazı tenkitler. • Dildâr-ı Şemsî: Seyahat notları. • Medâr-ı Şemsî: Bursa camileri ve kitabeleri. • Devvâr-ı Şemsî: Bursa medreseleri. • İntizâr-ı Şemsî: Bursa’ya ait batıl itikatlar ve hurafeler. • Miyâr-ı Şemsî: Bazı zevat için söylediği tarihler. • Gamhâr-ı Şemsî: Bursa’ya ait hikaye ve fıkralar. • Diyâr- Şemsî: Bursa tarihine ait 800 küsür sahifelik tarih. • Ebrâr-ı Şemsî: Mevlüd, mi’raciye vesair hakkında. • İ’tisâr-ı Şemsî: Akl-ı Selim namıyla çıkan kitaba cevap.6




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>