İZNİK ROMA TİYATROSU KAZILARINDA SON DURUM


Aygün Ekin Meriç

İznik’in güneybatısında bulunan İznik (Nicaea) Tiyatrosu , İznik Gölü’nden 13 metre yükseklikte,  kıyıdan 400 metre, surlardan 90 metre içeride bulunmaktadır. Anadolu’nun ayakta kalan en görkemli eserlerinden birisidir. Düz bir alana inşa edilmesinden dolayı eşine ender rastlanan bir alt yapıya sahiptir. Tiyatro, MS. 2. yüzyılda Roma İmparatoru Trajan (MS. 97-117) tarafından, Bithynia Valisi olan tarihçi ve yazar Plinius’a yaptırılmıştır. Plinius, MS. 111 yılında İmparator Traian’a yazdığı mektuplarda, yapının hala tam olarak bitmediğinden bahsetmektedir. İznik Tiyatro’su, gösterişli mimarisi, karmaşık tonozlu/kemerli alt yapısı ve inci gibi işlenmiş süslemeleri ile eşsiz ihtişamda ve güzellikte bir yapıdır. İki katlı oturma sıraları ve üst balkonuyla birlikte yaklaşık 10.000 seyirciye hizmet etmiştir. Özellikle Gladyatör Oyunları’nın oynandığı Tiyatro, bölgenin başkenti olarak çok önemli gösterilere sahne olmuş olmalıdır.

Nicaea Tiyatrosu moloz taş ve harç kullanılarak Roma betonuyla inşa edilmiştir. Sahne yapısında ve dış duvarlarında mermer kaplamalar dikkat çeker. Diğer kısımlarda ise dış yüzey kireçtaşı bloklarıyla kaplanıp demir kenetlerle sağlamlaştırılmıştır. Bazı bloklarda taşı işleyen ustanın işaretleri vardır. İznik çevresindeki arazi çalışmalarıyla Tiyatro yapımında Deliktaş, İnikli, Ömerli ve Sarıkaya taş ocaklarından yararlanıldığı saptanmıştır.

İznik Tiyatro’su ilk kez 1743 yılında R. Pococke tarafından belirlenmiş ve krokisi çizilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle İznik Tiyatrosu’ndaki kazı çalışmaları ilk olarak 1980 yılında başlamıştır. O zamanlar Bursa Müzesi’nde uzman olarak görev yapan Bedri Yalman tarafından başlatılan kazılar 2006 yılına kadar devam etmiş ve bu uzun yıllarda orkhestra, cavea, parodoslar, bazı tonozlu galeriler ve sahne binasının ön cephesi kazılmıştır. Bundan sonra Tiyatro’da kazılara bir süre ara verilmiştir. 2011-2014 yıllarında İznik Müzesi tarafından kazılara tekrar başlanmıştır. Bu dönemde sahne binasının arkasındaki odalar, güneyde tonozlar önündeki dolgu toprağı ve bazı galeriler ortaya çıkartılmıştır. 2015 yılında ise Uludağ Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Ayşin Özügül tarafından kazılar devam ettirilmiş, güneyde tonozlar ve batı parodosta çalışmalar yapılmıştır. 2016 yılından itibaren kazılara, Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nün bilimsel başkanlığında bir ekiple devam edilmektedir. Özellikle son yıllarda İznik Roma Tiyatrosu kazıları, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin cömert katkılarıyla neredeyse kış aylarına kadar aralıksız sürebilmektedir.

2016 yılında başladığımız kazılarda öncelikle Tiyatro’nun özgün haldeki durumunun nasıl olduğunu anlamaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmiştir.  Mimari bloklar tek tek ölçülüp çizilmiş, kataloglanmış ve plandaki yerlerine yerleştirilmeye çalışılmıştır.  Mimari blokların yıkılma yönlerini ve in-situ durumlarını anlamak adına rölöve çizimleri yapılmıştır. Tiyatro, 84 metre uzunluğunda ve 63 metre genişliğinde bir alanı kaplamaktadır (ŞEKİL 3). Dışta üst üste iki tonozlu mekân ile yükseltilmiş taşıyıcı sistem 12 adet tonozdan oluşmaktadır. Dış tonozların devamında alt caveayı taşıyan 7 adet trapezodial tonoz bulunmaktadır. Diazoma ile alt ve üst cavea olarak ikiye ayrılan oturma sıraları sekiz dilime (kerkides) bölünmüştür. En üst oturma sırasındaki izleyici yerden yaklaşık 20 metre yükseklikten bakarak gösterileri seyretmiştir. Seyirciler Tiyatro’ya gelirken her iki yandan gösterişli, sütunlu galerilerden geçmekte (ŞEKİL 4), sonra seyirci giriş-çıkışlarının yapıldığı parodosa (Lat. additus maximus) ulaşmaktadırlar. Caveanın karşısında, oyunların oynandığı 45 metre doğu-batı uzunluğunda üç katlı bir sahne binası (skene) bulunmaktadır. Sahne binasının cephesinde bu dönemde kullanılan savaş araçlarının, özellikle kalkan, mızrak, pazıbent, zırh ve kamaların kabartma olarak işlendiği bir friz görülmektedir. Bu eserlerde sarmaşık, kenger yapraklarıyla çevrelenmiş Herakles, Perseus, Pegasus ve Eros gibi mitolojik figürler işlenmiştir. Gladyatör dövüşlerinin yapıldığı orkhestra bölümü ile seyircilerin oturduğu bölüm bir duvar yardımıyla birbirinden ayrılmıştır. Yapıda bu tür gösterilerin yapıldığını ispat eden bir kabartma batı duvarına işlenmiştir (ŞEKİL 5). Belki de bu oyunlar Bursa’ya özgü geleneksel kılıç kalkan oyunlarının atalarıdır.

 

2016 yılında ilk olarak Tiyatro’nun batı kesiminde bulunan parodos ve hemen ona bitişik durumdaki sütunlu yapının ortaya çıkarılması amacıyla kazıya başlanmıştır. Bu alanda sütunlu galeriye ait olduğunu düşündüğümüz çok güzel bir mask bezemeli üst yapı elemanı bulunmuştur . Batı Parodos açması, Tiyatro caveasının batı giriş merdivenleri ile sütunlu galeri arasında bulunan geniş bir alandır. Bu alanın güney sınırında, bir adet MS. 4.-6. yüzyıla tarihlenen bir Filistin amphorası içerisine koyulmuş yeni doğmuş bir bebek iskeleti de bulunmuştur. Bu dönemlerde gayri meşru çocuklarının bu şekilde gömüldüğü bilinmektedir (ŞEKİL 7). Daha sonra orkhestra bölümünde orijinal zemini bulmak amacıyla kazı çalışmaları yapılmıştır. Burada öncelikle atılı halde bulunan 290 adet mermer blok ve blok parçası, fotoğraf ve arşivleme işlemleri tamamlandıktan sonra vinç yardımı ile tiyatronun güneyindeki taş platformuna taşınmıştır (ŞEKİL 8). Çok zahmetli ve maliyetli bu çalışma sonrasında orkhestra kazıya uygun hale getirilmiştir. 89,25 metre seviyesinde bulduğumuz cavea duvarına ait işlenmemiş taş blok sıraları, zeminin bu seviyede olduğunu anlamamızı sağlamıştır. Ne yazık ki orkhestra zeminde herhangi bir mermer kaplama parçası bulamadık. Belki de bunlar sonraki dönemlerde sökülerek alındı ya da zemin şu andaki gibi sıkıştırılmış topraktandı.

Sahne binasının arkasından üç merdivenle inilen, özgün cadde seviyesine ulaşmak amacıyla doğu-batı hattında kazı çalışmaları yapılmıştır. Bu alanda sahne binasından yıkılan çok sayıda mimari blok bulunmuştur. Bunlar sahne binasının özgün halinde nasıl olduğuna dair önemli ipuçlarıdır. Daha sonra batı parodosun önünde, doğu sütunlu galeri yapısının benzerinin olup olmadığını anlamak için kazı çalışmalar başlatılmıştır. Hemen açmanın kuzeybatı köşesinde 90,63 metre seviyesinden baş ve boyun kısmı tam, alt kısmı eksik yan yatmış bir adet mermer Herme bulunmuştur. . Herme’nin gövde kısmında kabartma olarak sadece cinsel organı işlenmiştir. Bu alanda devam eden kazılarda iki adet Herme başı ve üç adet gövde parçası daha bulunmuştur.  Doğu Sütünlu Galeri’de bulunan mimari bloklar ve plastik eserler nedeniyle, batıdakinden farklı olarak iki katlı bir galeri olduğu düşünülmektedir.

Kazılarda bulunan çok sayıda küçük buluntu, sikke ve seramikler Helenistik, Roma ve Bizans Dönemi’ne tarihlenmiştir. Helenistik seramikler içinde MÖ. Geç 3. yüzyıla ve Erken 2. yüzyıla tarihlenen kaliteli siyah firnisli ve aplike seramikler, unguentarium ve kandiller Tiyatro’dan çok önceki bir dönemde yaşayan insanlara aittir. Özellikle çok sayıdaki Megara Kase kalıpları bu dönemlerde aktif olan bir seramik üretim atölyesinin varlığını düşündürmektedir. Roma seramikleri içinde sigillatalar, kandiller , firnisli firnissiz kullanım kapları ve amphoralar yoğunluktadır. Bunlar özellikle Tiyatro dönemindeki kullanıma işaret etmektedir. Bizans seramikleri, kandiller  bu dönemdeki sahne binasında da görülen mimari eklentilerle ilişkili olmalıdır. Osmanlı dönemine tarihlenen malzeme içinde özellikle fırın malzemeleri dikkat çekicidir. Bu alanın güneybatısında Osmanlı seramik fırınlarının da olduğu düşünülürse bu buluntular çok anlamlıdır.

Tiyatro’da neredeyse hiç oturma basamağı kalmamış sadece bunların temelleri korunabilmiştir. Bizans İmparatorları III. Leon (MS. 717-741) ve V. Konstantin (MS.741-775) dönemlerinde Tiyatro’ya ait birçok parça sökülerek kent surlarının sağlamlaştırılmasında kullanılmıştır. Bu parçalar, bugün İznik Surları’nda da görülebilen özellikle Tiyatro oturma sıraları  ve sahne binasına ait friz parçalarıdır. Kentin savunması için Tiyatro feda edilmiş görünmektedir. İstanbul’un 1204 yılında Haçlılar tarafından işgal edilmesiyle Nicaea’ya yerleşen Theodor Laskaris (1204-1222), savaşı İznik’ten yönetmiştir. Yapılan çatışmalarda ölen onbinlerce Laskaris askeri kent içindeki boş yerlere gömülmüştür. Tiyatro kazılarında da çok sayıda bu döneme ait toplu mezarlar bulunmuştur. İskeletlerin bazılarında beyin ameliyatları belgelenmiştir.

 

Alt caveanın batısında, 13. yüzyıla tarihlenen ve planı tam olarak anlaşılabilen üç nefli bir Bizans Kilisesi kalıntısı bulunmaktadır . Tiyatro’nun bu kısmında yıkılmak üzere olan bu kilisenin nasıl korunacağı ya da başka bir yere taşınıp taşınmayacağı uzmanlarımız tarafından değerlendirilmektedir. Yine alt caveanın güney kısmında diazomayı da içine alan bölümde Osmanlı Dönemi’ne ait bir seramik atölyesi ve Çini Fırını vardır. Bu alanlarda çok sayıda Milet, Şam, Rodos ve Haliç işi çok değerli seramikler ve çiniler bulunmuştur. Osmanlı Dönemi’nde 14. ve 15. yüzyıllarda bazı inşaatlarda Tiyatro blokları kullanılmaya devam etmiştir.

Öncelikli olarak mevcut Tiyatro’nun korunmaya alınması ve restorasyon çalışmalarına ivedilikle başlanması planlanmıştır. Kazı kurul üyelerimizden restoratör/mimar Doç. Dr. Ali Kazım Öz ve Doç. Dr. Nezihat Köşklük Kaya’nın bilimsel danışmanlığında Kuleli Restorasyon şirketi tarafından restitüsyon çalışmalarına başlanmıştır. En geç iki yıl içinde İznik Tiyatrosu’nun restore edilerek ziyarete açılması planlanmaktadır. Bizans Dönemleri’ne ait eklentiler ve Osmanlı Dönemi’ne tarihlenen Çini Fırınları da gezi programına dâhil edilecektir. Yapılacak gezi güzergâhlarıyla gelen ziyaretçiler sadece Roma Tiyatrosu’nu değil aynı zamanda İznik’in Bizans Dönemi’ndeki yapıları ve Osmanlı Dönemi’ndeki fırınlarını da görebilecek ve anlayabileceklerdir.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>